BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN 'ERGENEKON' MESAJI
DEVLET ARIK-ZAFER ÇAKMAK
ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili süreçte sorunlar, soru işaretleri, aksaklıklar ve noksanlıklar olabileceğini belirterek, "Fakat tüm bu sorunlar da yine bizzat hukuk tarafından çözüme kavuşturulmalı. Hukuka dil uzatmak, hakimlerimizi, savcılarımızı töhmet altında bırakmak, toplumsal mutabakatı bozmaya çalışarak buradan rant elde etme gayretine girmek hiç kimseye fayda sağlamaz. Bunu ortada bırakmayalım. Sürece yardım edelim ve süreci destekleyelim. Süreç içerisinde sorumluluklarımızı yerine getirelim. Susmak gerekiyorsa susalım, beklemek gerekiyorsa bekleyelim" dedi.
BAYKAL'A 'ANAYASA' GÖNDERMESİ
Başbakan Erdoğan, TOBB'un 64. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Ergenekon soruşturmasına ilişkin önemli mesajlar verdi. Demokrasi ve hukuktan taviz veremeyeceklerini, verildiği anda tüm kazanımların kaybedilip, geriye dönüleceğini ifade eden Erdoğan, yeni Anayasa tartışmalarını değerlendirdi. Anayasa'ya ilişkin tartışmaların uzun süredir gündemde olduğuna işaret eden Erdoğan, "Toplumsal talepleri karşılayacak bir kısım Anayasal taleplerin gündeme alınması kaçınılmazdır. İyi niyetle bu meseleleri konuşmak, tartışmak ve ortak akılla meseleleri ele almak durumundayız. Daha ne olduğunu konuşmadan 'Hayır ben yokum' anlayışını ben mutabakat ve uzlaşma zemini olarak görmüyorum. Yoksa ne halkın beklentilerini karşılayabiliriz ne de gelecek kuşaklara bunu izah edebiliriz. Türkiye, 3 kasım 2002 seçimleriyle ortaya koyduğu değişim, dönüşüm iradesini, refah, ilerleme iradesini bugün de muhafaza ediyor" diye konuştu. Erdoğan, 'Seçim Yasası değişmeli' diyen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'na da cevap vererek, "Buna ben de aynen katılıyorum ama bunu tüm örgütler yapmalı" diye konuştu. Erdoğan'ın bu cevabı CHP lideri Baykal'ın ve bazı davetlilerin gülümsemesine yol açtı.
'MUTABAKAT ZEMİNİ ASLA VE ASLA BOZULMAMIŞTIR'
"Demokrasimizin tüm unsurlarıyla, tüm kurumlarıyla özellikle de bizzat milletimizin kendisiyle elele, omuz omuza tam bir mutabakat zemininde geleceğe ilerliyoruz, ilerleyeceğiz. Bundan hiç endişeniz olmasın" diyen Başbakan Erdoğan,Türkiye'de mutabakat zemininin asla ve asla bozulmadığını vurguladı. Birtakım çıkar cevrelerinin şahsi kayıplarından dolayı bir kaos manzarası çizmeye çalıştığını belinrten Başbakan Erdoğan, ancak Türkiye'nin azim ve kararlılıkla mutabakat zemininde ilerlemeye devam ettiğini söyledi.
İsim vermeden 'Ergenekon' soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Türkiye'de on yılların ardından nihayet oluşan bu mutabakat zeminini tahrik etmeye, tahrip etmeye yönelik girişimler olduğunu, teşebbüslerde bulunulduğunu da biliyoruz. İşte onun için hukuk diyoruz, işte onun için demokrasi diyoruz. İstikrar ve güven ortamına kastedenler, Türkiye'nin mutabakat zeminini bozmaya çalışanlar, huzur ortamını provake etmeye çalışanlar demokrasi ve hukuk içinde gereken cevabı buluyorlar, bulmalılar. Bunu engellemeye çalışmak, Türkiye'nin ilerlemesini, istikrarını engellemeye çalışmaktır. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum. Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Demokratik olgunluğa erişmiştir. Hukuk sağlam bir zeminde görevini yapmaktadır. Bize düşen her bir ferde, her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına düşen, demokrasi ve hukukun tüm boyutlarıyla işlemesine yardımcı olmaktır" şeklinde konuştu.
'SUSMAK GEREKİYORSA SUSALIM'
Ergenekon soruşturmasına atıfta bulunarak, "S üreçle ilgili sorunlar olabilir, soru işaretleri olabilir. Aksaklıklar noksanlıklar olabilir fakat tüm bu sorunlar da yine bizzat hukuk tarafından çözüme kavuşturulmalıdır" diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: "Hukuka dil uzatmak, hakimlerimizi, savcılarımızı töhmet altında bırakmak, toplumsal mutabakatı bozmaya çalışarak buradan rant elde etme gayretine girmek hiç kimseye fayda sağlamaz. Siyasetçinin faaliyet alanı bellidir. Nasıl ki sanayicinin, çiftçinin, işçinin, memurunun faaliyet alanı belliyse siyasetçinin de, hakimin de, savcının da faaliyet alanı bellidir. Bakınız ortada son derece vahim iddialar var. Her hafta bir yerden, içi nereden geldiği belli olmayan silahlarla dolu çukurlar açılıyor. Her gün tarihimizin karanlık bir noktasını, meçhul bir alanını aydınlatmaya yönelik iddialar ortaya atılıyor. Altını çizerek söylüyorum. Bu iddialar sadece ve sadece benim hükümetime, benim partime, benim arkadaşlarıma yönelik saldırıları dile getiren iddialar da değil. Bu iddialar Türkiye ekonomisini, Türkiye siyasetinin, istikrarın, kardeşliğin, barışın, huzurun hedef alındığına yönelik iddialardır. O zaman bırakalım hukuk işlesin, bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Yargısız infaz yapmayalım. Zaten suç sabit olmadıkça kimseye suçlu deme hakkımız yok. Bunu bilmemiz lazım. Ama bırakalım süreç işlesin. Suçlu ile suçsuz birbirinden ayrılsın. Kimseye de suçlu nazarı ile nihai karar verilmedikçe bakmayalım. Ve bunu ortada da bırakmayalım. Sürece
yardım edelim ve süreci destekleyelim. Süreç içerisinde sorumluluklarımızı yerine getirelim. Susmak gerekiyorsa susalım, beklemek gerekiyorsa bekleyelim. Bu iddialara destek vermek, taraf olmak değildir. Herkesin yapması gereken bu meseleyi taraftarlık meselesi olarak değil bir hukuk meselesi olarak görererek hukuki süreçlerin sağlıklı işlemesine destek olmaktır. Aksi takdirde ne geçmişin o karanlık noktalarına ışık tutabilir ne de geleceğimizi aydınlatabiliriz. Tüm aktörlerden siyasetin, ekonominin, sivil toplumun, hukukun, bürokrasinin, medyanın tüm aktörlerinden bu hassasiyeti beklediğimizi ifade etmek istiyorum." Erdoğan konuşmasının ardından CHP lideri Baykal ile tokalaştı. Başka bir programı olduğunu söyleyen Erdoğan, özür dileyerek salondan ayrıldı.