BAYKAL: ERDOĞAN'IN ZİHNİYETİ BOZUK!..
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Bolu mitinginde Başbakan Erdoğan’ın CHP’ye ‘cibiliyetsiz’ dediğini hatırlatarak, “Türkiye’ye bugüne kadar gelmiş geçmiş en ağzı bozuk Başbakan. Sadece ağzı bozuk olsa iyi, zihniyeti de bozuk. Sen kimsin? ne hakla CHP’ye cibiliyetsiz diyebilirsin?'' dedi.Baykal’ın mitingi öncesi ünlü sanatçı Selda Bağcan bir konser verdi. Bağcan’ın konseriyle renkli görüntülerin yaşandığı miting alanında, Başbakan Erdoğan ile Bush ve Barzani’yi kol kola karikatürize edip, ‘3 kafadar’ yazılı pankart ile Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ve iki oğlunu 601’nci evlerini alırken karikatürize eden pankart dikkat çekti.
Özel bir helikopter ile Atatürk Stadı’na inen Baykal, partisinin seçim otobüsüyle, Konuralp Caddesi ve Atatürk Bulvarı’nı takiben halkı selamlayarak Hükümet Meydanı’ndaki miting alanına geldi. Baykal, yaklaşık 6 bin kişiye hitap etti. Baykal, 1.5 saat süren konuşmasında Başbakan Erdoğan’a yüklendi.
BİRİLERİ GEMİSİNİ DAĞDAN AŞIRIYOR
“Türkiye’de vatandaşın durumunda zenginleşme ve refah artışı yok. Bolumuza büyük hizmetler geliyor mu? Yeni yeni tesisler fabrikalar, işyeri geliyor mu? Onlar da gelmiyor öyle mi? Bolu’ya zenginlik gelmiyor yani öyle mi? Peki Ankara’da ‘Türkiye zenginleşiyor, Türkiye katlanıyor’ diyorlar. Peki Türkiye katlanıyorsa Bolu katlanmıyor mu?'' diye soran Baykal şöyle devam etti:
GEMİCİĞİN BOYU 94 METRE
“Bakın borsa 6 kat artmış. Borsada kimin parası var? Yüzde 70’i yabancı. Yerlilerin arasında size yer yok mu? Yerlilerin arasında da Bolu’ya yer yok. Peki ‘Türkiye boyuna zenginleşiyor’ diyorlardı. Yani 6 kat Bolu zenginleşmedi mi? 5 kat? 4 kat? 3 kat? 2 kat? 1 kat? hayır. Peki bu zenginleşme nereye gidiyor kardeşim o zaman. Bu büyük zenginleşmeden kimler yararlanıyor? Yabancılar mı yararlanıyor? Peki yerli yararlananlar kim? Bizim yerlilerden de memnun olanlar var. Yerli zenginleşenler kim? Bolu arabasını düz yolda şaşırır vaziyette. Peki birileri gemisini dağdan aşırıyor değil mi? Aşırıyor mu? O aşırılan gemi değilmiş gemicikmiş gemicik. Gemiciğin boyu kaç metre? 94 metre. Eni ne kadar? 14 metre mi 16 metre mi? Bunun adı gemicikmiş tamam mı Bolulular. Gemiye gemicik demeyin.''
PETKİM SATIŞINA ‘DUR’ DİYECEĞİZ
AKP iktidara geldiğinde Türkiye’nin borcunun 220 milyar dolar olduğunu, şimdi ise 407 milyar dolara ulaştığını belirten Baykal, “Yani 200 milyar dolar kadar borç yaptılar. Yani neredeyse 80 yıla eşit borç yaptılar. Bunlar borç yaptılar, bir de elde avuçta ne varsa sattılar. O Cumhuriyet döneminin eserlerini sattılar değil mi? Peki o satışlardan size birşey geldi mi? O satılan mallar milletin malı. Milletin malını satıyorlar, millete birşey vermiyorlar mı? Peki bunlardan kim zenginleşiyor. Birileri zenginleşiyor. Şimdi Petkim’i satıyorlar. Petkim bizim sanayimizin can damarıdır. Yani Petkim’i alan sanayinin ümüğünü sıkıyor demektir. Petkim’i kim aldı? Karışık kuruşuk işler. Kimin olduğu belli değil. Onun arkasında biri, öbürünün arkasında biri. Türkiye’nin en önemli tesisini satıyoruz, kimin aldığını bilmiyoruz. Ne zaman satıyorlar? Seçime bir hafta kala satıyorlar. Bu telaş niye? Seçime 10 güne kala Türkiye’nin en önemli tesisi, hükümet kalıcı mı gidici mi belli değilken satılır mı? ‘Hayır biz satacağız’ dediler. Bu telaş niye? Yangından mal mı kaçırıyorlar? Türkiye sahipsiz mi? olur mu böyle birşey. İnşallah 10 gün sonra CHP Meclis’te çoğunluğu sağlayacak, inşallah iktidar olacak. İlk iş olarak Petkim satışına ‘dur’ diyeceğiz'' diye konuştu.
OĞLUNUN GEMİCİĞİNDEN ÖTV ALIYOR MUSUN?
İktidara geldiklerinde tarıma ve çiftçiye sahip çıkacaklarını söyleyen Baykal şöyle konuştu:
“Öncelikle Türkiye’nini kalkınmasının temelini güçlendireceğiz. Önce tarım ve çiftçiyi ayağa kaldıracağız. Bunun için öncelikle mazota uygulanan ÖTV’yi kaldıracağız. Bunun çiftçiye çok büyük bir destek anlamına geleceğini biliyoruz. ÖTV 1 milyonun üzerinde. Devletin ikinci vergisi. Bir koyundan 2 post çıkarma çabası. KDV’yi almışsın bir de neden ÖTV alıyorsun. Hadi herkesten alıyorsun, çiftçiden niye alıyorsun. Biz diyoruz ki; ‘çiftçiden almayacağız’ diyoruz. Başbakan ‘olmaz böyle birşey, bunu yapamazlar’ diyor. Ben buradan Başbakan’a soruyorum. Sayın Başbakan, ‘sen oğlunun gemiciğinin mazotundan ÖTV alıyor musun? almıyor musun?’ Almıyor. Yani oğlunun gemiciğinin mazotundan ÖTV almıyor. Özel hava yollarından da almıyor. Ama çiftçiden alıyor. Sen denizden, havadan almıyorsun. Deniz Baykal gelecek, çiftçiden, karadan, topraktan almayacak ÖTV’yi.''
OY PARAYLA SATILMAZ
Konuşmasında dün Iğdır’da söylediği AKP’nin dağıttığı kömür ve erzak yardımlarına ilişkin sözlerini tekrarlayan Baykal, “Seçimler geldi. Yiyecek paketleri dağıtılmaya başlandı mı? Makarnalar, pirinçler, yağlar dağıtılıyor mu? Kömür de dağıtılıyor mu? Dağıttıklarında ne yapıyorsunuz. Almıyor musunuz. Alın alın. Ne getirirlerse alın. Alın ve kullanın. ‘Günah’ diyorlar. Hayır günah değil. Günahı varsa Allah benim boynuma yazsın. Milletin hakkı o milletin hakkı. Al onu al kullan. Aldığın pirinçle güzel bir pilav yap çorba yap, çoluk çocuk afiyetle ye. Ye de, al da, sakın ha oyunu verme. Niye? Çünkü oy namustur. Oy onurdur. Oy şereftir. Oy ırzdır ırzdır. Parayla satılmaz. Sakın ha satma. Eğer getirilen paketi yersen o helaldir. O haktır. O günah değildir. Ama oyunu inanmadan verirsen işte o günahtır, o haramdır, o yanlıştır'' diye konuştu.
DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRACAĞIZ
Yolsuzluklara da değinen Baykal, “Bu yolsuzlukların arkasında şeytan üçgeni var. Bu üçgenin bir ayağında haramzade bir iş adamı var. Yetim malı mı? millet malı mıdır hiç aldırmayan, ne olursa olsun ‘para kazanacağım’ diyen bir haramzade işadamı var. Üçgenin öbür tarafında onunla işbirliği yapan bir bürokrat var. Devlette usul erkan bilen, minareye kılıf bulan bir bürokrat var. Bir de bütün bunlara sahip çıkan bir siyasetçi var. Bunu ortadan kaldırmamız lazım. Onun için de önce o siyasetçiyi devre dışı bırakacağız'' dedi.
İktidara geldiklerinde milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıracaklarını söyleyen Baykal şöyle konuştu:
“Meclis’te 260 tane yolsuzluk dosyası var. Böyle birşey olur mu. Dünyanın hangi parlamentosunda böyle birşey var. Bu kadar hakkında yolsuzluk dosyası olanlar milletin derdine çare olabilir mi? Biz dokunulmazlığı kaldıracağız. Bunu değiştireceğiz. Başbakan ‘kaldırmayalım’ diyor. Ne yapacağız yani. Türkiye’de referandum yapalım. Millete bir soralım bakalım. Dokunalmazlık kalksın mı? kalkmasın mı? Millete bir gidelim, millete bir soralım bakalım. Dokunulmazlığın kaldırılması lazım. Olmaz böyle bir olay. Bu olay varsa Türkiye doğru yönetilemez.''
ÇIK TELEVİZYONDA KARŞIMA
Konuşmasında Başbakan’ı bir TV programında karşılıklı tartışma davetini tekrarlayan Baykal şöyle devam etti:
“Başbakan arkamdan konuşuyor. Kendine güveniyorsan çık televizyonda milletin önünde konuş. Bakın ben burada bir sürü şey söylüyorum. Bu söylediklerimi ben senin yüzüne gözüne bakarak söylemek istiyorum. Bir cevabın varsa ver de görelim bakalım. Gel karşılıklı konuşalım. Bir Başbakan kaçar mı? Deniz Baykal’dan kaçıyor, milletten kaçıyor Başbakan. Çık karşımda da konuş. Soracağım sana, oğlunun gemiciğinden ÖTV alıyor musun almıyor musun?'' Hükümetin terör konusundaki politikasını da eleştiren Baykal, “Bugün de 2 evladımızı kaybettik. Bu terör nereden destekleniyor. Kuzey Irak’tan. Mayını döşeyip kaçıyorlar. Orada eğitim var, para var ve devlet desteği var. Bu böyle devam edemez. Şimdi terörün kaynağı Kuzey Irak’a çöreklendi. Elimde bir belge var. 18 Nisan 2006 tarihli bir belge. Bir kanun teklifi hazırlamış Başbakan. Şimdi bu kanun teklifinin 6’ncı maddesinde şöyle deniyor; ‘suç işlemek için örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ve üyeleri hakkında uygulayacağı kabul edilmiştir’ Yani diyor ki; ‘Türkiye’de bir terör örgütü vardır. O terör örgütünün bir kurucusu var. O terör örgütünün kurucusu tutuklanmış, mahkum olabilir. Ama avukatı pişmanlık dilekçesi verirse, o mahkumun tahliyesi mümkün olabilir’ Apo’ya af niteliğindeki bu belgenin altında Recep Tayyip Erdoğan imzası var. Bu konuda Başbakan ağzını bile açmadı. Karşıma çıksa önüne koyacağım bu belgeyi'' diye konuştu.
GELMİŞ GEÇMİŞ EN AĞZI BOZUK BAŞBAKAN
Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar Türkiye’ye gelmiş geçmiş en ağzı bozuk Başbakan olduğunu söyleyen Baykal şöyle devam etti:
“Çiftçiye ağzı bozuk şekilde hitap ediyor. Anasını karıştırıyor, ‘ulan’ diyor. İş isteyen gence aynı hakareti yapıyor. Vatandaşa aynı şekilde hakaret ediyor. Ana muhalefete bize hakaret ediyor. Çiftçiye hakaret ediyor. ‘CHP cibilliyetsiz’ diyor. Yani cibiliyet lafını ne hakla ağzına alıyorsun. Bir Başbakan’a senin ağzına cibiliyet lafı yakışıyor mu. Böyle söyleyen bir Başbakan olur mu? Türkiye’ye gelmiş geçmiş en ağzı bozuk Başbakandır. Sadece ağzı bozuk olsa iyi, zihniyeti de bozuk. Niye bozuk? Bu terbiyeden mi kaynaklanıyor. Eğitimden mi kaynaklanıyor. Yoksa asabı çok bozuk, canı çok sıkkın, umutsuz, mücadelenin içine girmiş kaybetmiş, yenilmiş hazmedemiyor, ‘Cumhurbaşkanını ben seçeceğim’ demiş, yüzüne gözüne bulaştırmış, hiçbirisi olmamış. Bunu da hazmedememiş. 360 milletvekili olup da cumhurbaşkanı seçememek her babayiğidin yapacağı birşey değildir. Kafasına da beni takmış. Yatıyor kalkıyor Deniz Baykal. ‘O zaten Başbakan olmak istemez’ diyor. Ya sana ne kardeşim. Sen ne biliyorsun isterim istemem. Bak bu millet isterse önümüzdeki seçimden sonra Deniz Baykal inşallah Başbakan olacaktır. Durup durup CHP’ye sataşıyor. Sen kimsin? sen ne hakla CHP’ye cibiliyetsiz diyebilirsin. Bizim soyumuz, sopumuz, yolumuz, anamız, atamız belli. Biz kuvayi milliyeden geliyoruz. Biz bağımsız Türkiye Cumhuriyeti mücadelesinden geliyoruz. Sen kim oluyorsun. Hikmetyar’ın önünde diz çökmüşsün. Sen mi bana cibiliyetsiz diyeceksin. Sen sıkıştığın zaman ‘gömleğimi değiştirdim’ diye sıvışmaya çalışıyorsun. Biz gömlek değiştirenlerden değiliz. Yolumuz belli. Hiç değiştirmedik. Bir de tutturmuş CHP’ye ‘kılavuz lazım’ diyor. Kılavuz sana lazım. 360 milletvekili ile cmuhurbaşkanı seçemeyene kılavuz lazım. Kimyası bozuldu, fiziği bozuldu, ruh hali bozuldu. Yatıyor kalkıyor CHP ile Deniz Baykal. Kılavuzmuş. Kılavuz sana lazım. Sen daha Türkiye ile Irak’taki terörist sayısın karıştırıyorsun. Aslında onun kıılavuzu var. Fındıkçı kılavuzu var onun. ‘Çöpe süpürüp atmayın kullanın’ diyen kılavuzu. Kendisine bunu söyleten bir Başbakan bana cibiliyetten söz ediyor. Güler misin ağlarmısın. Bunu kendisine reva gören birisiyle çalışan birisi cibiliyetten söz ediyor. Bizim kılavuza ihtiyacımız yok. Bizim bir tane kılavuzumuz var. Gazi Mustafa Kemal bizim klavuzumuz.''
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 17:21