Yenişafak yazarı Ahmet Kekeç, Ali Müfit Gürtuna'nın AK Parti'den aday olmasının mümkün olmadığını açıkladı.
İşte Yenişafak yazarı Ahmet Kekeç'in yazısı...
AK Parti 'vitrin'den ve Gürtuna'dan uzak durmalıdır!
Bakıyorum da, ANAP'ın, DYP'nin, hatta DSP'nin püriten yetiştirmeleri belediye başkanı seçilebilmek için AK Parti'de ''aday kuyruğu''nda...
Aralarında rüşvetçi encümen üyeleri, işkence ve dayak suçlamasıyla afişe olmuş eski polis şefleri, aslında hangi kliğin adamı olduğu belirsiz nahiye politikacıları, para babaları, toprak ağaları, kartvizit sahipleri...
Gittikleri her partiyi batıran; ele aldıkları her işi yüzlerine gözlerine bulaştıran; rüşvetle, irtikapla, kayırmacılıkla anılan isimler...
Eski bulundukları yerlerde çok mu başarılıydılar da, AK Parti'nin dışa açılan kapısı, gülen yüzü, ''liberal vitrini'' olma iddiasındalar?
Bir vitrin ihtiyacı mı var AK Parti'nin?
AK Parti'yi iktidara ''vitrin düzenlemesi'' değil, belediyecilikteki başarısı taşıdı.
Bugün Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan eski bir belediyeciydi.
Bakan ve milletvekili çoğunluğu ha keza...
Büyük bölümü RP ve FP döneminde yerel yönetimlerde görev almış, kendi içinde AK Parti nüvesini oluşturmuş ve nihayetinde halkın teveccühünü alıp merkezî yönetime taşınmış isimler...
AK Parti, bu nüveyi korumalı.
Aday seçiminde özenli, dikkatli ve rakik olmalı.
Haricî seslere kulak vermemeli.
Bir de acıklı bir güldürüye dönüşen Ali Müfit Gürtuna meselesi var elbette.
Uygun zamanda uygun yerde bulunmayı zül addeden, risk almayan, elini taşın altına sokmayan, buna rağmen ''kendisindeki cevherin keşfedilmesini'' bekleyen Gürtuna...
Gürtuna AK Parti'den ''aday gösterilmeyi'' bekliyor.
Gürtuna, oysa, uygun bir aday olabilir mi?
Sanmıyorum.
AK Parti'nin yerel yönetim başarısını önemseyen bir İstanbullu olarak, açıkcası, bunu hiç dilemiyorum.
Daha önce, M. K. adlı belediye bürokratının hikayesini anlatmıştım. Bu hikaye, ''Gürtuna niçin aday gösterilmemeli?'' sorusuna cevap teşkil edebilir.
M. K. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olarak çalışıyordu. Kaymakamlık, müfettişlik yapmıştı.
Kimi mahfillerle, kimi politikacılarla içli dışlıydı ve milliyetçi-mukaddesatçı bir geçmişe sahip olduğu söyleniyordu.
BİT soruşturmasını başlatan beyanların sahibi M. K.'ydı.
Merkez medyada yer alan ve neredeyse Erdoğan'a Başbakanlık kapılarını kapatacak ''yolsuzluk'' haberlerinin kaynağında da M. K. vardı.
M. K. çok işgüzardı.
Bir yandan medyaya ''yalan haber servisi'' yapıyor, bir yandan İçişleri Bakanlığı'nı ''enforme'' (!) ediyordu.
M. K., İçişleri Bakanlığı müfettişiyle görüşüp ''belediye eski yönetimi''yle ilgili yalan beyanlarda bulunmuş, ardından malum ''Temiz Şehir Operasyonu'' başlamıştı.
Operasyonlar çerçevesinde bir sürü insan gözaltına alındı.
Bir çoğu işkenceden geçirildi.
Kadınlar ve çocuklar rehin tutuldu.
M. K., yaptığı jurnaller basına yansıyınca, ''Hayır, ben kimseyi jurnallemedim'' dedi, ama yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmıyordu.
M. K. güya ifşaatlarda bulunurken, ''gizli kamera'' konuşulanları kare kare zaptediyordu. Daha sonra Kanal D, gizli kamera görüntülerini yayımladı ve iftira şebekesine servis yapan belediye görevlisinin M. K. olduğu belgelendi.
Ama Gürtuna, hangi saikle bilmiyorum, Recep Tayyip Erdoğan'ı yok etmeye koşullanmış ''organizasyonun'' faaliyetleri karşısında sessiz ve tepkisiz kaldı.
Medyaya ''iftira servisi'' yapan belediye personelini zamanında ayıklamadı.
Belediye'yle ilişkisi kesildikten sonra da M. K.'yı İSKİ lojmanlarında ikamete memur etti.
En önemlisi de şu:
AK Parti oluşumunu gerçekleştirirken Gürtuna yoktu.
Riskli gördüğü bir alanda olmak istemedi; ''beklemeyi'' tercih etti.
Ayrıca, aday gösterilmemesi durumunda başka arayışlara gireceğini, hatta CHP'den bile aday olabileceğini anlamamızı sağlayarak, zaten uygun bir aday olmayacağını göstermiş oldu.
Sürekli Gürtuna'ya oynamak, sürekli bu ismi gündeme getirmek, hem bu ismi düşünmediğini söyleyen Başbakan Erdoğan'a saygısızlık, hem de yerel yönetim başarısını bildiğimiz diğer adaylara haksızlıktır.
Kadir Topbaş'a, Veysel Eroğlu'na, Erol Kaya'ya, İdris Güllüce'ye haksızlık...
Ahmet Kekeç
Yenişafak
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:27