Gündem
  • 4.1.2006 10:27

CHP SİNE-İ MİLLETE DÖNERSE NE OLUR?

Ankara kulislerinde yazılıp çizilen bütün senaryolar cumhurbaşkanlığı seçimine odaklı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye'de hep sorunlu olagelmişti ama hiç bu kadar erken başlamamıştı tartışma. Şimdi cumhurbaşkanlığı seçimiyle bağlantılı olarak erken seçim tartışmaları da giderek yoğunluk kazanıyor.

İşte 3. senaryo bu noktada, AKP'yi erken seçime ikna etme noktasında oluşturuluyor: CHP'nin sine-i millete dönmesi ve meşruiyet tartışması.

İşte üçüncü senaryo
Neden başladı erken seçim tartışmaları? Ülkede bir siyasi çalkantı mı var? Hayır...

İktidar partisi, hükümet parlamentoda sayısal yönden bir sıkıntı mı çekiyor? Hayır. Aksine iktidar partisi parlamentoda neredeyse tek başına anayasa değiştirebilecek bir çoğunluğa sahip.

Ekonomik kriz derseniz o da yok. Makroekonomik göstergeler son derece iyi seyrediyor. Ülkeye oluk oluk döviz akıyor. İş çevreleri ve piyasalar memnun, seçimin lafını bile duymak istemiyorlar...

İktidar partisinde gözle görülür bir oy kaybı olmamasına, aşırı bir yıpranmışlık görüntüsü vermemesine karşın muhalefet çok erken bir erken seçim atağına girmiş durumda.

2006 yılı içinde siyasi ve ekonomik dengelerde ne gibi sürpriz gelişmeler olabileceğini şimdiden kestirmek elbette güç. Ancak mevcut durumda bir seçime gidilmesi halinde iktidar partisi muhalefete göre daha şanslı gözüküyor.

O zaman niye iktidar değil de muhalefet erken seçim istiyor?

Deniyor ki, "Bu parlamento çok önemli işler yaptı, ekonomik ve siyasi içerikli büyük reformlara imza attı. Ama artık yoruldu. Zaten Türkiye'nin geleneğinde 5 yılda bir seçim yok. 1982 Anayasa-sı'nda bu hüküm olmasına karşın hiçbir zaman dönem sonuna kadar gidilmedi. Turgut Özal da en güçlü olduğu dönemlerde bile dördüncü yılda erken seçime gitti. Bu gelenek bozulmamalı..."

Dile getirilen bir başka görüş ise işin özüne iniyor: Özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminin sarsıntısız, krizsiz atlatılabilmesi. Bunun için önerilen formül de önce erken seçim yapılıp parlamentonun yenilenmesi, yenilenmiş parlamento ile cumhurbaşkanlığı seçimine gidilmesi.

Ama muhalefet özellikle de CHP Lideri Deniz Baykal erken seçim diye bastırdıkça Başbakan Erdoğan "hiç heveslenmeyin erken seçim yok" diyor. Cumhurbaşkanlığı'na aday olup olmayacağı konusunda net konuşmuyor ama seçim konusunda son derece net. Bu parlamento önce AKP'li bir cumhurbaşkanı seçecek sonra seçime gidecek. Muhalefet ise Erdoğan'ın bu planını bozmak, seçimi bir yıl öne aldırmak için her yolu denemeye hazırlanıyor.

AKP'nin işine gelmiyor
Bugün yapılan tüm anketler AKP'yi açık ara önde gösteriyor. Başbakan Erdoğan ve AKP kurmayları da yarın seçim yapılsa yine daha yüksek bir oy çoğunluğu ile tek başına iktidara geleceklerinden emin gözüküyorlar. O zaman niye erken seçime hayır diyor AKP?

Gerçekten de bu yılın sonbaharında yapılacak bir erken seçimden AKP yine tek başına iktidar çıkarsa Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi daha sorunsuz olmayacak mı?

O zaman hiç kimse meşruiyet tartışması da açamayacak, Erdoğan'ın sistemin kabullenip kabullenmeyeceği tartışmaları da otomatik olarak ortadan kalkacak. Böyle bir sonuçla Erdoğan istediği takdirde sorunsuz bir biçimde Çankaya'ya çıkabilecek.

Ve dahası geride bırakacağı partisinin seçimde nasıl bir sonuç alacağı, seçimi kaybedip kaybetmeyeceği kaygılarını da taşımayacak. Çünkü, seçimden yeniden tek başına iktidar çıkacakları için önlerinde en az 3.5-4 yıllık rahat ve uyumlu bir dönem olacak.

Kağıt üstünde en makul senaryo bu gibi gözüküyor.

Ama "hayır" diyor Erdoğan ve kurmayları. Çünkü her ne kadar güven duysalar da sandıktan ne sonuç çıkacağını şimdiden kestirmek güç. AKP'nin sahip olduğu durumu korumayı, risk almaktan daha mantıklı görüyorlar.

Örtülü başkanlık
Başbakan Erdoğan ve arkadaşları şunu çok iyi biliyorlar ki, bu yılın sonbaharında gidilecek bir seçimin anlamı milletvekili genel seçimi olmaktan çok "örtülü bir cumhurbaşkanlığı" seçimi olacak.

Bütün partilerin seçim kampanyalarının ana ekseni Nisan 2007'de yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimine oturacak. Ekonomide sağlanan başarılar, başarısızlıklar, işsizlik, geçim sıkıntısı tabii ki yine tartışılacak, Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda alınan mesafeler konuşulacak, Kıbrıs konusunda "sattın - satmadın" tartışmaları yine yapılacak. Ama tartışma gündeminin can alıcı noktası cumhurbaşkanlığı meselesi olacak. Bununla bağlantılı olarak laiklik tartışmaları, imam hatipler ve türban gibi kritik konular üzerinden propoganda yürütülecek.

Muhalefet, "AKP'li, laik demokratik cumhuriyetle sorunu olan, eşi türbanlı birini mi Cumhurbaşkanı olarak görmek istersiniz, yoksa çağdaş, demokrat liberal bir ismi mi?" diye seçmene soracak. Adeta rejimin karakteri oya sunulacak.

Halkın seçim talebi yok
Matematiksel açıdan bakıldığında Erdoğan istemediği sürece erken seçim mümkün değil.

Ancak muhalefet aksini düşünüyor. AKP'nin mecbur kalacağını savunuyor: "Halkın seçim talebi yükseldiği anda iktidar onun önünde duramaz. İsteseler de istemeseler de bu sonbaharda seçime gitmek zorunda kalacaklar..." Aslında bugün için bakıldığında halkın öyle bir erken seçim talebi gözükmüyor. Önümüzdeki aylarda ne gibi gelişmeler olur şimdiden kestirmek güç fakat bugün yükselmiş bir toplumsal muhalefet, bir seçim baskısı yok iktidarın üzerinde.

Toplumsal muhalefeti canlandırma, seçim taleplerini dile getirme konusunda muhalefet partilerinin stratejisi meydan mitingleri. CHP, MHP ve DYP liderleri ilkbahar aylarından itibaren il il Türkiye'yi dolaşarak yaygın mitingler yapmayı planlıyorlar. Bu mitinglerle toplumsal muhalefeti ayağa kaldırarak ülkeyi sonbaharda erken seçime götürmeyi planlıyor muhalefet.

DYP'nin formülünü ANAP ve CHP de destekleyecek
Demirel ikinci kez Çankaya'ya çıkabilir
Erken seçim konusunda kulislerde öyle senaryolar, öyle ittifaklar konuşuluyor ki, muhalefetin bir kanadı için Cumhurbaşkanı adayının adı bile şimdiden ortaya atılıyor: Süleyman Demirel. 2000 yılında yapılamayan anayasa değişikliğinin bu kez gerçekleştirilerek Demirel'i ikinci defa Çankaya'ya göndermekten söz ediliyor...

DYP'nin Süleyman Demirel ismini ortaya atabileceği, MHP, ANAP, SP ve hatta CHP'nin de "destekleriz" diyebilecekleri konuşuluyor.

Yani seçim kampanyası için muhalefet Süleyman Demirel'in de desteğini, rüzgarını arkasına almayı planlıyor.

Bu planın tutup tutmayacağını, olup olmayacağını elbette zaman gösterecek. Ama şimdiden bu tür zihni hazırlıklar yapılıyor.

Bütün bu hesapları, kulis faaliyetlerini Tayyip Erdoğan ve AKP kurmayları da biliyor ve izliyor. Onun için de erken seçim girişimlerine set çekmeye kararlılar.

Ve son koz...
Bütün bunlara, muhalefetin yükselen sesine AKP kulağını kapatıp yoluna devam etmek isterse, erken seçim kararı almazsa ne olacak?

İş o noktaya gelmeden AKP'nin erken seçime ikna olacağını düşünüyor muhalefet. Ama direnirse işte o zaman 3. senaryo devreye giriyor. Bu senaryoya göre, CHP son kartını açacak ve "sine-i millete çekilirim" diyecek. Böyle bir durumda parlamentoda sandıktan çıkmış tek parti olarak AKP kalacak. İşte bu tam anlamıyla bir kriz. CHP'nin olmadığı, 2002 seçimlerinde yüzde 34 oyla (ki seçmen sayısının yüzde 25'ini temsil ediyor) 358 milletvekili kazanıp parlamentoya giren AKP'nin tek başına cumhurbaşkanı seçebilmesi zor. O zaman başlayacak olan meşruiyet tartışmalarının üstesinden gelebilmek kolay değil...

Yarın
* AKP sürpriz bir karşı atak yapıp erken seçim kararı alır mı?

* Nisan ayında yapılacak kongrede gerçekleşecek genel başkan değişiminden sonra Erbakan'ın SP'si AKP'ye tehdit oluşturabilir mi?

* DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'a göre Tayyip Erdoğan neden Cumhurbaşkanı olamaz?

(vatan) Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:19

İLGİLİ HABERLER