Gündem
  • 15.1.2008 17:02

BAYKAL'DAN ERDOĞAN'A: PERUK TAKIN DİYORDUN, KAFAN KARIŞTI

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, üniversiteye türbanlı girmek isteyenlere, "Başınıza peruk takın" tavsiyesinde bulunurken, şimdi "Siyasi simge olsa, dini simge olsa ne çıkar" dediğini belirterek, "Yüzde 47’nin pek çok çevreyi pıstırdığını, teslim aldığını düşünerek mi bunu söylüyorsun? Başbakan’ın kafası karışık" dedi.
      Baykal, partisinin Grup Toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Madrid’te başörtüsüyle ilgili açıklamalarını değerlendirdi.
      Bu konuları konuşmaktan hoşlanmadığını ancak Başbakan Erdoğan’ın, bunları gündeme taşıdığını belirten Baykal, Türkiye’deki sorunun adının doğru konulması gerektiğini bildirdi.
      Kimsenin kimseyi aldatmaya, yanıltmaya kalkmaması gerektiğine işaret eden Baykal, Türkiye’deki sorunun, başörtüsü sorunu olmadığını dile getirdi.
      "Her kim, Türkiye’deki soruna, başörtüsü sorunu diyorsa, o bir şeyi gizlemek için söylüyor" diyen Baykal, üniversitede, Türkiye’de, hiçbir yerde başörtüsü sorunu bulunmadığını savundu.
      Baykal, Türkiye’de herkesin, kılık-kıyafetini istediği gibi düzenlediğini belirterek, başörtüsünü, "Yaşam, tarih ve kültürün içinden çıkan geleneksel giyinme biçimi" olarak değerlendirdi. Baykal, bununla ilgili geçmişte ve bugün bir sorun olmadığını, gelecekte de yaşanmayacağını ifade etti.
      Baykal; kadınların doğal, geleneksel, tarihi ve Türkiye’ye özgü kılık kıyafetiyle hiç kimsenin sorunu olmadığını bildirdi.
     
     "MASKELEMESİNLER; TÜRBAN DESİNLER"

      Türkiye’deki sorunun başörtüsü olmadığını, buna sahip çıkanların açık konuşması gerektiğini belirten Baykal, "Problem; türban problemidir, başörtüsü problemi diye konuşmasınlar, maskelemesinler, türban desinler.
      30-40 yıl önce Türkiye’de türban mı vardı, Türkiye’nin, Anadolu’nun
      tarihinde türban mı var? Karadeniz’den, Akdeniz’den, Ege’den, Orta Anadolu’dan mı gelmiş bu? Var mı böyle bir şey?" dedi. Buna, herkesin, "Siyasi simge" dediğine dikkati çeken Baykal, Başbakan Erdoğan’ın daha düne kadar "Bu bir siyasi simge değildir" söylemini, tebessümle izlediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, artık yeni bir noktaya geldiğini, yeni bir forma taşıdığını ileri süren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi çıkıp, dünyaya meydan okuyor: ’Siyasi simge olsa ne çıkar’ diyor. İtiraf et. Kararını al siyasi simge mi değil mi? Siyasi mi dini simge mi? Dini simge olduğu tartışma götürmüyor da... ’Siyasi simge değildir, dini anlayışın gereğidir’ diyordu. Şimdi ’Dini ve siyasi simge, bu da sorun çıkarmaz’ diyor. Türkiye, senin yönetiminde bugün böyle bir aşamaya geldi. Daha düne kadar üniversiteye türbanlı girmek isteyenlere, ’Başınıza peruk takın’ tavsiyesi yapan kişisin. ’Türkiye’de kurumlar arasında uyum sağlanmadan harekete geçmeyiz’ diyen kişisin. Şimdi birden bire, ’Siyasi simge olsa, dini simge olsa ne çıkar’ derken ne değişti? Bunun altında yatan neden yüzde 47 mi? Yüzde 47’nin verdiği güçle mi bunu söylüyorsun? Yoksa yüzde 47’nin pek çok çevreyi pıstırdığını, teslim aldığını düşünerek mi bunu söylüyorsun? Dayatmalarını, ’Yanlış yapıyorsun’ diyecek bir babayiğidin artık Türkiye’de kalmadığını düşünerek mi yapıyorsun? Yüzde 47 ile pek çok çevreyi etki altına çekmeyi başarmış olabilirsin, yer yer başardığını görüyorum. Bunu başarmış olman, Türkiye’yi soktuğun yanlış istikamette, hiçbir demokratik tepki görmeden yoluna devam edeceğin anlamına gelmez. Sizin karşınıza, elbette demokratik güçler çıkacak ve yanlışlığını anlatmaya devam edecektir."

 

MB'NİN TAŞINACAĞI YER İÇİN İMALI KONUŞTU

 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, açıklanan enflasyon rakamlarının gerçekçi olmadığını bildirerek, "Ekonomi, öyle balayı döneminde, pembe tablolarla tasvir edilebilir olmaktan kesinlikle çıkmıştır" dedi.
      Partisinin TBMM grup toplantısına başlarken 15 Ocak’ın şair Nazım Hikmet’in doğum günü olduğunu anımsatan Baykal, böyle bir günde Nazım Hikmet’i ve o kuşağın içinden geçtiği büyük dönüşümleri, ülkenin bu dönüşüm sürecinde nereden nereye geldiğini düşünmek, değerlendirmek ve sorgulamak gerektiğini belirtti. Nazım Hikmet’in büyük bir Türk şairi olduğunu vurgulayan Baykal, "Bugün geriye bakıp içimizden çıkan değerli insanları büyük bir şefkat ve sevecenlikle sahiplenmek ve onlara hak ettiği yeri vermek boynumuzun borcudur" diye konuştu.
      Deniz Baykal, Merkez Bankasının değişik dönemlerde başarılı şekilde kendisinden beklenen hizmeti sağladığını belirtti.
      Gelinen noktada bankanın niteliğinin değişme gösterdiğini savunan Baykal, Merkez Bankasının özel bankalarla ilgili sorumluluğunun büyük ölçüde elinden alındığını, bankacılarla ilgili denetleme işlevinin BDDK’ya verildiğini iddia etti. Baykal, "O nedenle özel bankalarla daha yakın ve doğrudan ilişki içinde bulunması gerektiği iddiası anlamını kaybetmiştir" dedi.
     
     "PARA BASMA, ULUSAL EGEMENLİK KONUSUDUR"

      Merkez Bankasının kamuyla ilişkisinin aynı önemini sürdürmeye devam ettiğini ifade eden Baykal, "Para basma yetkisi, ulusal egemenlik konusudur ve Merkez Bankası bunu kullanıyor. Egemenlik kullanan bir kuruluşumuz. Bu anlamda, Başkent’te bulunması çok doğaldır" diye konuştu.
      Baykal, iletişim teknolojilerinin olağanüstü geliştiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
      "Artık ’orada, burada’ falan tartışmalarının bir anlamı yoktur. Var olan yerleşimin bir problem yarattığını iddia etmek için haklı bir gerekçe yoktur. 1930-2008...78 yıldan beri bu böyle gidiyor kardeşim. Ne zaman bir sıkıntı oldu? Nereden bu ihtiyaç çıkıyor? Bir rahatsızlık mı var? Kaldı ki Merkez Bankasının, Başkentten alınması hem Başkentin kimliğine zarar verecektir hem Ankara gerçeğine zarar verecektir.
      İstanbul’a da bir şey kazandırmayacaktır. ’İstanbul’a da bir şey kazandırmayacaktır’ derken, ’hiçbir İstanbulluya bir şey kazandırmayacaktır’ demiyorum. İstanbul’a bir şey kazandırmayacaktır." İstanbul’un zaten Türkiye’nin gözbebeği olduğunu belirten CHP lideri Baykal, "Sen bir yandan, ’İstanbul’a vize koyacağım, kimseyi sokmayacağım’ diyorsun, bir yandan da alıyorsun Ankara’dan binlerce insanı İstanbul’a taşıyorsun" dedi.
      Merkez Bankasının İstanbul’a taşınmasının, bankanın özerkliğini zedeleyeceğini savunan Baykal, üst yönetimi dahil banka çalışanlarının da taşınmaya karşı olduklarını belirtti. Baykal, "Bunun kararını kim alıyor? Birisi alıyor. ’Bakacağız, inceleyeceğiz mi?’ diyor. Hayır. ’Biz kararı aldık, yerini bile aldık’ diyor. Ah o yer yok mu? Her işin altında o yer yatıyor" dedi.
      Türkiye’nin içinde bulunduğu güncel sorunlardan söz ederken, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına değinen Baykal, bu düzenlemenin çalışanları daha da sıkıntılı bir geleceğe götüreceğini ve kazanılmış hakların ortadan kaldırılacağını söyledi. Çalışanların bu tasarıya karşı tepkilerini ortaya koymaya başladığını kaydeden Baykal, KESK, DİSK, TMMOB’un da aralarında bulunduğu sivil toplum örgütlerinin İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş gerçekleştireceğine dikkati çekerek, bu eylem kararının bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını, yeni düzenlemenin kazanılmış hakları törpüleyeceğini, emekliliğin olağanüstü güçleşeceğini, emekli aylığı bağlama oranlarının düşürüleceğini anlattı.
      Türk-İş’in ise diğer sivil toplum örgütlerinin izlediği yöntem yerine il temsilcileri aracılığıyla AK Parti il başkanlıklarına şikayetlerini ilettiğini hatırlatan Baykal, "Yöntemleridir, takdirleridir. Ortada bir sıkıntı var ve bu sıkıntıyla ilgili olarak öyle anlaşılıyor ki iktidar partisinin il yönetimlerini muhatap alma noktasına gelmişlerdir" diye konuştu.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 14:18

İLGİLİ HABERLER