ERDOĞAN, OĞLU TERÖRİST OLDUĞU İDDİA EDİLEN AK PARTİLİ MECLİS ÜYESİNİN 11 YILDIR OĞLUNU GÖRMEDİĞİNİ SÖYLEDİ
ZAFER ÇAKMAK
ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşmelerini sürdürmeyeceğini açıklaması konusunda, "Bizim buradaki düşüncemiz YÖK'le bu müzakereleri devam ettirmek. Şu anda aniden çekiliyoruz ya da çekildik gibi ifadeler bana göre YÖK'ün olgunluğuna uygun düşmüyor" dedi.
TGRT'de yayınlanan "Ankara'nın Gündemi" programına katılan Başbakan Erdoğan, Murat Odabaşı'nın sunduğu programda Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fuat Bol, İhlas Haber Ajansı (İHA) Genel Müdürü Fevzi Kahraman ve Türkiye Gazetesi Yazarı Rahim Er'in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.
Erdoğan, bir taraftan YÖK'ün hükümetle diyaloğu sona erdirdiğinin, bir taraftan ise meslek lisesi mezunlarının çözüm beklediğinin hatırlatılması ve bu konularda seçimden sonra daha radikal kararlar almayı düşünüp düşünmediklerinin sorulması üzerine şu anda YÖK'ün Milli Eğitim Bakanlığı ile müşterek yürüttüğü çalışmayla ilgili kesin kararını bilmediğini ifade etti.
Seçim çalışmalarından dolayı YÖK Başkanı ile görüşemediğini ancak Milli Eğitim Bakanı'nın kendisiyle görüşeceğini belirten Erdoğan, "Bizim buradaki düşüncemiz YÖK'le bu müzakereleri devam ettirmek. Şu anda aniden 'çekiliyoruz' ya da 'çekildik' gibi ifadeler bana göre YÖK'ün olgunluğuna uygun düşmüyor. Burada yine görüşmeliydik, yine konuşmalıydık. Ondan sonra da nasıl adım atmamız gerekiyorsa ona göre adım atmamız gerekiyordu" dedi.
Basından okuduğu 'Başbakan taraftır' ifadesini çirkin bulduğunu belirten Erdoğan, "Dolayısıyla Taraf olandan hakem olmaz. Bir defa ben hakem olma noktasında değilim. Taraf olma noktasında da değilim. Ben tamamen sorumluluk noktasındayım. Nedir bu sorumluluk? Milletin bana verdiği ve yasama organı olarak arkadaşlarıma, yürütme olarak ekibimize verdiği sorumluluktur. Bu sorumluğun gereği neyse, bunu da biz yerine getiririz. Getirmeye de mecburuz" diye konuştu.
"TÜRKİYE, PAZAR ÜLKE KONUMUNA DÜŞTÜ"
Gelişmiş ülkelerde ortaöğretimin yüzde 65'ini meslek liselerinin oluşturduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye'de ise bunun tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu ifade etti. Türkiye'de bu teknolojiyi verecek yüksekokullarda yetiştirilecek gençlerin olmadığını kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin bu yüzden pazar ülke konumuna düştüğünü dile getirdi. Erdoğan, "Ben kalkıp da meslek lisesini bitirmiş olan bir çocuğun ayağına 30 kilo taş bağlarsam, düz liseliyi de serbest bırakırsam ondan sonra da 'Gel üniversite imtihanına gir' dersem bu adalet olur mu? Olmaz. Kaldı ki biz 13-14 yaşında bir çocuğun geleceğini tayin etme imkanını nasıl onda görüyoruz. Bir meslek lisesini bitirdiği zaman çocuğun ufku daha farklı bir şekilde açılıyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu imkanlar var, ama bizde yok. Bir ifade daha var. Bu çok daha çirkin. Biz parayı vereceğiz, YÖK istediği gibi rektör atayacak. Bizim hükümet olarak burada en ufak bir insiyatif kullanma hakkımız olmayacak. Aynı şekilde özel sektör. Ben diyor parayı yatıracağım. Buranın rektörünü ben atayamayacağım, buranın rektörünü YÖK atayacak. Böyle birşeye benim tahammül etmem mümkün değil. Batılılarda güzel bir söz var. Parayı veren akıbetine hakim olur. Parayı ver, akıbetine hakim olma. Peki biz hükümet olarak YÖK'ün, üniversitelerin müfredatını hazırlamasına müdahale ediyor muyuz? Ama idari noktada hükümetin tabii ki orda bir sözü olacak" şeklinde konuştu.
"GERİLİM İSTEMİYORUZ"
Erdoğan, idari yetki ihtilafları çıkmaması için Anayasa değişikliğini neden bir an önce gündeme getirmediklerinin sorulması üzerine de YÖK'ün kuruluşundan bu yana 26 kez değişikliğe tabi olduğunu hatırlattı. Şu anda böyle birşey gündeme geldiğinde bazı çevrelerin kıyameti kopardığına dikkat çeken Erdoğan, bir toplumsal mutabakatla bu işi götürmeyi, bir gerilim olmamasını istediklerini kaydetti.
YÖK Başkanı'na da bunu anlattığını belirten Erdoğan, bunu gerçekleştiremediklerini ifade etti. Anayasa değişikliğini her konuda zorlamak istemediklerini, yasalarla yapılması mümkün olanları yasalarla yürütmek istediklerini dile getiren Erdoğan "Anayasa değişikliğine gidilmesi gerekiyorsa Anayasa değişikliği ile ilgili çalışmamızı da yaparız. Ama şu anki çalışmalarımız daha çok, birinci derecede kanunlarla neyi yapabiliyoruz, ona bakıyoruz" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, 'Türkiye'yi AB'ye alacaklar mı?' sorusuna ise "AB'den müzakere süreci alma noktasında bütün gayretimizi sürdürüyoruz. Biz karşı tarafın niyetini bilemeyiz. Biz sadece sebeplere tevessül ederiz. Bunun neticesi bir uzun süreçtir. Biz şimdi müzakere tarihini alalım, girelim o yola. Ondan sonra o bandın üzerinde birçok şeyler değişebilir. Ama bu olmazsa dünyanın sonu değildir. Kopenhag kriterlerinin ismini Ankara kriterleri koyar yolumuza devam ederiz. Bizim buradaki hedefimiz insanımızın yaşam standardını yükseltebilmektir" diye karşılık verdi.
Enflasyon hakkındaki soruları da yanıtlayan Erdoğan, yıl sonu enflasyon hedeflerinin yüzde 12 olduğunu ve bu hedefi yakalama yolunda ilk iki ay sonuçlarına göre hedefi tutturduklarını belirtti.
"BUNDAN SONRA YÜKÜMÜZ DAHA AĞIR"
Üç büyük şehirde yapılan ve AK Parti'yi büyük farkla önde gösteren seçim anketi ile kendi beklentisinin örtüşüp örtüşmediği ve yüzde 34'lük oy oranına karşılık parlamentoda AK Parti'nin temsil oranı olan yüzde 68'lik bir temsili yakalaması halinde bu dönem Cumhurbaşkanlığı'na aday olup olmayacağının sorulması üzerine Erdoğan, o yaklaşımı doğru bulmadığını kaydetti. Bunun ABD için de İngiltere için de Almanya için de konuşulması gerektiğini belirten Erdoğan, bunun sistemden kaynaklanan bir netice olduğunu söyledi.
Bunu diyen liderin aldığı oya ve aldığı oyun karşısındaki orana da bakmak gerektiğini ifade eden Erdoğan şöyle konuştu:
"Demek ki bizim aldığımız oyun karşısındaki oran sana göre çok daha az. Şimdi bu oran tutacak olursa bu oranın tutmasıyla bu tez de hepten piyasadan kalkmış olacak. Bundan sonra ne diyecekler ben onu merak ediyorum. Bundan sonra yükümüz daha ağır, daha mütevazı olacağı, daha müteyakkuz olacağız. Ülkemizin milli değerler noktasındaki hassasiyetlerine daha da ciddi manada sahip çıkacağız. Ülkemizde asla AK Parti gerilimin bir tarafı olmayacaktır. Yine aynı noktadayız. Bize çok çirkin şekilde saldırılar olacak, oluyor. Ben bunu kemeraltı diye ifade ediyorum. Ben hiçbir liderin ailesini seçim meydanlarında karıştırmadım. Çoluğunu çocuğunu karıştırmadım.
Son anda birşey söylediler, yine ayrı bir çirkinlik. Mardin'in Savur ilçesinde bizden Meclis üyesi olmuş olan bir zatın oğlu teröre bulaştığı için, dediler ki 'onun babası AK Parti'nin meclis listesinde. Bunlar nedir görün.' Adamcağızın 11 yıldır çocuğunu gördüğü yok. Bu olay olduğu zaman lanetledik. Nitekim hemen ardından da partim bundan zarar görecekse istifa ediyorum dedi ve istifa etti. Şimdi bu tür yaklaşımlara girilen bir siyaset ve bir lider buraya kadar düşerse... Kaldı ki benimle ilgili, bir fotoğraf meselesi var bir gazetede yayınlanan. Bunu durmadan sakız çiğner gibi çiğniyor. Artık onun lezzeti kalmadı. Çünkü o lider buraya geldiğinde dünyadaki emperyalizme karşı bütün güçler o liderin yanındaydı.
Taliban lideri diye tanımladıkları kişinin Taliban'la alakası yoktu. Nitekim Taliban göreve geldiğinde ilk kovduklarından bir tanesi o lider olmuştu. Buralardan rant elde etmeye çalışan bir siyasi. Onun için bitiyor. Ben bunların hiçbirine girmiyorum. Girecek olursak oradan çok şeyler çıkar. Bizim yolumuz ırak, yapacağımız çok iş var. Emin adımlarla yere sağlam basarak Türkiye'mizi muasır medeniyetler seviyesine nasıl çıkaracağız. Derdimiz bu."
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:52