Gündem
  • 16.11.2004 13:38

YENİ ŞAFAK YAZARI TAŞGETİREN'DEN BAYKAL'A BEKTAŞİ HİKAYESİ...

Bektaşi'nin kırmızı çizgisi Bektaşi'nin biri oruç tutmuyor ama iftarları ve sahurları da kaçırmıyormuş. -Ayıp olmuyor mu, demişler. -Neden ayıp olsun, demiş Bektaşi. Evet namaz kılmıyoruz, oruç tutmuyoruz, şimdi iftarları ve sahurları da bırakıp tamamen gavur mu olalım? Ben Bektaşi'nin duyarlılığını önemsiyorum. Buna, Bektaşi'nin Müslümanlık'la ilgili kırmızı çizgisi olarak bakılabilir. Adam, ne de olsa İslam aidiyetini önemsiyor, evet, hayatında islami bir disiplin yok ama, büsbütün bu camianın dışında da kalmaya gönlü razı değil. Öyleyse, bir bağı kalmalı onu Müslümanlık'la alakalı kılan... İftar olsun, sahur olsun, yeter ki olsun... Acaba CHP'nin böyle bir kırmızı çizgisi var mı Müslümanlık'la ilgili politikasını tesbit ederken... Mesela koca Ramazan geçti, iftarlara veya sahurlara olsun katılmayı gerekli gördü mü CHP dünyası? Bu bir oruç sorgulaması değil, bir aidiyet sorgulaması... Gayrı müslimlerin bile iştirak ettiği bir yığın iftar düzenlendi bu memlekette. Avusturya Cumhurbaşkanı bile kendi ülkesindeki Müslümanlarla bir ortak noktası bulunduğunu düşünerek iftar verdi. Bunlar aidiyetlerin kesiştiği noktayı gösteren en azından kültürel buluşmalar... Nerede buluşuyor CHP Türk toplumu ile; onu sorguluyorum. Tabii ki bu sorgulamaya CHP'nin son zamanlarda sergilediği muhalefet üslubundan geliyorum. İslam'la ilgili her adımı, adeta bir refleks, hatta bir tik haline gelmiş tepki ile karşılıyor CHP'nin sözcüleri... Meclis'te Bosnalı çocuklar bir marş söylemiş, içinde ''Lailahe illallah'' ifadeleri geçiyormuş, al sana CHP dünyasından isyan bayrakları... Taa Baykal döneminde imzaları atılmış olan İslam özel sektörü noktasında, bazı girişimler olmaktaymış, al sana CHP dünyasından isyan bayrakları... İslamın ''İ''si söylense, başlıyor sancılı öfkeler... Sormak isterim: -Neye tekabül ediyor CHP'nin bu çizgisi Türkiye'de? Yani bir toplumsal karşılığı var mı bu çizginin? Bakın, abarttığımı sanmıyorum, bana göre sahipleniyor gözükse de, Baykal'ı bile kapsamıyor bu çizgi, eğer biraz aklı selim ile düşündüğü zaman... Biliyorum, şimdilerde Mustafa Sarıgül ismi Baykal'ın dünyasında hafakanların sebebidir, ama anmak zorundayım, Sarıgül'ün CHP içindeki tırmanma çizgisi CHP'nin İslam'la ilgili kırmızı çizgisizliğini onarma gayreti ile ilgili idi. Ertuğrul Günay, böyle bir pozitif çizgiyi temsil ediyordu. Onlar liderlik kaygısı ile tasfiye edildi ve CHP bir garip ''İslam karşıtlığı''na kenetlendi. Soruyorum: Bunun Türkiye'deki toplumsal karşılığı yüzde kaçtır? Ben ki, Baykal'ı bile böyle bir çerçevede görmek istemem, asgari liderlik sağduyusu buna imkan vermemesi lazım, onda asgari kültürel aidiyet bilinci bulunması lazım, hangi toplumsal yönelişle buluşmak için çıkar CHP bu yola? Bu çizginin evet var bir karşılığı, yüzde 3... Hadi çoğalt, çoğalt yüzde 9 - 10 olsun... Daha ötesi var mı? Ya da şöyle sorayım: CHP bu ''İslam karşıtı'' duruşu ile iktidar olsa, nasıl bir ilişki geliştirmek ister toplumla ve nasıl bir savaşı göze alır, bunu hesap ediyor mu? Yoksa CHP hiçbir zaman iktidar olmayı gündeminde bulundurmuyor mu? Hep bir dizginleme misyonu!!! diğer ifadeyle tıkaç görevi!!! DYP ile ANAP'ın birleşme görüşmelerinde bir değerlendirme geçti, onun da CHP ile ilgili bir boyutu var, hatırlayalım: -CHP'nin Ak Parti'ye bir alternatif geliştirmesi mümkün değil. Alternatif gene sağdan çıkacak. Onun için vs.... Bu yazı DYP - ANAP birleşmesini konu almadığı için gerisini getirmiyorum, ama çıkış noktası ilginç değil mi? Acaba CHP ne düşünüyor bu çıkış noktası hakkında? Yani ''CHP alternatif olamaz'' yargısı ne kadar doğru ve nereden doğuyor? Bana göre de doğru bir tesbit bu... CHP bu gidişle asla iktidar alternatifi olamaz. Çünkü toplumsal karşılığı sürekli küçülüyor. Düşünün ''iftar''larda bile bir aidiyet bağı yakalayamayan CHP toplumla nerede buluşur? Acaba şu anda CHP, toplumla bir ''Bayram'' paylaşımı yaşıyor mu? Baykal'a seslenmek isterim, CHP'nin artık ''tik'' haline gelen ''İslam karşıtı'' reflekslerinin bir psiko - terapide ele alınması zamanı gelmiştir. Kalbine danış sayın başkan, kopuyorsun ülkenin ikliminden, sevinçlerinden, hüzünlerinden, hassasiyetlerinden, kültüründen... Bu ülkede İslam'la ilişkilerini sağlıklı düzenleyemeyen hiçbir hareketin başarı vadetmediğini öğrenmeden yola çıkan liderlerin akıbeti perişanlıktır, bu bir dost hatırlatması... Ahmet Taşgetiren yenişafak Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:17

İLGİLİ HABERLER