BAŞBAKAN KÖŞK'E GİDERSE OYLARIMIZ ARTAR!..
SİVAS - Memleketi Sivas'ta yerel bir televizyonun konuğu olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Mortgage Yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Sivas'ta yayın yapan Kanal 58 televizyonundaki Ali İzgi'nin sunduğu Sivas Aktuel adlı programa katılan Bakan Şener, Mortgage Yasası'nda hükümet içerisinde görüş ayrılıklarının olup olmadığı ve sürecin nasıl geçtiği, yasanın bundan sonra Türkiye'ye ne getirdiği sorularına cevap verdi.
Şener, "Bir kere farklı bakanların bakış açılarından farklı yorumlara konu olan madde hükümet tasarısı olarak meclise gelmedi. Hükümet tasarısında o madde yoktu. Plan ve Bütçe Komisyonu Alt Komisyonu'nda o madde tasarı metnine ilave edildi. Ancak üst komisyon görüşmeleri sırasında ben o maddenin biraz test edilmesi gereğine ihtiyaç olduğunu düşündüğüm için yürürlük tarihini üst komisyonda 2008 yılına çektirmiştim. Ama şimdi genel kurulda yürürlük tarihi filan da bir tarafa madde tamamen çıktı. Dolayısıyla hükümetten gelen metinde bu olmadığına göre bu konuyu hükümet üyeleriyle bağlantılı bir durum olarak değerlendirmemek lazım ve bana göre mortgage sistemi zaten bizati kendi teşvikini bünyesinde taşımaktadır. Başlar başlamaz, ilave bir takım özendirici hükümler de bazen bu mekanizmanın rasyonalite dışı kullanılmasına neden olmaktadır. Düşününki bir ücretli eğer bu vergi indirimi bulunduğu takdirde 300 milyon lira avantaj sağladığı takdirde diyecek ki 'Bir Mortgage kredisi alırsam, gelirim 300 milyon lira artmış olacak' maaşı ister özel sektörde, ister kamuda olsun, kredi kullandığı takdirde varsayıma göre ortalama 300 milyon devletin verdiği bir para çıkıyor ortaya. Aldığı kredinin taksitlerini ödeyemeyeceği durumda olanlar dahi bu 300 milyonluk hakkımı ne diye kullanmayacakmışım diye hesap bile yapmadan rasyanolite dışı krediye saldırabilir ve ödemede sorunlar çıkabilir. Onun için başlarken tüketicinin rasyonel, hesabını kitabını bilen bir tüketici gibi hareket etmesinin önemli olduğunu düşünüyorum, o maddenin var veya yok oluşunun sistemi önemli derecede etkilemeyeceğini düşünüyorum" dedi.
Yasanın beklediği şekilde çıkıp çıkmadığı sorusuna da cevap veren Şener, fazlası veya eksiği olabilir, bu önemli değil. Önemli olan Mortgage Yasası'nın çıkmış olmasıdır. Buna 2 senedir emek vermekte idim. SPK, kurullu taslak halende hazırladı. Daha sonra panel düzenlendi, yurt dışında görüşmeler yapıldı, Türkiye uygulamayla ilgili çalışma yaptı. Bakanlar kurulu ve mecliste bekledi. Bu kadar uzun süre takip ettiğim ve Türkiye'de finans piyasalarında en önemli değişim ve reformlardan biri olduğunu gördüğüm yasanın çıkması önemliydi ve mutluyum. Sistem yerleştikçe Türkiye'de çok önemli olacak. Türkiye'de doğan her vatandaşımız, krediyle ev sahibi olabilecek. Eğer bu yasa çıkmamış olsaydı, bankalar kredi verecek durumda değildi. Konut kredisine aylardır devam ediyorlarsa arkasından bu yasanın çıkabileceğini ve Mortgage Yasası'ndan sonra bu kredilerin Mortgage kapsamında menkul kıymete dönüştürülecek bir finansman sağlayacağını bildikleri için veriyorlar. Bir artı getirdi ve konut sisteminin devamını sağladı. Dolayısıyla bu Türkiye'nin sadece bugünü için değil, bu ülkede doğan, büyüyen, yaşayan herkesin nasıl ev sahibi alacağını ve ev sahibi olma fırsatını sunan bir projedir" ifadelerini kaydetti.
Açıklamasında bazılarının bu sistemin borçluluğu artıracağını iddia ettiklerini de söyleyen Şener, "Diyorlar ki 'Bu borçluluğu artıracak. İnsanlar ev sahibi olacağım diye 10-20 yıl süreyle borçlu olacak. Borçlu arttırıyorsunuz' diyorlar. Hayır. Şu sorunun cevabını aramak lazım. Borçsuz ve varlıksız olmak mı iyidir, yoksa borçlu ve varlıklı mı olmak iyidir. Borçsuz ve umutsuz mu olmak iyidir, borçlu ve umutlu mu olmak iyidir, borçsuz ve heyecansız mı olmak iyidir, borçlu ve heyecanlı mı olmak iyidir. Bana kalırsa ikinci söylediklerim doğrudur. Hesabını yapan, kendini planlayan ve sonunda bir eve ulaşacağı için dinamik bir yapı kazanan insan unsuru bu ülkenin en büyük ihtiyacıdır. Bu ihtiyacı karşılamış olacaktır. İnsanımız önüne bir hedef koyup, o hedefi karşılama, o hedefe ulaşma mücadelesini verecek bir dinamizm kazanacaktır. Bu ülkemiz için çok büyük bir getiridir. Bunun dışında çok etkisi var. Örneğin kentler. Kentlerde düzensiz imara aykırı kaçak binalar var. Özellikle büyük kentlerde çok yaygın. Artı müteahhitlik sektöründe imar mevzuatına aykırı konutlar yapılıyor. Bakın geçenlerde Zeytinburnu'nda bina çöktü. 5 şiddetinde deprem oluyor binalar çöküyor. Japonya'yı izliyorsunuz 8 şiddetinde deprem oluyor, bir şey olmuyor. Bizde imar mevzuatına uygun bina yapma alışkanlığının sektörde yerleşmesi lazım. İşte bu Mortgage sistemi bunu sağlayacak. İmar planına uygun olmayan binalar, Mortgage sisteminden faydalanamayacak. Gayrimenkul uzmanları binaları inceleyecekler ve binanın sağlam değilse, bankalar o binadan daire veya konut almak isteyenlere kredi vermeyecektir. Müşterisini daha başlarken kaybetmemek için imar mevzuatına uygun binalar yapacaklardır. Bu Türkiye'deki en radikal kararlardan biridir. Öte yandan inşaat sektörüne faydalarından bahsediyoruz. Mortgage sistemi Türkiye'de sermayeyi büyüten bir sistemdir, kredi hacmini arttıran bir sistemdir. Bütün iktisatçılar şunda görüş birliği halindedir. Bir ekonomi sermayesini büyütemiyorsa, kullandığı parayı büyütemiyorsa o ülkenin büyümesi, refah seviyesinin yükselmesi mümkün değildir. Peki nasıl olacak ta ülke olarak sermayeyi nasıl büyüteceğiz. Türkiye'nin en büyük zaafı, gayri menkulün kredilendirmede teminat olarak işlev görememesidir. Amerika sermayesini en fazla büyütmüş ülkedir. Ama kredi hacminin yüzde 60'ı gayri menkul teminatına bağlıdır. Bu bizde gayri menkul teminatı bir kredilendirme mekanizması değildi. Bunun 2 sebebi vardı. Bir Mortgage yoktu, şimdi var. İkincisi Triye'de finans piyasalarürkiye'de araziler kadastro değildi, şimdi bu yılın sonu itibari ile araziler de kadastrolaşıyor. Dolayısıyla kadastronun tamamlandığı Türkiye'de Mortgage'nin yürürlüğe girdiği Türkiye'de sermayesi büyüten ülke olacaktır. Sıradan bir sistem değil, radikal bir projedir bu. Bu yasanın Türkiye'ye kazandırılmış olması Türkiye ve benim açımdan önemli husustur" şeklinde konuştu.
Şener, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasının partilerinde oy düşüşüne neden olup olamayacağı ve olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği yönündeki soruyaysa şöyle cevap verdi:
"Birincisi partimizin seçim sloganları ne olacak. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Henüz seçim kampanyasında hangi slogan ve söylemlerle ilişkin bir belirleme yapmadık. O gün geldiğinde yaparız. Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanı olursa bu partinizi olumsuz etkiler mi. Bana göre olumsuz etkilemez. Sayın Başbakanın Cumhurbaşkanı olması daha önce açıkladım, siyasi istikrarı da pekiştirir ve ondan sonraki süreçte de partimizi olumsuz değil, olumlu etkiler. AK Parti'nin oyları da artar. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen arkasından bir seçim yapılacağı, milletvekili genel seçimi yapılacağı için partide zaten genel başkanlık tartışması olmaz. Seçim arifesinde gerek milletvekilleri, gerek teşkilatlar birlik, beraberlik arayışı içerisindedir. Gürültü, patırtıdan uzak durmaya özen göstermektedir. Çünkü bu tür genel başkanlık yarışının partinin oy oranını olumsuz etkileyeceği ile ilgili bir endişe var herkeste. O halde buna bağlı olarak aman ihtilaf çıkmasın ve belli bir isim etrafında tartışmasız bir arada olalım istiyor. Kim istiyor bunu. Milletvekili grubu da istiyor, tüm parti teşkilatları da istiyor. Bunu söylediğiniz zaman hemen adres Abdullah Gül'dür. Çünkü daha önce sayın Başbakanın yasaklı olduğu sırada bildiğiniz gibi Başbakanlık yaptı. Doğal olarak hemen adres olarak ortaya çıkmaktadır. Biz sonra Abdullah Gül ile 16 senedir mecliste beraberiz. Şu ana kadar aramızda hiçbir dönemde en küçük bir ihtilaf çıkmamıştır. Biz her zaman anlaştık."
Parti protokolünün geçerli olup olmadığın konusunda Şener, "Yazılı olmayan bir protokol diyorsunuz. Evet varsa kamuoyunda öyle bir şey demem. Ama ben sayın Başbakan, Cumhurbaşkanı olduğunda kim başbakan olur, eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa sorusuna baktığımda, Gül'ün başbakanlığında veya genel başkanlığında partide bir tartışma olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim" diye konuştu.