Gündem
  • 10.12.2012 20:11

Kılıçdaroğlu sinirlendi!.. Böyle devlet mi olur?..

Türkiye'nin saman ithal eden bir ülke haline geldiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Böyle ülke mi olur" dedi.

2013 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda -CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (1) -''Sayıştay Yasası'nın sonunda 'raporları TBMM'ye sunar' diyor. 'Sunabilir' demiyor. Takdir yetkisi yok. Sayıştay raporları bütçe ile beraber bu Meclis'e gelmek zorundadır'' -''Raporlar gelecek. Biz göreceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için bunu görmek zorundayız. Aksi halde bu meşru olmayan, gayri meşru bir tartışmadır'' -''İşsizlik bütün kötülüklerin anasıdır. İşsizi olan evde huzur yoktur. Hiç düşünüyor musunuz acaba bu kadına yönelik şiddet yüzde bin 400 niye arttı-''

TBMM (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kesin Hesap Kanunu'na ilişkin Sayıştay raporlarının bütçe ile birlikte TBMM'ye gelmesi gerektiğini belirterek, ''Gelecek. Biz göreceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için bunu görmek zorundayız. Aksi halde bu meşru olmayan, gayri meşru bir tartışmadır'' dedi.
     Kılıçdaroğlu, 2013 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde yaptığı konuşmada, bütçe hakkının temel bir hak ve demokrasinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Bütçe hakkının 1215 yılında Magna Carta başladığını ve hala sürdüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, ''Bizde ilk kez 1876 Kanuni Esasi ile kabul edilmiştir. Dolayısıyla bütçe hakkından parlamentonun vazgeçmesi mümkün değildir'' diye konuştu.
     Bütçe hakkı ve parlamentonun denetim yetkisini güçlendirmek için özel yasalar çıkarıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu yasaların TBMM'nin bütçe hakkına uygun şekilde yürütülerek, mali saydamlığı ve kamu kaynaklarının doğru kullanılmasının, ayrıca denetim mekanizmasının işletilmesinin amaçlandığını belirtti.
     Kılıçdaroğlu, bütçe hakkının TBMM'de olduğunu ifade ederek, bütçe hakkının özününde yürütme organının parlamentoya hesap vermesi olarak ilgili yasalarda yer aldığını söyledi.
     Merkezi Yönetim Bütçesi'nin hazırlanma sürecinin Bakanlar Kurulu'nan en geç Eylül ayının ilk haftası sonuna kadar toplanarak orta vadeli programı kabul etmesi ile başladığını aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
     ''Bir siyasal iktidarın parlamentoya saygı duyması için, bir siyasal iktidarın yasal zeminde çalışıyor diye bizim inanmamız için parlamentonun kabul ettiği yasalara uyması gerekir. Yasalar uymayan bir bakanlar kurulu veya hükümet açıkça yasa dışı işlem yapıyor demektir. Daha önce bu parlamentoya bütçeler gelirken Mayıs ayının sonuna kadar orta vadeli programın yayınlanacağı söylenirdi, yasa öyleydi. Ama 2006 yılında 13 gün gecikme ile yayınladılar. 2007'de 21 gün, 2008'de 28 gün, 2009'da artık iş başını aldı 108 gün gecikme ile, 2010'da 132 gün gecikme ile 2011'de 135 gün gecikme ile yayınladılar. Her seferinde eleştirdik. Sonunda bir kanun hükmünde kararname ile değiştirdiler, Eylül ayının ilk haftasında yapacağız dediler. Uydular mı- Yine uymadılar. Eğer bir hükümet kendi çıkardığı yasaya uymuyorsa bu hükümete ne denir-''
     Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın orta vadeli programın niçin yasal süresinde açıklanmadığını anlatmasını istedi.
    
     -''Vicdanlarımızı kilitlemeyelim''
    
     Bütçe ile Kesin Hesap Kanunu'na ilişkin Sayıştay raporlarının da TBMM'ye gelmesi gerektiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bütçe hakkını kullanan parlamentonun denetim hakkını da Sayıştay aracılığıyla kullandığını söyledi. Sayıştay'ın TBMM adına kamu harcamalarını denetlediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, bu denetim kapsamındaki ilgili raporların parlamentoya sunulmamasını eleştirdi.
     Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
     ''Sayıştay Yasası'nın sonunda 'raporları TBMM'ye sunar' diyor. 'Sunabilir' demiyor. Takdir yetkisi yok. Sayıştay raporları bütçe ile beraber bu Meclis'e gelmek zorundadır. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi'nin değerli milletvekillerine seslenmek istiyorum; saygıdeğer milletvekilleri, bütçe harcamalarının doğru yapılıp yapılmadığını, Sayıştay denetleyecek, rapor gelecek ve biz ona göre oy kullanacağız. Gelmeyen rapor dolayısıyla, getirilmeyen rapor dolayısıyla saygıdeğer milletvekilleri nasıl el kaldıracaksınız 'bu yasa doğrudur' diye. Vicdanlarımızı kilitlemeyelim. Bu Hükümet burada oturan Hükümet görevini yapmıyor bu hükümet. Rapor gelecek kamu harcamaları nasıl yapıldı diye. Rapor yok, 'bunu oylayın ve onaylayın'. Niçin- 'Benim AKP'li askerlerim var. Onlar gelirler, ben işaret ederim el kaldırırlar, işaret ederim ellerini indirirler. Böyle bir yasama organı olmaz. Yasama organına önce yürütme organı saygı duyacaktır ve raporlarını buraya getirecektir.''
    
     -''Böyle devlet mi olur-''-
    
     Raporları görmeden eleştiride bulunmalarının mümkün olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, raporların gecikmesine Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişikliklerin gerekçe gösterilmesinin de kabul edilemez olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, bunun kabahatin itirafı anlamına geldiğini ileri sürerek, şunları kaydetti:
     ''Sayıştay Yasası'nda değişiklik yaptınız. Sayıştay Yasası'nın 25. maddesinde şöyle der; 'Sayıştay Yasası'nda yapılacak değişiklikler dolayısıyla Sayıştay Genel Kurulu'nun görüşü alınır'. Alındı mı- Sayın Başbakan o Kanun Hükmünde Kararnameyi çıkarırken Sayıştay Genel Kurulu'na sordunuz mu, sormadınız mı- Sormadıysanız siz, Sayıştay'ı da tanımıyorsunuz. Böyle devlet mi olur- ''
     Türkiye'de herkesin doğduğu andan itibaren vergi vermeye başladığını bu nedenle bütçe konusunun çok önemli, hassas ve kutsal olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, tüyü bitmemiş yetimin hakkının görüşüldüğünü dile getirdi. Raporların TBMM'ye sunulmamış olmasının CHP tarafından Plan Bütçe Komisyonu aşamasında da gündeme getirildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, AK Parti'li komisyon başkanının bunun aksi yönünde sözleri olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, komisyon aşamasında CHP'li milletvekillerinin raporların gelmemesine ilişkin itirazları üzerine AK Parti'li Komisyon Başkanı'na ait olduğunu ifade ettiği, ''Gelen uygunluk bildirimi dışında bize intikal etmesi gereken dış denetim genel değerlendirme raporu, faaliyet genel değerlendirme raporu ve mali istatistikleri değerlendirme raporu bize ulaşmamıştır. Bu tamamıyla bize ulaşması gereken, mutlaka ulaşması gereken raporlardır'' şeklindeki sözlerini tutanaklardan okudu.
     Kılıçdaroğlu, Sayıştay Yasası'nın değişmediğini bu nedenle ilgili raporların mutlaka TBMM'ye sunulması gerektiğini belirterek, ''Gelecek. Biz göreceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için bunu görmek zorundayız. Aksi halde bu meşru olmayan, gayri meşru bir tartışmadır'' diye konuştu.
     Yürütme organının bu raporları parlamentoya mutlaka getirmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Bakanlar Kurulu sıralarını işaret ederek, ''Biz parlamentoda tartışırız, kabul ederiz, reddederiz o ayrı bir şey. Ama yasalara uyması gereken organ arkamda oturan organdır. Parlamentonun iradesine saygı duyması gereken organ arkada oturan organdır. Ya bu yasama organı hiçbir işlev yapmıyor ya da yürütme organı 'yasama organını ben takmam' diyor. Bu anlayışı kabul etmiyorum. Demokrasiyle bağdaşan bir anlayış değildir'' dedi.
    
     -''Saman ithal eden ülke haline geldik''
    
     Kılıçdaroğlu, Hükümetin yanlış politikaları sonucunda tarım alında büyük gerileme yaşandığını savunarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin samanı bile ithal eden ülke haline getirildiğini söyledi.
     2002 yılında 24 milyon hektar olan tarımda kullanılan arazinin, 2012 yılında 20 milyon 500 bin hektara düştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, bunun yanlış tarım politikalarının sonucu olduğunu bildirdi.
     Türkiye'nin en büyük sorunun işsizlik olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Unutmayın işsizlik bütün kötülüklerin anasıdır. İşsizi olan evde huzur yoktur. Hiç düşünüyor musunuz acaba bu kadına yönelik şiddet yüzde bin 400 niye arttı- İşsiz bir babanın evine ekmek götürmediği, o dramı yaşadığı bir aileyi düşünün'' diye konuştu.
     Hükümetin işsizlik sorununa kalıcı çözüm üretemediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın her işverenin bir kişiyi işe alması halinde sorunun çözüleceğine ilişkin önerisinin de gerçekçi olmadığını ve toplumda karşılık bulmadığını söyledi.
     Türkiye'nin büyüme rakamlarını da ''köpüklü büyüme'' olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, üretime dayanmayan bir büyümenin gerçek ve sürdürülebilir olamayacağını kaydetti. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin büyümede benzer ekonomilerle kıyaslanması gerektiğini, bu kıyasın yapılması halinde Türkiye'nin dünya ortalamasının altında büyüdüğünün görüleceğini anlattı.
    
     -''Bu yürütme kurulu başarılı bir performans çizmedi''-
    
     Bugün açıklanan büyüme rakamlarının da beklenenin çok altında olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, ''Verilen bütün rakamlar bu yürütme kurulunun başarılı bir performans çizmediğini gösteriyor'' dedi.
     Toplumun tüm kesimlerinin sıkıntı içerisinde olduğunu, halkın giderek borçlandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, icra dairelerinin sayısının AK Parti Hükümeti döneminde hızla arttığını savundu.
     Ülkede toplumsal barışın sağlanamamasının ekonomik nedenleri olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, ''İcra dairesi sayısı artırmakta kimse elinize su dökemez. Başarılısınız'' dedi.
     Vatandaşın borcunu ödeyememesi nedeniyle Hükümetin yedi defa mali af çıkardığının altını çizen Kılıçdaroğlu, bu mali afların vergisini düzgün ödeyenlere yönelik ise şantaj unsuru gibi kullanıldığını iddia etti.
     Türkiye'nin 1987 yılında 14. büyük ekonomi olduğunu şimdi ise 17. büyük ekonomi haline geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, ekonominin AK Parti iktidarında geriye gittiğini ifade etti.
     Kılıçdaroğlu, Hükümet üyeleri arasında takdir ettikleri seslerin de çıktığını belirterek, ''Ekonomiden sorumlu bir bakan arkadaşımız şunu söylüyor; 'Türkiye'nin mevcut üretim ve ihracat yapısıyla 2023 hedeflerini yakalaması asla mümkün değildir'. Ben söylemiyorum. Bunu söyleyen kabinenizdeki bakan. Ve doğru söylüyor'' dedi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları NATO'nun değildir'' 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan'ın söylediği bir laf daha var; 'Türkiye NATO toprağıdır' diyor. Sayın Başbakan bu kürsüye geleceksiniz, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından ve parlamentosundan özür dileyeceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları NATO'nun toprağı değildir'' dedi.
     Kılıçdaroğlu, 2013 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde partisi adına yaptığı konuşmada, katma değeri yüksek ürünler üretilmeden ilk ona girilemeyeceğini söyledi.
     Katma değeri yüksek ürünler üretmenin yolunun bilime inanmak olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Bilgi Toplumu'na geçeceksiniz. Bilgi üretecek mekanizmaları devreye sokacaksınız. Politikanızı buna göre yapacaksınız. Bunu yapmazsanız, ilk ona, boşu boşuna gireceğiz demeyin. Peki siz bunu yapıyor musunuz- Hayır. Neden 'hayır' diyorum. Bakınız, 2002'de toplam ihracatımız içinde katma değeri yüksek olan ürünlerin tutarı, yüzde 6,2. 2011'de 2,8'e düşmüş. Eğer siz kalkıp TÜBA'yı darmadağın ederseniz, 'bilim adamını ben seçeceğim' derseniz, bu doğru olmaz'' diye konuştu.
     Üniversitelerin ''konuşmayan üniversiteler'' haline getirildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
     ''Korku imparatorluğu kurdunuz. Üniversitelerde hocaların ensesinde boza pişiriyorsunuz. İthalatın yüzde 72'si ara malı. Oysa ara malının Türkiye'de üretilmesi lazım. Çünkü Türk Lirasını birileri şişirir doların değerini düşürürse, ara malı ithalatı cazip hale gelir. Fabrikaları kapanır, geldiğimiz nokta budur. Türkiye 2011'de en yüksek cari çağı veren ikinci büyük ülke dünyadaki. 77 milyar dolar başkalarının cüzdanına gitti. Ekonomi şimdi soğutmaya alındı. Düştü büyüme, cari açık düştü; zil takıp oynayacaklar. Hani cari açık sorun değildi. Niye o zaman cari açık düştü diye seviniyorsunuz. Cari açık tehlikesini neyle gideriyoruz- Sıcak parayla. Dışarıdan sıcak para geliyor, durumumuz iyi diyoruz.
     Londra'da oturan bir bankacı, 2011'in Aralık ayında bir düğmeye basıp, Türkiye'ye 1 milyon dolar para gönderdi. 15 Mayıs 2013 vadeli kamu kağıdına yatırdığında, 30 Kasım 2012 tarihi itibariyle 1 milyon dolar, 1 milyon 208 bin 390 dolar olur. 11 ayda dolar bazında yüzde 20.8 getirisi var. Hangi esnaf bunu kazanıyor- Nasıl bir ekonomi politikasıdır bu arkadaşlar-''
     Aynı bankacı bu işlemi Amerika'da 10 yıllık borçlanma şeklinde yapsaydı faizin yüzde 1.62 olacağını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'de ise 11 ayda yüzde 20.8 dolar bazında getiri elde ettiğini söyledi.
    
      -''Bu ülkenin insanları hapishanelerde''-
    
     ''Bu ülkenin insanları hapishanelerde'' diyen Kılıçdaroğlu, 2002'de hapishanelerdeki kişi sayısının 59 bin 429 olduğunu, 2012'de ise 125 bin 100 kişiye yükseldiğini belirterek, ''Ekonomi iyi ise durumunuz iyi ise Allah aşkına insanlar niye hapishaneye girer- Toplum cinnet mi geçiriyor- Gazetecileri hapse attınız, bilim insanlarını hapse attınız, herkesi hapse attınız. 21. yüzyılın Türkiyesi'nde toplama kampları kurdunuz'' dedi.
     Hükümetin enerji politikasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, ''Hükümetin bir enerji politikası var mı, kuşkuluyum. Enerji bütün ülkeler için hayati bir alandır. Bir insanın bedeninde dolaşan kan kadar önemlidir. Bütün savaşların merkezinde enerji kavgaları yatar'' şeklinde konuştu.
     Kılıçdaroğlu, Başbakan'a hitaben, ''Bu kürsüye gelip, Türkiye Cumhuriyeti'nin Rusya'ya bağlı olduğu oranda, başka bir demokratik ülkenin bir başka ülkeye bu derece bağlı olduğu ikinci bir ülkeyi bana açıklayın. Hangi ülke- 60-70 oranında bağlı hale geldik. İhalesiz özel bir yasa çıkardılar, nükleer santrali de oraya verdiler. Siz ne yaptınız Sayın Başbakan- Rusya'ya bir yılbaşı hindisi verdiniz armağan olarak. Rusya'ya, Avrupa'ya doğalgaz transferine izin verdiniz. Rusya'nın yıllardır istediği şey. Niye verdiniz bu izni- Nabucco'yu çöpe attınız'' ifadelerini kullandı.
     Güney Kıbrıs Rum kesiminin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz aradığını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
     ''Bu yürütme organı 'efendim arayamazsınız, savaş nedeni olur, müdahale ederiz...' her şeyi söylediler. İçime sindiremediğim, Türkiye'ye yakıştıramadığım bir sözü duyduğum için de utanıyorum. Bir Rum bakan çıktı şunu söyledi: Bunlar konuşurlar, hiçbir şey yapamazlar, biz işimize bakalım. Kimin dediği oldu- Onların dediği oldu. Gittiler, doğalgazı buldular, biz ne yaptık- Sayın Başbakan çıktı 'yapamazsınız' dedi, esti gürledi, sonra kalubeladan kalma Pirireis'i gönderdik. O da yolda arıza yaptı, geri çekip getirdiler. Allah aşkına Türkiye Cumhuriyeti'ni bu hale düşürmeye sizin hakkınız ve yetkiniz var mıdır, yok mudur-
     Suriye ile çatışıyoruz, bir tarafın eline silahı veriyoruz, git kardeşini öldür diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin büyüklüğüne yakışır mı bu- Din eksenli, mezhep eksenli politika yapıyoruz. Sıfır sorun olacaktı komşularımızla. Çok şükür bütün komşularımızla kavgalıyız. Bir düşünün Enerji Bakanı Erbil'e gidecek. Bir bakıyor ki Erbil değil Kayseri'ye inmiş. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Başbakanı'nı bu hale düşürmek; böyle bir hakkınız var mı- Türkiye Cumhuriyeti'ni bu hale sokamazsınız. Sicili bozuk bir yürütme organı bu ülkenin başına belalar açar. Kuzey Irak'ta askerlerimizin başına çuval geçirildi, ne yaptı bu yürütme organı. Gazeteciler soruyorlar, nota verecek misiniz diye. 'Ne notası, diyor, müzik notasından mı söz ediyorsunuz. Evet geldiğimiz nokta bu.''
    
     -''Küreciğe kurulan o kalkanın İsrail kalkanı olduğunu bilmeyen mi var''-
    
     Kılıçdaroğlu, hükümetin dış politikasını eleştirirken, Kürecik'e kurulan radar istasyonundan da söz ederek, ''Küreciğe radar istasyonu kurduk, halk ona İsrail kalkanı diyor. Sözde İsrail'e karşılar. Allah aşkına kapalı kapılar ardında İsrail ile yaptığınız pazarlıkları niye gelip burada anlatmıyorsunuz- Küreciğe kurulan o kalkanın İsrail kalkanı olduğunu bilmeyen mi var. Ama siz halka doğruları söylemeyeceksiniz'' dedi.
     Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin ''NATO toprağı'' olmadığını vurgulayarak, Başbakan Erdoğan'a hitaben, ''Sayın Başbakan'ın söylediği bir laf daha var; 'Türkiye NATO toprağıdır' diyor. Sayın Başbakan bu kürsüye geleceksiniz, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından ve parlamentosundan özür dileyeceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti'nin toprakları NATO'nun toprağı değildir'' diye konuştu.
     Parlamento'da 8 milletvekilinin tutuklu olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, AK Parti'lilerle oturup bu konuyu görüştüklerini ve Meclis Başkanı'nın Başkanlığı'nda bir mutabakat metni imzaladıklarını ifade etti. ''Benim bildiğim söz namustur arkadaşlar, verilen söz tutulur'' diyen Kılıçdaroğlu, söz konusu protokol metnini kürsüden göstererek, okudu.
     Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''Sayın Başbakan Pınarhisar Cezaevine giderken adalet istiyorum, diyordu. Toplumun büyük bir kesimi belki bunu duymadı ama biz duyduk. Kendisi seçimlere giremedi, yasal engeli vardı. Parlamentoda ilk seçimde yüzde 34 oy aldı. Biz ne dedik- Bir siyasal partinin liderinin hapiste olması, ona siyasal yasak getirilmesi doğru değildir. Yasayı değiştirdik, anayasayı değiştirdik, Başbakan olarak geldi koltuğuna oturdu. Şimdi bu 8 milletvekilinin seçimlere girme yasağı yoktu, Başbakan'ın vardı. Seçimlere girdiler, YSK onayladı, Resmi Gazete'de yayımlandı...Bu demokrasi ayıbını bu parlamentonun gidermesi lazım. Biz davalar devam etmesin demiyoruz. Davalar devam eder, gider ifadesini verir, savunmasını yapar...Ama mahkum edilmemişlerdir, dolayısıyla gelip yasama organında görevlerini yapması lazım.
     Parasız eğitim isteyenlerin hapse atıldığı bir ülkedeyiz. Sayın Başbakan, yurt dışına gittiniz, gitmediğiniz ülke kalmadı. Gittiğiniz yerlerde devlet başkanlarına, başbakanlarına şunu sorabilir misiniz acaba- Sizin ülkenizde henüz daha basılmamış kitaba, bir yargı kararıyla yasak getirilirse siz ne düşünüyorsunuz acaba- Bir söyleyin bakalım, size ne diyecekler.
     29 Ekim, Cumhuriyet Bayramı, adı üstünde bayram. Miting değil. Bayram kutlamak için izin istenmez. Çünkü bayramın yasası var, kutlanacak diyor. Vay efendim siz misiniz bayram kutlayan; biber gaza müracaat. Böyle demokrasi olmaz.''
    
    

 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 10:35

İLGİLİ HABERLER