İŞTE LİDERLERİN KİŞİLİK ÇÖZÜMLEMESİ...
NLP'ye göre(*) liderlerin sınıflandırılmasında, R. T. Erdoğan "resmi ve dominant..." Yani... Siyasette "baskın" ve "mesafe koyan" bir kişilik.
Aradaki "görünmez duvar" hayli yüksek. Diğerlerine gelince... Deniz Baykal hem "resmi" yani "mesafeli..." Gereğinde araya bir "duvar" çekebiliyor, hem de resmiyeti bir yana atıp bütünleşebiliyor...
O da "dominant..." Yani... "Baskın" karakter.
Mesut Yılmaz "resmi" fakat "pasif..."
Mesafeli olmakla beraber uyum ve uzlaşma arayan bir doğaya sahip.
Bülent Ecevit de öyle...
Onlardan farklı bir siyaset adamı Süleyman Demirel... O "resmi değil" ama "dominant..." Yani... Araya mesafe koymuyor, kolayca bütünleşiyor fakat gene de son sözü söyleyen "dominant" (baskın) karakterde...
Dikkat ediniz... Türkiye siyasetinde kalıcı olanlar "baskın", NLP deyimiyle "dominant" karakterler.
Siyasetin en eskisi, bir bakıma gurusu Demirel de "dominant" ama aynı zamanda "resmi olmamayı" yeğleyen bir karakter. Politika yiyen, politika içen, politika soluyan kişiliğin gen haritasındaki iki özellik bunlar...
....................
Ya dünya liderleri?..
NLP Uzmanı ve Bilgi Üniversitesi'nde master sınıflarında "Liderlik" dersleri veren Banu Gökçül, Türkiye liderleri için bu gözlemleri ötesinde, dünya liderlerini de sınıflandırıyor...
Örneğin... Clinton "dominant" ve "teşvik edici..."
Tercümesi... Son sözü söyleyen baskın karakter ama "takım kurabiliyor, takım çalışmasıyla birlikte heyecan yaratabiliyor." Elektriklendiriyor.
Güney Afrikalı lider Mandela ise "resmi değil" ve "pasif..." O da "uzlaşma arayan, oluşturan ve bunu yaparken zorluk çekmeden iletişim kurabilen, bütünleşen bir karakter..."
Zaten onun misyonu da buydu.
Irk ayrımcılığı nedeniyle 30 yıl hapiste yattı... Hapisten çıktığında beyazlarla siyahları uzlaştıran ortak yaşam mayasını yoğurdu.
Tamamen beyazlardan kurulu futbol takımının maçına gitti, alkışladı, siyahları da alkışlattı. Nobel Barış Ödülü'nü alacak kadar büyük bir hoşgörü ve uzlaşma adamı.
.....................
Liderin "dominant" ya da "pasif" olsun, en önemli özelliği "vizyonerliği..."
"Vizyon" sahibi olması.
"Vizyon" sahibi lider, içinde bulunduğu kaotik ortamı, bir düzen vererek ortak ideale yöneltebilir. "Vizyon" sahibi liderin, takımını oluştururken, 2 tip adama ihtiyacı var.
"Katılımcı vizyon sahibi olanlar" ve "misyon adamları..."
Birinci tür adamlar, liderin vizyonuna katkıda bulunurlar. Güncelleştirir, genişletirler.
"Misyon" adamları ise bu "vizyonun" çizdiği yol haritasında ilerleyişi sağlarlar. Siyasetin, liderlik iddiası olmayan teknisyenleridir.
Herkesin şef geçindiği ama Kızılderili'nin bulunmadığı bir kabile düşünülemeyeceği gibi, herkesin kursağında liderlik yatan bir siyasi parti de olmaz.
Sözgelişi... AKP'de Devlet Bakanı Ali Babacan bir "misyon" adamı. Önce ekonomide göreve kilitlendi. Şimdi de odaklandığı hedef; AB.
AKP'de zurnanın "zart" dediği kara delikler, kendilerine göre "vizyon" saplantıları olanlar.
2005 Türkiye'sinin farkında olmayan ve çağın hayli gerisinde kalanların bir türlü kurtulamadıkları "ezberleri", zaman zaman tüyleri diken diken ediyor.
"Rüyalarını" Başbakan'a gönderenler, YÖK Başkanlığı'nı "design" enstitüsü sanıp türban modelleri isteyenler, belediyelere neredeyse kırmızı fener astırarak "içskili karantina alanları" önerenler, kadınlara "masa sürgünü" dayatanlar, "helal yiyecek sektörü" oluşturmaya yeltenenler... Ve daha neler...
Bu türler, "dominant" ve "teşvik edici" liderin takımında kadro dışı bırakılmalarında yarar olan oyunculardır.
Oyunu bozarlar... Siyasetin doğasında olan kaotik ortamın, lider tarafından takım oyununa dönüştürülmesinde birer engeldirler.
...................
Banu Gökçül'den TV programımda dinlediklerimi kendi merceklerimle güncele yansıttım.
...................
(*) Neuro Linguistic Programming (Düşünsel gücün yönetimi) Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:32