Gündem
  • 11.3.2004 17:03

BAYKAL: KÖTÜ KONUŞMAMAK İÇİN KENDİMİ ZOR TUTUYORUM

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, medyanın Cumhuriyet tarihinde en fazla destek verdiği iktidarın mevcut hükümet olduğunu savunarak, ''Medya, hiçbir iktidara bugünkü iktidara verilen desteği vermedi'' dedi. Baykal, partisince Yalova'da düzenlenen mitingde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, son günlerde ''Sataşmaya fazla alıştığını'' öne sürerek, son olarak CHP'ye ''Sataştığını'' söyledi. Sıkıntısı olanların, başı derde girenlerin ya CHP'ye ya da Mustafa Kemal Atatürk'e sataştığını ifade eden Baykal, şöyle konuştu: ''Bu, CHP'nin kaderidir. Bu da onlara hiç yaramaz. Senin CHP ile ne işin var kardeşim? CHP'nin kökü bereketsizmiş. CHP'nin kökü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Eğer sen, bunları bilmeden konuşuyorsan, dünyadan haberin yok. Bilerek konuşuyorsan, yolun hayırlı olsun. Bir başbakan nazik bir beyefendi ve terbiyeli bir insan olur. Kendimi güç tutuyorum, kötü bir şey söylememeye çalışıyorum. Öyle değil mi? Başbakan olmak demek, nazik olmak demektir. Herkesin hakkını hukukunu korumak, sahiplenmek demektir. Memleketin başbakanı olmak demektir.'' ''HİÇ KİMSEYE BU DESTEK VERİLMEDİ'' Baykal, basın ve televizyonların, Cumhuriyet tarihinde çok partili yaşama geçtikten sonra hiçbir iktidara bugünkü iktidara verilen desteği vermediğini savunarak,''Ne Menderes'e ne Demirel'e ne de Turgut Özal'a, hiçbirine bu destek verilmemiştir. Medya bu destek içinde, iş dünyası suspus. Bu niye huzursuz o zaman. Başbakanı oraya millet getirdi. İstediği zaman da düşürebilir. Ne medya kurtarabilir ne işadamları kurtarabilir'' dedi. ''Başbakan'da bir değişim yaşanıyor, farkında mısınız?'' diye soran Baykal, şöyle devam etti: ''Eskiden meydanlara gelirdi, halktan bahsederdi, çevreden bahsederdi. Milletin derdinden, sıkıntısından bahsederdi. Simit hesabı yapardı, asgari ücretin hesabını yapardı. Şimdi onu unuttu, kendi maaşının hesabını yapıyor. Şimdi (benim maaşım yetmiyor) diye şikayet ediyor. Geçenlerde Alman Başbakanı ile buluşmuş. Ona sorduğu ilk soru (senin maaş kaç). O söylemiş, kafasından bir hesap yapmış (ya biz kazık yiyoruz) demiş. (Ben onun beşte birini alıyorum) diye üzüntü içine girmiş. Başbakanın görevi, Alman Başbakanı ile buluştuğu zaman maaşını sormak değil, asgari ücreti sormaktır.'' KIBRIS KONUSU Baykal, Kıbrıs konusuna ilişkin olarak, Ada'da barış istediklerini, tek bir devletin olmasını kabul ettiklerini, bunları isterken de bazı fedakarlıklar yapmayı göze alabildiklerini söyledi. Türkiye'nin, dış politika konusunda ''Çok tehlikeli'' bir dönemeç almakta olduğunu, bu dönemecin ülkenin ulusal dış politika çizgisinden kopma anlamına geldiğini anlatan Baykal, ''Maalesef Kıbrıs, göz göre göre artık gözden çıkarılmış, sıkıntılı bir noktaya sürüklenmiştir. Her geçen gün, bunun işaretleri ortaya çıkmaya başladı'' diye konuştu. Deniz Baykal, hükümetin, göreve geldikten sonra çok ''sakıncalı'', çok ''tehlikeli'' kadrolaşma uygulamasının içinde olduğunu iddia ederek, ''Arkasında iktidar olmayan bu memleketin dürüst insanları, Cumhuriyet çocukları, Atatürk çocukları bu iktidarda kendilerini yalnız hissetmektedirler. Dürüst ve adil bir yönetimin işbaşında olduğunu söyleme olanağı yok'' dedi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:48

İLGİLİ HABERLER