TOBB GENEL KURULU'NDA LİDERLER DÜELLOSU
Başbakan Erdoğan, halkın seçimlerde egemenliği başka yerlerde arayanların en güzel cevabı alacağını söyleyerek, “Hiç telaşa gerek yok. Bunu bazı kurum ve kuruluşlara tebliğ edenlere de gerekli hesabını 22 Temmuz’da sandıkta soracak" diye konuştu. Erdoğan, seçimlerden beklentisiyle ilgili olarak, “Benim samimi beklentim en büyük umudum sandıktan A ya da B partisinin değil istikrarı sürdürecek bir tablonun galip çıkmasıdır" dedi.
Başbakan Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 62’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son 4.5 yıldaki ekonomik göstergelerinin neredeyse tamamının negatiften pozitife döndüğünü söyledi. Bu dönemde büyümede istikrarın sağlandığını ve her alanda büyük bir değişimi gerçekleştirildiğini belirten Erdoğan, bu değişimin sonucunun sadece kriz şartlarının ortadan kaldırılması olmadığını, çok daha rasyonel çok daha atılımcı bir gelecek planlamasının da temelinin atıldığını savundu.
SÜREÇ GELECEKTE DAHA İYİ ANLAŞILACAK
Erdoğan, “Bu sürecini gelecekte çok daha iyi anlaşılacağını çok daha değerlendirileceğine inanıyorum. Ancak ekonomimizin belirleyici aktörleri olarak sizlerin yani iş dünyamızın, yatırımcımızın, sanayicimizin üreticimizin, işletmecimizin bir gerçeği bugünden görerek tavrını hassasiyetini, duruşunu ortaya koyması son derece önemlidir. O gerçek demokratik istikrardır. İstikrar yoksa ne gelişme vardır, ne kalkınma vardır ne de huzur ve güven vardır. Demokratik istikrardan kastımız Türkiye’nin rotasından çıkmadan büyük yürüyüşünü sürdürmesidir. Bu yol büyüme, kalkınma, refah ve adalet yoludur. Bu yola taş koyan millet iradesinin önüne taş koymuş olur" diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN DEĞİŞİME İHTİYACI VAR
Türkiye’nin ihtiyacının statüko olmadığını ifade eden Erdoğan, “Yani durağanlık değil, yerinde saymak değil, değişimdir, dönüşümdür. Hayatın temel dinamiği stotüko değil değişimdir. Değişime direnmek eşyanın tabiyatına direnmektir. Hayatın değişen şartlarına milletin iradesine direnmektirö dedi. Türkiye’nin son 4 yıllık “muhasebe kayıtlarına" bakıldığında neyin ne olduğunun ortada olduğunu söyleyen Erdoğan, “hakkaniyet sahipleri için hükümetimizin bu 4.5 yıllık performansı en nesnel en tartışılmaz en bilimsel değerlendirmelere açık biçimde ortadadır. Gelecekle ilgili vizyonumuz uzun veya orta vadeli planlamalarımız Türkiye’nin öncelikle 2013 ve ardından 100 üncü kuruluş yıldönümü için hedeflerimiz de en rasyonel en kalıcı biçimde ortadadır" dedi. AKP hükümetini tartışmayı gündelik alışkanlıkları haline getirenlerin kesimlerin bile bu hedeflerin gerçekliğinin bugüne kadar tartışmaya açılamadığını savunan Erdoğan, “Kendilerini projeleriyle, programlarıyla ortaya koyamayanlar somut icraatlarla konuşmaya alışkın olmayanlar bizi ortaya koyduğumuz gerçekçi hedefleri de konuşamıyorlar" diye konuştu. Her yapılana “tu- kaka denildiğini" ifade eden Erdoğan, siyasetin polemik ve demogoji üzerinden değil program ve proje üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı.
SEÇİMLERDE İSTİKRARI SÜRDÜRECEK TABLO
Seçimlerle ilgili olarak Erdoğan, Türkiye’nin geleceği, istikrarın ve değişimin devamı için seçimlerin önemli olduğuna işaret etti. Erdoğan şöyle konuştu:
“Benim samimi beklentim en büyük umudum sandıktan A ya da B partisinin değil istikrarı sürdürecek bir tablonun galip çıkmasıdır? Türkiye’nin geleceğine dair ilgili fikirleri olan, yol haritası olan, somut problemlere nasıl bir yaklaşımla çözüm arayacağını açık seçik ortaya koyan, AB sürecinde kararlı olan, Türkiye’nin dünyaya açılmasını gönülden savunan anlayış bu seçimden galip çıkmalıdır diye düşünüyorum."
HALKIMIZ SESSİZ DEVRİMİ ÇOK İYİ GÖRÜYOR
Erdoğan, “Egemenliği başka yerlerde arayanlara 22 Temmuz’da halkımız en güzel cevabı verecektir. Hiç telaşa gerek yok. Bunu bazı kurum ve kuruluşlara tebliğ edenlere de gerekli hesabını 22 Temmuz’da sandıkta sorulacak?Aziz milletimiz Türkiye’de son dönemde gerçekleşen başarıları, sesiz devrim olarak adlandırılan değişikliklerin ve AB reformlarının uluslararası ilişkilerde gelişen konumumuzu, küresel sermayenin Türkiye’ye bakışını her alanda kırılan mali rekorları çok iyi görüyor" diye konuştu. Erdoğan, konuşmasını söyle sürdürdü:
DEMOKRASİYE EĞİLİP BÜKÜLEN TARİFLER GETİRİLMEMELİ
"Hiç kimse demokrasiye bize özgü, konjöktürel dalgalanmalara göre eğilip bükülebilen tarifler getirmeye çalışmamalıdır ve yine hiç kimse ben yaptım oldu, kolaycılığına meylederek Türkiye’yi dünyadan kopartacak tavırlar içinde olmamalıdır. Demokratik katılımı, her bir vatandaşın siyasi titrini, tercihine, söz hakkına, vatandaşlık hakkına sonuna kadar saygılı olmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Özellikle de TBMM çatısı altında milleti temsil etmek üzere yine millet tarafından görevlendirilenlerin bu değerlere saygı göstermesi sahip çıkması gerekir. Türkiye’de siyasi çeşitliliği, fikirlerin özgürce savunulduğu demokratik bir zemini her zaman savunduk." Anayasa’nın demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk anlayışı ilkelerinin vazgeçilmez olduğunu belirten Erdoğan, bu ilkelerden birinin olmazsa olamayacağını ifade etti. Erdoğan, mükemmel ve ileri bir devletin bu dört özellikle olabileceğini kaydetti.
Sivas’ta toplu açılış, temel atma ve TOKİ’nin anahtar teslim törenine katılacak olan Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından toplantıdan ayrıldı.
Baykal'dan sert suçlamalar
CHP lideri Baykal, Başbakan Erdoğan'a şu cümlelerle yüklendi:
"- Demokrasi kimsenin babasının malı değildir. Kimse milli irade hamaseti yapmasın.
- Laiklik tartışmasını senin Meclis Başkanın çıkarmadı mı? Sen desteklemedin mi?
- Hükümet, "Asker yetki istesin verelim" diyor. Kime? Medyaya söylüyor. Dolmabahçe'de üç saat görüştünüz. "Bunları konuşmadınız mı?" sayın Başbakan böyle mesajlar göndereceğine, o görüşmede neler konuştuklarını halka açıkla.
- Cumhurbaşkanı ile üç saat yan yana oturuyor. Birbirlerine selam bile vermiyor. Artık yeni bir iktidara ihtiyaç var. AKP'ye teşekkür ediyoruz."
Baykal'dan Erdoğan'a: İstikrarı sen bozdun
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, istikrarın bozulması konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yüklenerek, “Devletin kurumlarına savaş açacaksın sonra da, istikrarı bozma, diye iş adamlarına yalvaracaksın. İstikrarı sen bozdun sen. Parlamentoda üçte iki değil dörtte üç çoğunluk olsa bile uzlaşılması gerekiyor. Sana oy verenin de vermeyenin de cumhurbaşkanını seçeceksin. Kimseye dayatma yapamazsınız" dedi.
TOBB 62’inci Genel Kurul’unda konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye’nin yeni bir seçime doğru giderken geride bırakılan dönemi tartmak durumunda olduğunu belirterek, “Bu değerlendirmeyi yaparken temel yanlışlıklara düşülmemeli. Sorunlara çözüm ararken 2002 önce kriz şuydu, şuraya geldik yaklaşımı bugünkü ekonomik sorunların konuşulmasını engelliyor" dedi.
Bunun çok yanlış olduğunu kaydeden Baykal, kriz için tedbirlerin önceki hükümet döneminde alındığını söyledi. Alınan tedbirlerin iktidar gelmeden sonuçlarını vermeye başladığını ifade eden Baykal, iktidar gelmeden Türkiye’nin 2007 yılı sonunda yüzde 7 kalkındığını hatırlattı. “Hükümet devrilen değil kalkınan ekonomiyi devraldıö diyen Baykal, enflasyonun da hükümet gelmeden indirildiğinin altını çizdi. Baykal, bugün ekonomi sorunlarının konuşulması gerektiğini belirterek, bugünün sorunlarının 2002 öncesi korkutması ile tartışma yaratılmaması gerektiğini dile getirdi.
TÜRKİYE OLAĞANÜSTÜ FEDAKARLIK GÖSTERİYOR
80 yıldır bütün iktidarların çalışmasıyla Türkiye’nin bu noktaya geldiğine işaret eden Baykal, “Kimse kimsenin emeğini inkar etmesin. Atatürk, İnönü ile başladı. Bayar, Menderes, Özal, Demirel ile devam etti. Bundan sonra da devam edecektir. Kimse ekonominin nihai sözünü kendisinin söylediği yanlışına girmesin" diye konuştu. Herkesin üstlendiği sorumluluğu yerine getirdiğini söyleyen Baykal, milletin de yapılanları gereken şekilde takdir edeceğini dile getirdi. Türkiye’nin olağanüstü fedakarlık gösterdiğini vurgulayan Baykal, Türkiye’nin her yıl ekonomide dünya rekoru kırarak yüzde 6.5 faiz dışı fazla verdiğine dikkat çekti.
YENİ SIKINTILAR VAR
Baykal, iş dünyasının olağanüstü ağır vergi yükleriyle karşı karşıya kaldığını ifade ederek, şöyle konuştu:
“2001 krizi için reçete yazıldı. O reçete 6 yıldır aynen uygulanıyor. Reçetenin uygulama süresi bitti. Şimdi yeni sıkıntılar var. Yeni politikalara ihtiyaç var. 2001 krizi için yazılan reçetenin amacı bütçe açığını indirmek, mali dengeyi kurmak, enflasyonu aşağı indirmekti. Artık sorun farklı. Türkiye’de reel sektör sorunu var. İstikrar sorunu kontrol altına alındı. İstikrarı bozmadan üretim yapan bir sektör haline getiren yeni politikalar yapılmalı."
TÜRKİYE KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE DURAMIYOR
Dünyada kaynaklarının yatırım yapacak yer aradığının altını çizen Baykal, Türkiye’nin dünya ortalamasının altında büyüdüğünü söyledi. Dünyada gelişen ekonomilere göre Türkiye’nin enflasyonunun ve cari açığının yüksek olduğunu belirten Baykal, gelişen ülkelerin cari açık değil cari fazla verdiğini dile getirdi. Türkiye’nin dünyadaki gelişen ekonomilere göre kendi ayakları üstünde duramadığının kaydeden Baykal, 5 yıl içinde bu politikalarla devam edilmesi halinde sorunların daha da ağırlaşacağını dile getirdi. Baykal, 5 yıl için yeni bir sanayi politikasının ortaya konulması gerektiğine işaret etti.
IMF POLİTİKASININ SÜRESİ BİTTİ
IMF’nin işinin mali istikrar sağlamak olduğunu anımsatan Baykal, IMF’nin işinin Türkiye’yi kalkındırmak olmadığını vurguladı. Kalkındırmanın başbakanın işi olduğunu belirten Baykal, 2002 reçetesinin 2007 krizini doğurduğunu kaydetti.
2002 politikasıyla devam edilmesiyle Türkiye’nin ayağa kalkacağının zannedilmemesi gerektiğini söyleyen Baykal, "Para bolluğu sizi yanıltmasın. Bu ekonominin kalıcı olarak sorunlarını çözdüğü anlamına gelmez. Gelen yabancı sermaye ve özelleştirme gelirleriyle yeni tesisler kuruldu mu? O yok. Bir Hundai gelecekti, onu da kaçırdık. Yatırım ortamını düzeltmek lazım. İstihdam üzerindeki yükler inmeli" diye konuştu. Baykal, Türkiye’de işsizlik olmasına rağmen kelle vergisi gibi çalışanlar üzerinden vergi alındığını ifade etti.
Türkiye’de işsizlik olmasına rağmen nitelikli eleman açığı olduğunun altını çizen Baykal, yeni eğitim politikalarına ihtiyaç olduğunu söyledi.
BAŞBAKAN REJİM TARTIŞMASI TELAŞI İÇİNDE
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de siyaset ve rejim tartışması telaşı ve heyecanı içinde olduğunu kaydeden Baykal, bu heyecanın ve telaşın altında ne yattığını sordu. Başbakanın demokrasi krizi varmış gibi heyecan içinde olduğunun altını çizen Baykal, konuşmasına şöyle devam etti:
“Başbakan sıra dışı bir gerginlik, bir telaş ve kaygı içinde konuşuyor. Demokrasi kimsenin babasının malı değildir. Demokrasi bu milletin yılladır elinde olan kimsenin vazgeçemediği temeldir. Kimse milli irade hamaseti yapmaya kalkmasın. Demokrasi tartışmasını 1950’lerde çözdük. Arada kesintiler oldu hemen ardından demokrasi mücadelesi yürütüldü. Hepimiz Türkiye’nin demokratik rejiminde sandığa dayalı çizgide yürümesinin mücadelesini 12 Eylül’de verdik. Bir daha da böyle bir mücadele vermek istemiyoruz."
HEM DEVLETE SAVAŞ AÇ, HEM İSTİKRAR İÇİN YALVAR
Siyasi dengenin bir ayağında cumhuriyetin diğer ayağında ise demokrasinin olduğunu belirten Baykal, Cumhuriyeti ve demokrasiyi de milletin gerçekleştirdiğini söyledi. Baykal, “Cumhuriyet demokrasiyi engellememeli. Demokrasi Cumhuriyeti tahrip etmemeli. Birlikte el ele birlikte yürümeliler. Buna özen göstermek ülkeyi yönetenlerin görevidir" dedi.
Bunları Erdoğan’a 2002 seçimleri sonrasında anlattığını açıklayan Baykal, Erdoğan’a milletin rotasıyla, tarihi çizgisiyle oynanmaması konusunda tavsiye verdiklerini dile getirdi. Erdoğan’ı rejim sorunlarını gündeme getirilmemesi gerektiği konusunda uyardığını kaydeden Baykal, 3.5 yıl sonra bu sorunların çıkacağını söylediğini ve maalesef çıktığını ifade etti.
Baykal, “Devletin kurumlarına savaş açacaksın sonra da istikrarı bozma diye iş adamlarına yalvaracaksın. İstikrarı sen bozdun sen. Parlamentoda üçte iki değil dörtte üç çoğunluk olsa bile uzlaşılması gerekiyor. Sana oy verenin de vermeyenin de cumhurbaşkanını seçeceksin. Kimseye dayatma yapamazsınız" dedi.
BAŞBAKAN CUMHURBAŞKANLIĞI SÜRECİNİ İYİ YÖNETEMEDİ
Türkiye’nin siyasi kriz girmesinden Cumhurbaşkanlığı sürecini iyi yönetemeyen başbakanı sorumlu tutan Baykal, sürecin iyi yönetilmesiyle cumhurbaşkanı sorunun olmayacağını söyledi. Baykal, hiçbir sıkıntının Başbakan ve arkadaşının cumhurbaşkanı olması sıkıntısından daha önemsiz olmadığına işaret ederek, “Bizim maruz kaldığımız tehdidin terör olduğunu ABD bile kabul ediyor. Ama Kuzey Irak terör örgütü olarak kabul etmiyor. Siyasi sorun diyor. Siyasi kuvvetler istesin diye açıklama yapmaya hakkı var mı?" diye konuştu.
Ağar: Davul zurna çalarak operasyon yapılmaz
Toplantıda konuşma yapan bir başka lider ise Doğru Yol Partise Genel Başkanı Mehmet Ağar'dı. Hükümetin icraatını eleştiren Ağar, "Köylüyü esnafı ezdirdiniz, yeni zenginler yarattınız. 'Sandıkta hesap soracağız' diyorsunuz. Hesabı size biz soracağız biz." dedi.
Ağar, hükümeti terörle mücadele konusunda da şu sözlerle eleştirdi: "Yaptıklarınızı büyük üzüntü ile karşılıyoruz. Bir ülkenin Başbakan'ı ülkenin Genelkurmay Başkanı'na medya aracılığıyla mektup yazıyorsa bu iş bitmiştir. Davul zurna çalarak operasyon yapılmaz."