Gündem
  • 24.6.2004 12:39

ANAP, ÖZAL'IN AİLESİ YÜZÜNDEN ÇÖKTÜ...

VATAN'IN HABERİ Ben en çok kovboy filmlerini seviyorum Haber : Deniz GÜÇER Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "sert" görüntüsüne karşın kabinede fıkra anlatmayı en çok seven bakanlardan... Pazar sabahları kovboy filmleri izliyor, çünkü kazanan hep "kanun" oluyor. Akşamları bakan arkadaşlarıyla fasıl yapıyor. Peki, enstrüman çalıyor mu? Bakan'dan cevap: ÇENE Adalet Bakanı, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, hem özel hayatıyla ilgili hem de son dönemin gündemine oturan eski DEP'li milletvekilleriyle ilgili soruları yanıtladı. * Sizi niye hep hiç gülmeyen, ciddi bir siyasetçi olarak tanıyoruz? Yüz güldürecek soru sormuyorsunuz ki. Dikenli sorular geliyor. Oysa tam tersi gülerim. * Fıkra anlatmayı severmişsiniz değil mi? Evet. Özellikle Abdülkadir (Şener) Bey ve Ali Coşkun Beyle çok sık anlatırız. Onlar olmasa ben ne yaparım zaten! * Dışarda görüşüyor musunuz? Biz günde bir kez birbirimizi aramasak içimiz rahat etmez. Arada bir fasıl akşamlarımız olur * Bizi çağırmazsınız tabii... O zaman iş resmiyete biniyor. Biz o zaman kendi hayatımızı yaşamak, çocuklaşmak istiyoruz tabiri caizse. Şimdi bu kameralar falan canavar gibi. * En çok hangi şarkıyı söylemeyi seviyorsunuz? O anki havaya bağlı. Ali Bey'in güfteleri vardır. İlgisi fazladır o anlamda. Abdülkadir Bey ise iyi bir dinleyicidir. İyi bir gülücüdür. * Sizin sesiniz nasıldır? Fena değil. Koroda daha iyi de, soloyu bilemiyoruz. Belki hamamda da daha iyi çıkar. * Çaldınız bir enstrüman var mı? Çok iyi çene çalarım. * Vurdulu kırdılı fiilileri sever misiniz? Kovboy filmlerini severim. Ama niye biliyor musunuz? * Hayır? Çünkü sonunda bütün kötüler ölür. * Ölmeli mi peki? O piyasada temizlenir. Şöyle söyleyeyim, ölmesin ama etkisiz hale getirilsin. Orada hep kanun otorite kazanır. * Koltuğa yakışır bir cevap oldu... Eh artık. Pazar günleri TRT'de seyrediyorum. * Futbolla aranız nasıl? Futbol seyircisiyim. Fenerbahçe ve Gençlerbirliği'ni tutuyorum. * Gençler? Şöhreti alıp bitiren değil, şöhret olmayanı alıp şöhret yaparak futbolu sevimli hale getiren bükülüp. İlhan Cavcav da işi başarıyla yürütüyor. Zeynep Özal'ın açıklamaları rahmetlinin ruhunu taciz ediyor "Turgut Bey ve ailesini hep ayırmışımdır" * Zeynep Özal'ın kitabını okudunuz mu? Okumadım. Okumak da istemem. * Neden? Şimdi samimi kanaatimi söyleyeyim. Ben her zaman beraber olduğumuz dönemde Turgut Bey ve ailesini hep ayırmışımdır. Zaten il başkanlığına da karşı çıkan üç kişiden biriyim. İşin o kısmını ben hep ayırdım. Zannediyorum o açıklamaları falan rahmetlinin ruhunu da taciz ediyordur. Bir evlat bu hatıralara biraz saygı duymalı. Bunu toplumda yadırgıyor bence. ANAP'ın oy kaybın da, bunca hizmete rağmen çok önemli dahilleri oldu. ANAP'ı belli bir noktaya getirmeyi başardı aile. 'Flört fahişeliktir'e düzeltme * ANAP döneminde "Flört fahişeliktir" sözlerinizle gündeme gelmiştiniz. Ciddi eleştirilere uğradınız. Söylediniz mi bu sözleri? Hayır. O dönem biz ANAP'ın muhafazakar kanadının ileri gelenlerinden görülüyorduk. Algılamaya göre. Sonra kutsal ittifakçılar, liberaller, muhafazakarlar diye konserve çeşidi gibi böldünüz. O haberi yazan muhafazakarların öne çıkmasından rahatsız. Bana bir gün "Resmi nikaha dayanmayan birlikteliklere ne diyorsunuz? İsveç de var" dedi. Ben hukuk adamıyım. TC devleti adına politikaları yürütüyoruz. Bak Medeni Kanunu'nun 200 maddesi evlenmeyle ilgilidir. Nikaha dayalılık vardır. Ben esas itibariyle nikaha dayalı evliliği tercih ederim dedim. Diğeri kişisel tercihtir. Bizim kanunumuz imam nikahını da kabul etmiyor dedim. İşte laf bu kadar. Ertesi gün "Flört fahişeliktir" diye bir manşet. Altına bak, alakası yok. Tekzip ettim ama... 13 sene geçti. Haberi yazan arkadaşımız beni aradı telefonla. "Vicdanen rahatsızım, söylemediniz bu lafı" dedi. Eee dedim bunu ikimiz duyuyoruz, kamuoyu ne olacak. Hala o beyan esas alınarak hükümetteyken bu bakan şöyle yorumları yapılıyor. Benim çoluk çocuğum rencide ediliyor. "Programa çıkar mısınız" dedi. Söylersen çıkarım dedim. Çıktım. O da samimi olarak bunu düzeletti. 13 senelik rötarla da olsa taktire değer. Kırgınlığım yok. Yargı tarihi sorumluluk aldı... * DEP'liler bir günde serbest kaldılar. Bu ani serbest kalış yargıyı zor durumda bırakmadı mı? Yargı tarihi bir sorumluluğu da omuzlarına alarak bir karar vermiştir. Mahkemeler dışardaki beklentilere göre karar vermezler. Hakimler kişinin orijinine, inancına göre değil hukuka, vicdani kanaatine, delillere göre karar verir. Mahkumiyet kararı veren de, tahliye kararı veren de bu sınırlar içinde vermiştir. Son zamanlarda yasalar çıktı. Anayasa değişikliği yapıldı. Uluslararası sözleşmeler öncelikle uygulanan normlar haline getirildi. Altını çiziyorum çünkü doğru olanı budur. Ama dava özü itibariyle siyasetle bağlantılı davadır. Bu kişilerin bir siyasi hayatı var. Siyaset yaparken tutuklanmış, hüküm giymişler. Mahkumiyet kararı veren DGM kararı da siyaseten tartışıldı. Tahliye kararı veren Yargıtay'ın ilgili dairesinin kararı da tartışıldı. Konu özü itibariyle siyaset olunca tartışılan burada siyasettir. Biz yargı kararlarına saygılıyız lafını nezaketen söyleyenlerden değilim. Bunu inanarak söylerim. * Çıktıktan sonra ilginç açıklamalar duyduk. Şimdi de 20 bin faili meçhul var diyorlar. Sizin açıklamanız oldukça sert oldu. Sopayı göstermekten bahsettiniz... Söylediğim gayet açıktır. Eskiden beri Türkiye devleti, parlamentosu demokratik açılımlar yapmayan, kuvvet kullanarak işlerini çözmeye çalışan bir ülke olarak anlatıldı. Böyle tanıtıldı. İçerden, dışardan TC devletini bu noktaya getirdik. Şimdi önemli demokratik açılımları yapıyoruz. Eğer maksadınız demokratik taleplerinizi dile getirmekse Türkiye bu kanalları açtı. Niyet buysa... Uyum paketleri, anayasa değişiklikleriyle önemli mesafe alıyoruz. Ama siz bir taraftan demokrasi, insan hakları der öbür taraftan bunların en büyük düşmanı olan terör örgütüyle Türkiye Cumhuriyeti devletini kıyaslamaya, bununla pazarlık yaptırmaya ya da onun sözcüsüymüş gibi davranmaya kalkarsanız o zaman bu beklenen maksat hasıl olmaz. Bundan Türkiye'deki demokratik süreçten istifade ederek, terörle bir manada özdeşlemek gibi bir mana çıkar. Bunu doğru bulamam, bulmam. Dünyanın hiçbir ülkesinde demokrasi standartı ne olursa olsun yeri geldiğinde gücünü kullanmayan bir devlet olmaz. Artık kimse terörden medet ummamalı. Terörü meşrulaştırma gayreti içinde olmamalı. "Ama, fakat'lı terör kınamaları olmamalı. Terör terördür. Kimse bu noktada yarım ağızla bir tavır içinde olmamalıdır. Abdullah Bey'in istediği barıştır * Abdullah Gül'ün DEP'lileri kabul etmesinin toplumun bir kesimini rencide ettiğini düşünüyor musunuz? Herkesin yapmak istediği şey, sayın Abdullah Bey'in de, bir başkasının da yapmak istediği bu ülkede barış olsun isteğidir. Bakın bu işlerin çok kolay olmadığını başkalarının da çok iyi anlaması lazım. Gayet açık. Şimdi şu olsun bu olsun diyenler, Başbakan Yardımcısı'nın görüşmüş olmasının getirdiği sıkıntıyı da iyi görmeleri lazım. Türkiyede demokratikleşme de kolay olmuyor. Herkes geriye dönük nerede yanlış yaptığını düşünürse Türkiye çıkış yolunu bulur. Doğrusu Türkiye çıkış yolunu buldu da başkaları da bulur. Bulmak istemiyorsa? Türkiye AB sürecinde. Bu süreçte olan ülkelerde kanunlar uygulanmaz Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:27

İLGİLİ HABERLER