Gündem
  • 7.3.2007 16:41

BAHÇELİ'DEN BARZANİ VE DTP'YE SERT TEPKİ

YUSUF ZİYA ERARSLAN
ANKARA  - Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Barzani'nin tehdit ve saldırılarının Türkiye'ye 'savaş ilanı' ile eş anlamda olduğunu savunarak, "Peşmergelerin ve teröristlerin yanında yer alarak Türkiye Cumhuriyeti devletine silahla karşı koyacaklarını açıkça ilan eden hainlerin fiillerinin niteliği ve karşılığı bellidir. Bunun adı silahlı isyan ve vatana ihanettir" dedi.


Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin; terörün maşası etnik bölücülerin devlete meydan okuyan tahrik kampanyalarını serbestçe yürüttüğü, Peşmergelerin açıkça tehdit ettiği, korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirildiğini öne sürdü.


Son dönemde tırmanan etnik tahriklerin yeni boyutlar kazanarak ağırlaştığını ve Türkiye'ye karşı 'ortak bir husumet cephesi' oluşturulması niyetlerinin su üstüne çıktığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Bu konudaki tespitlerimiz şunlardır: Bu birleşik husumet ve direniş cephesinin içimizdeki unsurları, PKK terör örgütünün maşalığını yapan etnik tahrik partisi ile buna mensup belediye yöneticileridir. Irak'tan kopmaya hazırlanan Barzani ve Peşmerge yönetimi de bu ortak cephenin diğer ayağını oluşturmaktadır. Türkiye'ye karşı oluşan PKK-Barzani-Peşmerge ittifakının üç stratejik hedefi bulunmaktadır: Kuzey Irak'taki siyasi yapının bağımsız devlet olma sürecini tamamlaması ve Türkiye'nin sindirilerek bu süreci etkileme ve engelleme iradesinin kırılması, birinci stratejik hedeftir. İkinci hedef, Kerkük'ün bir Kürt şehri olarak bu siyasi yapının merkezi olmasının sağlanmasıdır. Üçüncü stratejik hedef ise, Türkiye'nin karşısındaki terör ve etnik bölücülük sorununun siyasi bir sorun haline dönüştürülmesi ve PKK'nın siyasi programı doğrultusunda Türkiye'nin siyasi bir çözüme zorlanması olarak tespit edilmiştir. Bu ortak cephe, akrabalık ilişkileri ve duygusal bağın çok ötesinde sözde aynı etnisiteye mensubiyet varsayımı üzerine inşa edilmiştir".


Bahçeli, Kuzey Irak'taki aşiretler ile Türkiye'deki Kürt kökenli Türk vatandaşlarının, sözde aynı etnik yapının ayrı düşmüş mensupları olarak ortak bir cephe içinde yer almalarına çalışıldığına dikkati çekti. Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu cephenin hedef olarak belirlediği ortak hasım ise Türkiye Cumhuriyetidir.

 Bu ihanet ortaklığının hayalinde, yukarıdaki üç stratejik hedefe belirli bir program dahilinde ulaşıldıktan sonra, 'kuzey ve güney'deki unsurların birleşmesi ve sözde 'Büyük Kürdistan Devleti'nin kurulması yatmaktadır.


Son dönemde yaşanan şu gelişmeler bu mihrakların Türkiye'yi terör ve başkaldırı tehdidiyle sindirme stratejisini uygulamaya koyduğunu göstermektedir. Kerkük'ün Kürdistan şehri olduğunu göstermek için Diyarbakır'da konferans düzenlenmesi, Türkiye'de PKK'nın sivil kanadı olarak faaliyet gösteren bir siyasi parti yöneticilerinin 'Kerkük'e yapılacak bir saldırıyı Diyarbakır'a yapılmış sayarak buna karşı koyacakları' yolundaki hezeyanları, aynı parti yöneticilerinin 'Kürtlerin Irak'taki kazanımlarının korunması gerektiğini','Türkiye'nin bu bölgedeki Kürt hareketini bastırmaya çalışması karşısında sessiz kalınamayacağını" söyleyerek kin ve nefret kusmaları, PKK basın organlarında 'Türkiye Kuzey Irak'a müdahale ederse Türkiye'deki Kürtlerin yan gelip yatmayacağı ve Türk askerlerine Hakkari'de ve Şırnak'ta silahla karşılık vereceği' tehditlerinin yayınlanması, bu etnik kin ve husumet partisinin geçtiğimiz günlerde Ankara'da yapılan ve PKK'nın Kandil terör kampı eğitim toplantısına dönüşen kongresinde sergilenen hayasızlıklar ve İmralı canisinin sağlık durumu etrafında başlatılan yalan ve tahrik kampanyası ve bu vesileyle Türkiye Cumhuriyetine gözdağı vermeye yeltenen zavallıların tehditkar beyanları, bunun açık ve somut delilleridir. Bu noktada, Türkiye'nin içinden bu stratejinin bayraktarlığını yapan terör maşalarına ilişkin olarak şu tespitleri yapmak mümkündür: Türkiye'de, maalesef, Kuzey Irak modeline özenen 'Şeyh Sait' bozuntuları türemiştir. Türk vatandaşı olan ve Türk kanunlarına göre kamu görevi yapan parti ve belediye yöneticileri, bir dış gücün ajanı gibi faaliyet göstermekte, devlete meydan okuyarak silahlı ayaklanma tehdidinde bulunabilmektedir.


Peşmergelerin ve teröristlerin yanında yer alarak Türkiye Cumhuriyeti devletine silahla karşı koyacaklarını açıkça ilan eden bu hainlerin fiillerinin niteliği ve karşılığı bellidir. Bunun adı silahlı isyan ve vatana ihanettir. Ancak, bu odaklar unutmasın ki, Türk milletinin onurlu bir ferdi olan Kürt kökenli kardeşlerimizi bu oyuna alet etmeye, yem olarak kullanmaya güçleri yetmeyecektir. Bu hain emellere geçit vermemek ve Türk milletinin mensubu olan Kürt kökenli vatandaşlarımızı, en büyük düşmanları olan bu hainlerden korumak devletin birinci öncelikli görevidir.


Barzani'nin son günlerde sıklaşan ve Türkiye'yi alenen tehdit eden beyanları, bu ihanet zincirini tamamlayan son halka olmuştur. Kürt kökenli Türk vatandaşlarının Türk milletinden ayrı bir milletin mensubu olduğunu ve bölgede yaşayanların bağımsız devlet olma hakkı bulunduğunu belirten Barzani, "Türkiye'nin bu fikre alışması" gerektiğini söyleyecek kadar çizmeyi aşmıştır. Barzani'nin bu tehdit ve saldırıları, Türkiye'ye savaş ilanı ile eş anlamdadır. Onuru ve haysiyeti olan bir hükümetin bu durum karşısında yapması gereken, buna hak ettiği cevabı vermektir.


ABD Dışişleri Bakanı'nın sonradan tevil etmeye çalışsa da, Kuzey Irak'tan 'Kürdistan' olarak söz ettiği de düşünülürse, Türkiye'yi bekleyen büyük bir kriz kapıya dayanmıştır. Yaklaşan Nevruz, PKK'nın eylem takviminde önemli bir tarihtir. Geçtiğimiz yıl Nevruz vesilesiyle yapılan tahrik ve gövde gösterileri karşısında AKP hükümetinin meydanları PKK'ya bırakmasının ve Türk kanunlarını uygulama cesaretini bile gösterememesinin, terör maşalarına bu yıl için daha fazla cüret kazandırdığı kabul edilmelidir. Bunun sonucu, PKK'nın siyasi cephe örgütü gibi hareke u göstermektedir. Kerkük't eden etnik tahrik merkezlerinin öncülüğünde Nevruz'un; Devlete karşı direniş günü olarak kutlanması, kitlesel ayaklanma provalarına sahne olması ve İmralı canisi lehine gövde gösterilerine dönüşmesi beklenmelidir. Nitekim Nevruz kutlamaları sözde tertip komitesinin PKK yayın organlarında geniş şekilde duyurulan basın açıklaması bunun işaretlerini vermiştir. Buna göre; Nevruz 'demokratik birlik için demokratik özerklik' sloganıyla, 17-25 Mart tarihleri arasında başta Diyarbakır, Batman, Van, Mersin, Urfa ve İstanbul olmak üzere 76 merkezde kutlanacaktır. Nevruz ateşi Mersin'de yakılacaktır. Kutlamalara Barzani ve Talabani'nin yanı sıra Ermeni sanatçılar da davet edilecektir. Görüleceği üzere, PKK'nın kitlesel eylem ve gösterileri dokuz güne yayılarak Nevruz'un etnik tahrik kampanyasına dönüştürülmesi planlanmaktadır. Bu konuda yapılan açıklamada yer alan şu ifadeler, bölücü hainlerin bu yılki amaçlarına ve stratejilerine ışık tutmaktadır. Tertip komitesinin duyurusunda bu yılki kutlamaların 'kafatasçı milliyetçiliğe ve PKK'nın ilan ettiği ateşkese rağmen devam eden operasyonlara en iyi cevap olacağı' belirtilmiştir. İmralı canisinin Kürtlerin siyasi iradesi olduğu söylenen duyuruda 'Öcalan'ın Kürt sorununa demokratik çözüm önerisinin meydanlarda haykırılacağı' ve 'tekçi ulus devlet anlayışına karşı çıkılacağı' ifade edilmiştir. Kutlamaların Mersin'de başlatılması ve 'kafatasçı milliyetçiliğe' karşı bir gövde gösterisine dönüştürüleceğinin açıklanması, bu yılki Nevruz tahriklerinin çok üst düzeyde tırmandıracağını göstermektedir".

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 21:14

İLGİLİ HABERLER