Gündem
  • 6.5.2005 12:05

''TEPEDEKİLER NEDEN KONUŞUYOR?''A ALİ BAYRAMOĞLU''NUN CEVABI: ''''GERGİNLİĞİN SEBEBİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ''''

ALİ BAYRAMOĞLU-YENİ ŞAFAK Tansiyon neden yükseliyor? Ankara''yı sarsan gelişmelerin bir süredir ardı arkası kesilmiyor. Askerlerden, yargıçlardan, bürokratlardan gelen her açıklama devlet kurumları ile siyasi iktidar arasındaki mesafeyi arttırıyor, ilişkileri geriyor. Genelkurmay Başkanı''nın açıklaması, Anayasa Mahkemesi Başkanı''nın konuşması, Sezer''in çıkışları, YÖK Başkanı''nın kendi dışındaki bir tartışmaya tavır alarak dalması... Bunların hemen hepsinin asli yönü ortak. Siyasi iktidarı eleştiren, çekiştiren, meşruiyetini hedefleyen, niyetleri didikleyen konuşmalar bunlar. Tesettürle ilgili bir adım yokken tesettür gündeme geliyor. AK Parti bürokrasideki kadrolaşmasını tamamladıktan aylar sonra kadrolaşma meselesi gündeme taşınıyor. AB''ye uyum reformları çerçevesinde hükümetin ne yapıp yapamayacağının sınırları asker tarafından çiziliyor. ABD''ye, AB''ye hükümetten önce Türkiye adına asker mesajı veriliyor. İlk soru şu: Neden bu konuşmalar ve çıkışlar ardı ardına şimdi yapılıyor? Ne oluyor da ortada rejim krizine yol açabilecek hiç gelişme yokken, gerilimi yükselteceği, hükümeti yıpratacağı açık olan bu çıkışlar şu aşamada yapılıyor? İkinci soru şu: 17 Aralık öncesi gerilim üretmeye çalışanlara mesafeli duran, siyasetin meşruiyetini savunmaya yatkın merkez medya neden iki yönlü hareket etmeye başladı? Neden örneğin kimi önemli gazeteler Avrupa ve AB meselesi, daha doğrusu ulusal egemenlik tartışması üzerinden hükümeti doğrudan etkileyecek bir gündem oluşturmaya çalışıyor? Adeta ufukta kaotik ortam oluşturma ve bir kriz yükseltme politikası görülüyor... Peki neden? 17 Aralık sonrası AB konusunda gelinen noktayla birlikte siyasi aktörlerin yeniden iç politikaya yönelmeye başladıkları açık. Nitekim bu nokta Türkiye için hem bir rahatlamayı hem bu rahatlık çerçevesinde yeni ve kesintisiz bir değişim, dolayısıyla direnç sürecini ifade ediyor. Bu koşularda AB''den gelen ve gelecek her girdinin bu içe yönelişi ve bir tür iç hesaplaşmayı tahrik ettiği ve edeceği açık. Nitekim Ermeni Soykırımı meselesi ardından kapıda Öcalan''ın yargılanması meselesi var. Milliyetçi dalgaların da bu hesaplaşmanın zeminini oluşturacağı anlaşılıyor. Ancak asıl mesele başka yerde... Tüm göstergeler bu hesaplaşmanın kritik noktasının 2007 yılında bu meclisin yapacağı cumhurbaşkanlığı seçimleri olacağına işaret ediyor. Kanımız o dur ki, sivil ve askeri bürokrasi, AK Parti iradesinin Tayyip Erdoğan''ı ya da etkili diğer bir AK Partiliyi cumhurbaşkanlığına seçeceğini hissetmiş durumda. Böyle bir formül bu kesim için, daha doğrusu bu kesimin gözünde sistemdeki tüm dengelerin bozulması, siyasi iktidarı sınırlayan sübapların devre dışı kalması, devletin düşmesi anlamına geliyor. Aynı kesim için bu gelişmeyi engellemenin yolu, bu meclisin görev süresinin cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bitmesi, yani erken seçim kararı alınmasıdır. Başlatılan ağır yıpratma süreci bu konuda atılmış ilk adımı andırmaktadır. TBMM''de çoğunluğu elinde tutan bir hükümetin meşruiyetinin adım adım zayıflatılması ve erken seçime gitmek zorunda bırakılması Türkiye''nin yabancı olduğu ''''oyunlar''''dan değildir. Bizden söylemesi... Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:02

İLGİLİ HABERLER