Baykal, partisince Balıkesir'de düzenlenen mitingde, Başbakan Erdoğan'ın, eskiden halkın karşısına çıktığında ''İşçi ücreti yetmiyor'' diye şikayette bulunduğunu ve ''Çay-simit hesabı'' yaptığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, işçi ücretinin hesabını yapmayı bıraktığını, kendi maaşının hesabını yaptığını iddia eden Baykal, şöyle devam etti:
''(Benim maaşım yetmiyor) diye şikayet ediyor. Alman Başbakanı ile konuşmuş, ona (senin maaş kaç) demiş. Alman Başbakanı söylemiş. Bizimki içinden bir hesap yapmış, (yahu biz Türkiye'de kazık yiyoruz galiba) demiş. Ben aslında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın, Almanya Başbakanı ile buluştuğu zaman, onun maaş sormasını yadırgamam. Sormalıdır. Sormalıdır da. (Senin maaş ne kadar) diye sormamalıdır. Almanya'da, emeklinin, memurun, işçinin, emeklinin, hemşirenin maaşı kaç, asgari ücret kaç onu sormalıdır. Sonra da (bizim daha çok mesafe almamız gerekir. Daha çok iş yapmamız lazım. Daha çok çalışmamız lazım) demeli.'' Baykal, Başbakan Erdoğan'a son zamanlarda ''Bir haller olduğunu'' ve ''Önüne geleni azarladığını'' öne sürerek, şunları söyledi:
''Geçen bir genç çıkmış, (bizim tayin ne olacak?) demiş. (Benim kimseye sözüm-mözüm yok. Tayin-mayin vaat etmedim. Ne haliniz varsa görün. Taşı sıkıp, suyunu çıkarın) demiş. Sen kendi oğluna (taşı sık, suyunu çıkar) mı dedin? Yoksa arkadaşının parasıyla Amerika'ya mı gönderdin? Maliye Bakanı'nın oğluna (taşı sık, suyunu çıkar) mı dedin? Yoksa gel, Amerika'dan mısır ithal et, Türkiye'de pancarı kotaya tabi tutalım, şekeri Türkiye'nin pancarından değil, Amerika'nın mısırından elde edelim. Toptancılığa dayandıralım. İthalat yapma iznini mi verdin oğluna. Yoksa (taşın suyunu çıkar) mı dedin? Bunlar hatırlatılınca, Başbakan diyor ki; (Canım ben Maliye Bakanı'nın oğluna kefilim, iyi çocuktur) diyor. Eminim iyi çocuktur. O, onu tanıyor. Ben de Anadolu'da milyonlarca işsiz iyi çocuk tanıyorum. Onlar ne olacak? O çocuklar da iyi çocuklar, çalışkan çocuklar. Torpil istemiyor, ithalat izni istemiyor, avanta istemiyor. Ekmeğini kazanacağı iş istiyor, iş. Oysa Başbakan onları tanımıyormuş. O tanımıyorsa, ben tanıyorum o çocukları. Onların kabahati ne?. Onlar Başbakanın bakanların çocuğu olmayabilir. Ama o milyonlarca çocuk, Deniz Baykal'ın çocuğu. Benim çocuğum. Sosyal demokratların çocuğu onlar.''
''İKTİDAR EBEDİ DEĞİLDİR''
Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın iktidara geldikten sonra ''Havalara girdiğini'' savunarak, ''Unutmasın. Onu iktidara millet getirdi. İktidardan yine millet istediği zaman düşürür onu. İktidar kimse için ebedi değildir. Kimler geldi, kimler geçti...'' dedi.
Baykal, ''CHP'nin kökü bereketsiz'' sözlerini Başbakan'ın ağzından duyduğuna üzüldüğünü, ayrıca şaşırdığını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Senin işin gücün yok da onun bunun kökünü mü sorguluyorsun, karıştırıyorsun? Kök senin neyine?. Sen niye kök lafını ağzına alıyorsun. Aslında senin, başkalarının onun bunun kökünü konuştuğunu duyarken, hemen oradan uzaklaşman lazım. Sen bırak kökü-mökü. Sen kendine bak. Onun bunun köküne sataşmaya kalkarsan, biri çıkar sana der ki,(sen kökünü söyle bakalım?). (Senin kökün, yoksa önünde bağdaş kurduğun, diz çöktüğün Taliban şeyhi mi) diye soruverir sana.'' AK Parti'nin Niğde teşkilatının, otobüsün üzerine ''84 yıllık karanlığa son vereceğiz'' diye yazdığını anlatan Baykal, şunları kaydetti:
''Bana öyle geliyor ki, bu adamlar Türkiye'ye baktıkları zaman, Türkiye'de Atatürk'ün güneşini, Cumhuriyetin aydınlığını görüyorlar, gözleri kamaşıyor, sonra da söylüyorlar, (burası karanlık) diyorlar. Aslında, onlar aydınlığa bakamıyorlar, aydınlığı göremiyorlar. Aydınlığa bakmak o kadar kolay değildir. Aydınlığı herkes kaldıramaz... Onlar gündüzü karanlık zannediyor, geceyi aydınlık görüyorlar. Türkiye karanlıkmış, bunu aydınlığa kavuşturacaklarmış. Neyle yapacaksın bakayım. Elindeki feri gitmiş ampulle Türkiye'yi aydınlatacakmış.''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:52