Gündem
  • 9.2.2003 10:46

BAŞBAKAN'DAN ABD'YE NET TAVIR: GARANTİ ŞART...

TÜRKİYE İLE İRAN ARASINDA BALAYI Gece yine geç saatte yatmış. Yüzündeki çizgiler derinleşmiş. Başbakan Abdullah Gül'ün yorgunluğu yüzünden okunuyor. ''Sizin arkadaşları da yoruyoruz. Herhalde Başbakanlık muhabirleri iki vardiya çalışmaya başladılar. Dilerim üç vardiyaya çıkmaz. Önceki dönemde herhalde rahattılar'' diye espri yapıyor. Irak sorununun savaşsız bir şekilde çözüleceğine ilişkin ümidini kaybetmemiş. Nitekim, sabaha karşı yatmadan önce BBC'yi izlerken, Bağdat yönetiminin, Irak'ta görev yapan BM deneticilerinin U-2 casus uçaklarından da yararlanmasına izin verdiği haberinden mutlu olmuş. Buna rağmen, kaygılı ''Hani bir şey olur, keşke biraz daha beklenilseydi bak sonunda zaten sorun çözülecekmiş denildiği zamanlar olur ya, bu da öyle bir şey. Irak yönetimi sorunun çözümüne damla damla yardımcı oluyor. Böyle yol alırken bir anda her şey bitmiş olacak. Oysa, bizim İstanbul deklarasyonunu kabul edip, toptan bir şeyler yapsalar sorun bitmiş olacak, bu kadar gerilim de yaşanmayacak.'' Bölge ülkelerinin de sorunun çözümüne katkıda bulunmak istediğini vurguluyor. Özellikle de İran, Suriye ve Ürdün'ün büyük uğraş verdiğini belirtiyor. Mısır'ın uzakta olduğu için sorunun çözümüne katkısının Irak'ın komşuları kadar yüksek boyutta olmadığını belirtiyor. İran PKK ile savaşıyor ''Biliyor musunuz, İran bize büyük destek veriyor'' diyor. İran'ın sorunun çözümü için çok büyük çaba gösterdiğini, Türkiye'nin girişimlerine tam destek verdiğini bildiriyor. Bu aşamada, Tahran hükümeti ile ilgili olarak önemli bilgiler aktarıyor. Heyecanla, ''Bakın size bir şey anlatayım'' deyip ekliyor ''İran, sınırında PKK'ya karşı çok büyük bir operasyon başlattı. Geçmişte biz nasıl PKK ile savaştıysak, şimdi de İran Kuzey Irak'ta kıran kırana PKK ile savaşıyor. PKK'ya çok büyük kayıplar verdirdiler. Çok büyük çatışmalar yaşanıyor. Aynen bizim gibi savaşıyorlar.'' Gül, İran ile bir balayı süreci yaşandığı tablosunu çiziyor. Tahran'ın da Şam gibi Irak sorununun savaşsız bir şekilde çözümünü istediğini bildiriyor. Dış Politika Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nu Ürdün ve Suriye Devlet Başkanları'nın talebi üzerine bu ülkelere yollamış. Gül, ABD ile aralarında geçen görüşmeler ve Irak Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan ve Dışişleri Bakanı Naci Sabri'nin Ankara temasları hakkında Davutoğlu'nun bilgilendirmede bulunacağını açıklıyor. Saddam'a dedim ki... Bu aşamada Ramazan ve Sabri'nin Türkiye'ye geliş süreciyle ilgili sorular yöneltiyoruz. Başbakan süreci, her zamanki gibi net, yalın diliyle anlatıyor. Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e, Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi ve MİT aracılığıyla şu mesajı yollamış ''En yakınınızda olan en çok güvendiğiniz isim kim ise lütfen Ankara'ya gönderin onunla konuşmak istiyorum. Gerekirse ben kendisini aldırırım.'' Saddam Hüseyin bunun üzerine Gül'e, Ankara'da bulunan bir yakınının ismini yollamış. Gül, Saddam'a ''Ben en yakınınızdaki güvendiğiniz kişi demiştim'' mesajını yinelemiş. ''Taha Yasin Ramazan'ı göndereceğini biliyordum'' deyip devam ediyor ''MİT'in uçağını gönderip Ramazan ve Sabri'yi Bağdat'tan aldırdım. İki saat görüştük. Uğraşımızı anlattım. Sorunun savaşsız çözümü için kendilerinin de destek vermesi gerektiğini söyledim. Sınır ülkelerinin hiç birinin Irak'ın toprağında gözünün olmadığını, İstanbul deklarasyonuyla bunu açıkça dile getirdiklerini bildirdim. İstanbul deklarasyonu yönünde hareket etmeleri halinde sorunun çözüleceğini Saddam Hüseyin'e aktarmasını rica ettim.'' Başbakan Gül'e, ''Mesajınız yerine ulaşmış mıdır? Karşı bir yanıt geldi mi?'' sorularını yöneltiyoruz. Bazı gelişmeler olduğunu, U2'lerin uçuşuna izin verilmesinin de bunlardan biri olduğunu belirtmekle yetiniyor. ABD ile kıran kırana ABD ile yürütülen görüşmeleri sorduğumuzda, ''Kıran kırana müzakere ediyoruz'' diyor. Yapılan müzakereler ile ilgili olarak şöyle diyor ''En basit şeyler yazıya dökülüyor, en zor, hayati meselelere gelince, 'canım işte olsun bitsin, söz yeter' anlayışı hakim kılınmaya çalışılıyor. Körfez Savaşındaki gibi davranamayız. Bu kez suyun üzerine yazılı bir anlaşma olmaz. Ne yapılacaksa her şey yazılı ve altı imzalı olacak. Bundan da vazgeçmeyiz.'' ABD Hazine Bakanı John Taylor ile yapılan görüşmenin de bu çerçevede geçtiğini bildiriyor. Irak operasyonundan doğacak Türkiye'nin zararının ne kadarının ABD tarafından karşılanacağını sorduğumuzda yanıt vermek istemiyor. Basında yer alan, ''4 milyar hibe, 5 milyar askeri yardım, 6 milyar kredi'' haberlerini hatırlattığımızda, ''O kadarla olmaz?'' tepkisini gösteriyor. Yapılan görüşmelerde çok daha yüksek rakamlar konuşulduğunu söylüyor. ''Madem bu operasyon bu kadar önemli, ABD'de Türkiye'nin kaybının farkında olmalı'' diyor. Asker gönderme ve ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak'a geçişiyle ilgili Tezkerelere sözü getiriyor. 18 Şubat'ta bu tezkereler Meclis'e geldiğinde AKP Grubunun karşısına sağlam bir anlaşma ile çıkması gerektiğinin altını çiziyor. Bir anlamda, ''Sen bu yardımı Kongreden çıkaramıyorsan ve garanti veremiyorsan, ben de Meclis Grubumdan geçiremem'' mesajını veriyor. İleri sürüldüğü gibi 15 milyar dolarla yetinmeyeceğini, ekonomik desteğin miktarının da savaşın süresine göre artıp eksileceğini söylüyor. Bunları söylerken Gül'ün yüz çizgilerinde yorgunluk, yerini kararlılığa bırakıyor. (MUHARREM SARIKAYA/ SABAH) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:19

İLGİLİ HABERLER