Gündem
  • 12.9.2003 02:02

ŞEVKET KAZAN'DAN 28 ŞUBAT İTİRAFLARI!..

Refahyol' un Adalet Bakanı Şevket Kazan' dan 28 Şubat dönemine ilişkin samimi itiraflar: Refahyol döneminin Adalet Bakanı Şevket Kazan, 28 Şubat'ın perde arkasını değerlendirirken Demirel'in tavırlarından, Güven Erkaya'nın başını çektiği Batı Çalışma Grubu'ndan, Refah Yol döneminde Türk Silahlı Kuvvetlerinde danışmanlık yapmış olan Alan Makovsky'nin yönettiği Musevi Enstitüsü'nün ve Jinsa'nın olumsuz etkilerinden bahsetti...Tam burada bir soru yönelttik, Kazan'a: "İşlerin bu noktaya gelmesinde sizin hiç hatanız yok muydu?.." Söze "Vardı elbette ama yapılanlar bizim hatalarımızdan kaynaklanmadı..." diyerek giren Kazan, dönemin Refah partilileri tarafından yapılan hataları da açık yüreklilikle ortaya koydu: "KANLI MI KANSIZ MI" MESELESİNDE HATA YAPTIK!" "Seçimi kazanmıştık, bir takım fakslar geliyordu: "Kanımız aksa da iktidarı vermeyeceğiz!.." Hoca da bu tehditleri kast ederek o konuşmayı yaptı... Konuşmasında bu fakslardan bahsetmemesi bir eksiklikti...Ben de Grup Başkanvekili olarak bu ifadelerin o fakslarla ilgili olduğunu hemen açıklamalıydım... O zaman seçimlerden muzaffer çıkmasının havası da vardı...Hata yaptık!.. "KULLANILMAYA MÜSAİT BEYANLARDA BULUNDUK" "Şükrü Karatepe' nin yaptıkları...Önce, "10 Kasım törenlerine içim kan ağlayarak katıldım" diyor...Refah'ı vurmak için pusuya yatanlara aradıklarından fazlasını veriyor...Sonradan dans etmeler filan...Öbür tarafta, bir takım endişelere rağmen listeye aldığımız bir arkadaşımızın (Halil İbrahim Çelik), "kan dökülecek fıstık gibi olacak" sözleri... Bunlar da birer hataydı ve kullanıldı, tabii... "BEKİR YILDIZ'I ZİYARETİM DE KOZ OLDU!.." "Sincan Belediye Başkanlığı Parti Genel Merkezi'ne ve İl Teşkilâtı'na haber vermeksizin, "Kudüs Gecesi" adıyla bir program düzenlemiş, İran Büyükelçisi'ni vesaire davet etmiş...Olayı gazetelerden öğrendim...Hemen Bekir Yıldız'ı aradım, "Biz bunca işle uğraşırken bu da ne demek oluyor" dedim...Umursamaz bir hâli vardı, öfkelendim ve çok ağır ifadeler kullandım...Sonradan bu kadar ağır konuştuğum için üzüldüm.Özel arabamla gittim, cezaevinde ziyaret ettim... "Tepkimde haklıydım ama dozu biraz ağırdı, bunun için senden helâllik istemeye geldim" dedim... Bu ziyaret de pusuya yatanların elinde koz oldu!.. "DAVET ETMİŞTİK BİR KERE, GELME DİYEMEZDİK" "Başbakanlıkta iftar meselesi önemli...Diyanet İşleri Başkanı'nı, Diyanet Vakfı üst kadrosunu, İlahiyat dekanlarını ve üyelerini çağırmıştık, bir de o güne kadar horlanan kanaat önderlerini... Baktık, tam listeyi iftardan önce içimize sızdırılan birileri medyaya göndermiş... Sabah, Hürriyet manşetleri çekmiş: "Tarikat şeyhlerine iftar..." Artık davet ettikten sonra da kimseye 'gelme' diyemezsin!.." "YAYINLAR BİZİ VURDU!" Bazı medya organlarının yayınlarından etkilendiklerini söylüyor, Kazan: "O zaman bize destek veren Kanal 7 durup dururken masonlarla ilgili bir yayın yaptı...Ondan sonra masonlar ayağa kalkarak hükümetin yıkılmasına karar verdiler...Bunun gibi yayınlar oldu... YAŞ Kararları, başörtüsü yasaklamaları, kurban derisi bağışları, karayoluyla hac, taksime cami...Bunlar hep netâmeli konulardı, o dönemin şartları içinde en iyisini yapmaya çalıştık...Ancak bizim de hatalarımız oldu..." Serdar Arseven'in haberi Refahyol'un Adalet Bakanı Şevket Kazan, o karanlık dönemin şahit olduğu bütün ayrıntılarını üç ciltlik bir eserde topladı... "Refah Gerçeği" adını verdiği eserin son cildinde , Refahyol'a karşı yürütülen organize muhalefeti ele aldı... Önceki gün uzun uzadıya sohbet ettik... Büyük bir yükten kurtulmuş olmanın rahatlığıyla şunları söyledi: "Üçüncü cilt beni çok yordu... O anları yeniden yaşadım...İçinde bulunduğumuz şartları da hesaba katarak, hangilerini yazmam gerektiğini düşündüm...Çok zor bir süreçti...Allah'a şükürler olsun, tamamlamak nasip oldu..." Malûm, bugünlerde gündemde, 28 Şubat var... Vatan'dan Bilal Çetin, mağdur kitlelere yakın olan medya organlarının "gerginliği tırmandırmama" hassasiyetiyle pek girmek istemediği karanlık dönemi gündeme taşımak suretiyle hayırlı bir işe imza attı... Biz de, o dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan' la yeniden gündeme gelen o sürecin detaylarını konuştuk... Söze, "İşte size Refahyol'u hangi sebeplerden dolayı yıktıklarını gösteren iki haber" diyerek girdi Kazan: İlki, 14 Kasım 1996 tarihli Milliyet'ten... TÜSİAD'ın önde gelen patronları sesleniyor: "Gidin, başkası gelsin!.." Refahyol gitmeli... Niçin?... Kazan'a göre onun da cevabı 16 Ekim 1996 tarihli Hürriyet'in manşetinde: "Tehlikeli Oyun! Erbakan'ın iç borçlanmayı durdurma talimatı piyasada tedirginlik yarattı!.." Refahyol, rantiyenin ekmeğine kan doğradı... Patronları faizden değil de üretimden kazanmaya zorladı... Onun için de... "Refah yol gitmeli!.." Kazan'ın dikkat çektikleri arasında gazetemizin Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazarı Can Aksın'ın bir makalesi de var... Şöyle diyor Aksın: "Türkiye'nin rejim sıkıntısı var, demek için pireyi deve yapan Basın Karteli ve onun arkasındaki tekelci sermayenin rejimle mejimle ilgisi yok. Bunların tek derdi eskisi gibi devleti hortumlamak (28.02.l997-Akşam). Sonraki bölümlerde, Demirel'in tavırlarından, Güven Erkaya'nın alkol isyanıyla başlayan tartışmalardan, başında Refah Yol döneminde Türk Silahlı Kuvvetlerinde danışmanlık yapmış olan Alan Makovsky' nin bulunduğu Musevi Enstitüsü'nün, İsrail'e çalışan Jinsa'nın, mason teşkilâtlarının etkilerinden bahsetti, Kazan... 28 Şubat'ın perde gerisindekileri biz de defalarca yazdık... Bunun "vatanseverlik" dürtüsüyle gerçekleştirilen bir operasyon olmadığı ortada... Refahyol'un yıkılmasının ardından yaşananların ülkeyi ne hallere düşürdüğü de... Ancak... Tam burada bir soru yönelttik, Kazan'a: "Tespitlerinizin büyük bir bölümünü inkar etmek mümkün değil de...Sizin hatanız yok muydu?.." Bu soruya büyük bir açık yüreklilikle karşılık verdi, Kazan: "Vardı elbette ama yapılanlar bizim hatalarımızdan kaynaklanmadı..." Öyle de olsa... Yapılması gerekip de yapılmayanlar... Daha da önemlisi yapılmaması gerektiği halde yapılanlar yok muydu?.. İFTAR TARTIŞMASI Onları teker teker ortaya koydu, Kazan: "Başbakanlıkta iftar meselesi önemli...Diyanet İşleri Başkanı'nı, Diyanet Vakfı üst kadrosunu, İlahiyat dekanlarını ve üyelerini çağırmıştık, bir de o güne kadar horlanan kanaat önderlerini... Baktık, tam listeyi iftardan önce içimize sızdırılan birileri, medyaya göndermiş... Sabah, Hürriyet manşetleri çekmiş: "Tarikat şeyhlerine iftar..." Artık davet edildikten sonra da gelme diyemezsiniz!.." TAHRİK EDİCİ SÖZLER Hatalar dizisi... "Şükrü Karatepe'nin yaptıkları...Önce, "10 Kasım törenlerine içim kan ağlayarak katıldım" diyor...Tam da birilerinin Refah'ı vurmak için pusuya yattıkları günlerde çok güzel bir malzeme veriyor...Sonradan dans etmeler filan...Öbür tarafta, bir taktım endişelere rağmen listeye aldığımız bir arkadaşımızın (Halil İbrahim Çelik), kan dökülecek fıstık gibi olacak, sözleri... Bunlar da kullanıldı tabii... davada, H. Hüseyin Ceylan'ın, Şevki Yılmaz'ın H. İbrahim Çelik'in beyanları var..." TAKSİM'E CAMİ "İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis'i , Demirel zamanında alınmış olan bir kararı uygulamaya geçirelim demiş...Bizim dışımızda gelişen bir olay...O da kullanıldı..." "KANLI MI KANSIZ MI?.." "Orada da bir hatamız vardı...Seçim kazanmışız, bir takım fakslar geliyor: "Kanımız aksa da iktidarı vermeyeceğiz!.." Muhterem Erbakan Hocamız da bu tehditleri kast ederek o konuşmayı yaptı... Konuşmasında bu fakslardan bahsetmemesi bir eksiklikti... Grup Başkanvekili olarak bu ifadelerin o fakslarla ilgili olduğunu hemen açıklamalıydım... O zaman seçimlerden muzaffer çıkmasının havası da vardı... Hata yaptık!.. BEKİR YILDIZ'I ZİYARET -Sincan Belediye Başkanlığı Parti Genel Merkezine ve İl Teşkilâtına haber vermeksizin, "Kudüs Gecesi" adıyla bir program düzenlemiş...Olayı, gazetelerden öğrendim...Hemen Bekir Yıldız'ı aradım, "Bu da ne demek oluyor" dedim...Umursamaz bir hali vardı, öfkelendim ve çok ağır ifadeler kullandım... Sonradan bu kadar ağır konuştuğum için üzüldüm. Özel arabamla gittim, cezaevinde ziyaret ettim... "Tepkimde haklıydım ama dozu biraz ağırdı, bunun için senden helâllik istemeye geldim" dedim... Bu da, pusuya yatanların eline verilmiş koz oldu!.. BAŞKASI YAPTI BİZ GİTTİK! Bir de... Yandaş medya organlarının yayınlarından etkilendiklerini söylüyor, Kazan: "Kanal 7, durup dururken masonlarla ilgili bir yayın yaptı...Ondan sonra masonlar ayağa kalkarak hükümetin yıkılmasına karar verdiler...Bunun gibi yayınlar oldu... Yaş Kararları, başörtüsü yasaklamaları, kurban derisi bağışları, karayoluyla hac, Taksim'e cami...Bunlar hep netâmeli konulardı..." Evet, netâmeli konular... Bunları görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değil... Ancak; Bir de Türkiye gerçeği var... Onu tamamen görmezden gelerek de bir yere varamıyorsunuz... Kalıplaşmış önyargıları, sistemin derinliklerine nüfuz etmiş menfaat odaklarını etkisiz hale getirmek bugünden yarına gerçekleşebilecek bir iş değil... Beklentiler gerçeklerden koptuğunda problem çıkıyor... O problem de hem hükümetleri hem de ülkeyi yıkımın eşiğine taşıyor!..TERCÜMAN Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:39

İLGİLİ HABERLER