İZGİ:"AB'NİN SEÇENEĞİ TÜRKİYE'DİR AMA TÜRKİYE'NİN SEÇENEĞİ AB DEĞİL"
KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA - TBMM Başkanı Ömer İzgi, Avrupa Birliği'nin tek seçeneğinin Türkiye olduğunu ama Türkiye'nin tek seçeneğinin AB olmadığını söyledi.
İzgi, Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Egemen Barış ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde konuşma yapan Türk-Amerikan Dernekleri Konfederasyonu Başkanı Barış, İzgi'yi 14 Mayıs tarihinde ABD'de yapılacak Türk yürüyüşüne davet etti. TBMM Başkanı olarak İzgi'nin yürüyüşe katılmasının ABD'li parlamenterlerin de katılımını sağlayacağını ve sıcak ilişkilerin oluşacağını ifade eden Barış, davetiye hazırladıklarını da kaydetti.
TBMM Başkanı Ömer İzgi ise Türk-Amerikan Derneklerinin ABD'de önemli etkinliklerde bulunduğuna işaret ederek, "ABD'li dostlarımız beklediğimiz bir çok şeyleri bizim istediğimiz anlamda gerçekleştirmiyorlar ama Türkiye'nin son 50 yıl içinde en güvenilir müttefiki olarak ABD gözüküyor. Biz bunu daha da ileri götürmek durumundayız. ABD'li dostlarımız da Türkiye'yi bugün anladıkları durumun daha ilerisinde anlama durumu gayretin içinde olurlarsa bunu greçekleştiririz. Onu gerçekleştirirsen hem ABD hem de Türkiye için önemli kazanımlar olur" dedi.
UYUM YASALARI ÖNCELİKLİ
İzgi, kabulde basın mensuplarının sorularını da cevaplandırdı. TBMM Başkanı İzgi, Başbakan ile bugün öğleden sonra yapacağı görüşmenin hatırlatılması ve görüşmenin içeriğinin sorulması üzerine, "Görüşmemizin içeriği Meclis gündemi ile ilgili değil. O konuda belirlenmiş bir şey yok. Uyum Yasaları'nın öncelikli olanları nelerdir bunlar salı günü ortaya çıkacak hususlardır. Görüşmemizin içeriği başka. Sayın Başbakanla arada böyle bir ziyarette bulunuyorum. Çayını içiyorum. Belki ülkemizde yaşanan günlük olayların ya da yarınlarda yaşanması mümkün görülebilen olayların da o görüşmemiz içinde gündeme getirilmesi mümkün oluyor" ifadelerini kullandı.
"AB'NİN ALTERNATİFİ TÜRKİYE, TÜRKİYE'NİN AB DEĞİL"
İzgi, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın sözlerinin hatırlatılmasına ise şu cevabı verdi: "Sayın Kılınç'ın sözlerinin benim tarafımdan anlayış şekli şudur: Türkiye tek seçenekli bir ülke değil. Türkiye AB seçeneği dışarısında seçenek yoksunu ülke olmadığı için AB'nin de Türkiye'den AB'ye katılım süreci içerisinde istekleri yönünde daha dikkatli ve mantıklı olmaları gereklidir diye düşünüyorum. Bu düşünce sadece Kılınç'ın düşüncesi olmaz. Hepimizin düşüncesi. AB'nin seçeneği belki Türkiye'dir. Ama Türkiye'nin seçeneği AB dışında başka alanlarda da olabilir. Tabii bu alanlar Sayın Kılınç'ın ifade ettiği gibi İran'ı da içine alan bir müttefiklik şeklinde gerçekleşmez ama Türkiye kendi ekseni etrafında kuruluş felsefesine ters gelmeyecek biçimde kendi onurlu davranışı ile büyük bir güç olma seçeneğine her zaman sahiptir. Devletimizin kuruluş felsefesinde var olan Avrupalı olma hedefimiz değişmez. Avrupalı olma hedefimiz Avrupa değerleri dediğimiz çağdaş uygarlık seviyesiyle uyuşan değrelerdir. O itibarla avrupalı olma hedefimizden şaşmayız. Ama AB'ye girmek isteyen bir ülke olarak AB'ye girmek için de bugün kabulü mümkün olmayan AB'den gelen pek çok istekleri de kabul edeceğiz diye kimse düşünmesin. Belki Sayın Kılınç'ın sözleri de bu benim anlattığım anlamdaki sözlerdir. Öyle de yorumlamamız lazım. Türkiye AB'ye girecek ama girerken kendi onuruyla girecek. Girreken kendi istekleriyle girecek. Girerken kendisine kabul ettirilmiş isteklerle girmeyecek".
İzgi, "Ulusal Program dışında Türkiye'de neler isteniyor da böyle oldu?" sorusu üzerine de şu karşılığı verdi: "Ulusal Programı biz düzenledik ve onlara katılım ortaklığı belgesinden sonra Kopenhag kriterlerine uygun olan hususları yerine getireceğiz dedik. Yerine getiriyoruz. Ama bakıyorsunuz ondan sonra eğitim dili bakımından bir başka şekilde eğitim dilleri anlamında gelişmelerle karşılaşıyoruz. Bunu AB'nin icra organı tarafından ortaya getirilmiş görüş olmadığını biliyıoruz ama öyle de olsa başka platformlarda bu ile getiriliyor. Bunun dışında 28 Şubat'ta Avrupa Parlamentosu bir karar aldı. Daha önca aldıkları kararlarını yumuşattıklarını görüyoruz. Ondan da vazgeçtikleri şeklinde bir inanca sahiptik. Ama gördük ki 1987 yılındaki o alınan karara dayanak yapılarak yeni yeni isteklerle karşımıza çıkıyorlar. Kıbrıs konusunda da daha değişik isteklerle karşımıza çıkmışlardır. AB'nin böyle beklenmedik isteklerle karşımıza her çıkışını kabul etmemiz mümkün değildir. Ulusal Program'da ne demişsek, ki o Kopenhang kriterlerine uygundur onu yerine getireceğiz. O yerine getirilecek hususlar Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde olan çağdaşlık hususlarıdır. Çağdaş ve uygar olma yönünde Türkiye kendi isteğiyle bir takım işleri yapacaktır. Gecikmiş işleri kendi isteğiyle ivedileştiriliyor. Bunun dışında açğdaşlık bakımından uygun görmediğimiz, ulusal bütünlüğümüze zarar vereci anlam taşıdığına inandığımız, üniter yapımızı bozucu mahiyette gördüğümüz hiçbir isteği kabul etmemiz mümkün değil".
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:43