BAHÇELİ DTP'YE YENİ İSİM TAKTI!..
YUSUF ZİYA ERARSLAN
ANKARA- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün dünyada milli birliği, toprak bütünlüğü ve devlet yapısı hem içerde hem dışarıda tartışılan iki ülke olduğunu savunarak, "Bunlardan birisi, askeri işgal altında olan ve iç savaş yaşayan Irak'tır.
İkinci ülke ise, her cepheden husumet ablukası altına alınan, iç çatışma ve bölünme sürecinin harekete geçirilmesi için ağır tahriklere maruz bırakılan Türkiye'dir" dedi.
Bahçeli, isim vermeden DTP için 'etnik husumet partisi' ifadesi kullandı. Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin milli değerleri, milli birliği ve güvenliğine yönelik tahrik ve tehditlerin çok tehlikeli noktalara taşındığını kaydetti.
Etnik çatışma fitilini ateşlemeye çalışan hain saldırıların Türkiye'yi patlamaya hazır bir barut fıçısı haline getirdiğini ileri süren Bahçeli, bugün Türkiye'nin üç koldan saldırı altında olduğunu iddia etti. PKK'nın terör eylemleri takviminin uygulanmasına geçildiğini belirten Bahçeli, "PKK güdümündeki şehir eşkıyaları sokaklara inmiş, bombalı saldırı ve kundaklama eylemlerine başlamıştır.Büyük şehirlerin varoşlarında yoğunlaşan kanlı eylemler ve sokak gösterilerinin Nevruz döneminde tırmandırılacağı anlaşılmaktadır" dedi. PKK'nın dağlardaki militanlarının da inlerinden çıktığını ve saldırı hazırlığı içine girdiğini öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:
"PKK'nın siyasi eylem planı da aynı şekilde hayata geçirilmiştir.
PKK'nın Türkiye'deki cephe örgütü olan etnik husumet odağı siyasi partinin tahrik kampanyaları hayasızca sürdürülmektedir. Türk bayrağını yok sayan ve İstiklal Marşımızın bir ölüm sembolü olduğunu söyleyen bu partinin teşkilat binaları PKK'nın propaganda merkezi haline dönüştürülmüştür. PKK terörü ile iç içe geçmiş olan etnik bölücülüğün parlamentoda temsili için yeni girişimler başlatılmıştır.
Açıklanan plana göre PKK terörünün sözcüleri ve maşaları bağımsız aday olarak parlamento'ya taşınacak ve Meclis kürsüsü PKK'nın tahrik platformu haline getirilecektir. Bu suretle 'düz ovada siyaset' kavramı ve söylemine somut içerik kazandırılmış olacaktır. Türkiye'nin karşısındaki terör ve etnik bölücülük sorununu, siyasi kimlik ve azınlık hakkı çerçevesine oturtarak uluslararası sorun haline getirme çabaları hız kazanmıştır.
Diyarbakır-Kerkük ekseninde başlatılan tahrikler, ayrı bir etnik gruba mensubiyet şuurunun güçlendirilmesi yönünde sürdürülmektedir. Türkiye'nin bölünmesi reçeteleri ve siyasi çözüm zorlamaları, halkların kendi kaderini tayin hakkı ve gönüllü birliktelik kavramları etrafındaki tartışmalarla yeni boyutlara taşınmıştır.
Türkiye'nin idari yapısının demokrasiye uygunluğu ve eyalet sisteminin uniter devlete aykırı olup olmayacağı üzerindeki tartışmalar da 'iki milletli yeni ortaklık devleti' hayaline zemin kazandıracak unsurlar olarak piyasaya sürülmüştür. İmralı canisi üzerindeki tecridin kaldırılması ve İmralı'nın uluslararası denetime açılması yönündeki tahrik kampanyaları ve gövde gösterileri bütün hızıyla devam etmektedir. Terörün dış cephe ve destekleri ile PKK-Barzani ekseninde yaşanan gelişmeler de endişe verici boyutlara ulaşmıştır.
Kuzey Irak'ı Türkiye'ye karşı bir saldırı üssü olarak kullanan PKK'nın bu bölgedeki faaliyetleri Barzani'nin himayesinde alenen sürmektedir. Terörle mücadelenin havale edildiği koordinasyon mekanizmasının ölü doğduğu, somut bir sonuç veremeyeceği yaşanan gelişmelerle artık anlaşılmıştır. Barzani ve ABD'nin, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki terör tehdidiyle mücadelede askeri bir harekata girişmesine karşı çizdikleri kırmızı çizgi giderek keskinleşmiştir. Bu kırmızı çizginin arkasındaki cepheye Türkiye'deki PKK partisi de katılmıştır. Türkiye'nin içini karıştırmaya kararlı olduğu görülen Barzani'nin hayasız tahrikleri, Türkiye'ye alenen husumet ilanı niteliği kazanarak devam etmektedir".
MHP lideri Bahçeli, bütün bu gelişmeler ve önümüzdeki tablonun Türkiye'nin yakın tarihinin en ağır tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu gösterdiğini ifade ederek, "Türkiye'nin önündeki sorun, bir varlık ve beka sorunudur. Bugün dünyada milli birliği, toprak bütünlüğü ve devlet yapısı hem içerde hem dışarıda tartışılan iki ülke bulunmaktadır. Bunlardan birisi, askeri işgal altında olan ve iç savaş yaşayan Irak'tır. İkinci ülke ise, her cepheden husumet ablukası altına alınan, iç çatışma ve bölünme sürecinin harekete geçirilmesi için ağır tahriklere maruz bırakılan Türkiye'dir" değerlendirmesinde bulundu.