Gündem
  • 6.3.2002 14:26

YILMAZ: AB KARŞITLARI ASKERLERİN ARKASINA SAKLANMASIN!

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA- ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, hükümetin bozulmasından en büyük zararı Ab ilişkilerinin göreceğini söyledi. Partisinin grup toplantısında tonuşan Yılmaz, Türkiye'nin 57. Hükümet döneminde AB yolunda önemli adımlar attığını belirterek, "Türkiye Kopenhang kriterlerine uyumu da bu hükümetle, bu Meclisle gerçekleştirecektir. Buna mutlak surette inanıyorum. Bunu engelleyecek, bunu zedeleyecek davranışlardan da bütün arkadaşlarımın kaçınması lazımdır. Hükümet içerisinde de, Meclis içerisinde de görüş farklılıklarımız olacaktır. Bir takım çekişmeler tartışmalar yaşanacaktır. Ama bunların hepsi kabuktur. Bu kabuğu soyduğumuz zaman, hükümet olarak da ülke olarak da bu süreç içerisinde günden güne ilerlediğimiz görürsünüz" dedi. Kopenhag siyasi kriterlerine uyumla ilgili bu ilk etap tamamladığı zaman Türkiye'de hükümetin de, hükümet ortağı partilerin de rahatlayacağına dikkat çeken Yılmaz, "Müzakere sürecine geçtiğimiz zaman bu konuların fazla bir önemi kalmayacaktır" dedi. Yılmaz, o zaman başka sorunların ortaya çıkacağını belirttiği konuşmasında, onların da zamanı geldiğinde halledileceğini vurguladı. Yılmaz, "Ama AB meselemiz bugün olduğu gibi artık bölücülük meselesinin gölgesinden kurtulmuş olacak" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, milletvekillerine ve bakanlarına 'Hükümet ortaklarıyla gerilim oluşturacak tartışmalardan kaçının' mesajı da verdiği konuşmasında, "İçinde bulunduğumuz bu aşamada bu hükümetin bozulmasından en fazla zarar görebilecek olan şey AB ilişkileridir" diye konuştu. Yılmaz açıklamalarında şu ifadelere de yer verdi: "AB yolunda attığımız adımların bir takım bölücü örgütlerin veya bir takım grupların talepleriyle paralel olması görüntüsünün bulundırılmasına ve bunun istismar edilmesine hiçbir şekilde izin vermemeliyiz. Bizim amacımız devletimizi daha güçlendirmektir. Attığımız bütün adımlar bu amaca yöneliktir. Bu adımların ilk 3 tanesinde böyle bir benzerlik ortaya çıkabilir. Ama bu hiç kimseyi ürkütmemelidir. Atmamız gereken bin tane adımdan 3 tane benzerlik var diye vazgeçecek olursak bu süreci başarıya ulaştıramayız. Arkadaki 997 tane adımı beklemeniz lazım". Milleti AB'den caydırmak ve ürkütmek isteyen çevrelere malzeme verilmemesini isteyen Yılmaz, "Herkese AB üyeliğinin kendilerine getireceği kolaylıkları, avantajları daha iyi anlatmak zorundayız. AB sadece şu bölgede yaşayan vatandaşlarımıza bir takım rahatlamalar getirecek değildir. AB, devletimizin aşırı irtica korkusu nedeniyle bütün batı ülkelerinde olağan sayılan hak ve özgürlüklerini kullanamayan mütedeyyin insanlarımıza da bu haklarını kullanmalarını sağlayacak. AB'ye girmiş bir Türkiye'de artık bir meslek okulu niteliğine gelmiş olan İmam Hatip kız liselerinin önünde başörtüsü takıyor diye polisler 13 yaşındaki kızları kovalamayacaklar" diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, partisinin, TBMM grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çok zor günlerden geçtiğini ifade etti. AB sürecini Kurtuluş Savaşı'ndan daha zorlu bir mücadele olarak nitelendiren Yılmaz, şöyle konuştu: "Çok zor günlerden geçiyoruz. Büyük bir sınavla karşı karşıyayız. Ülke olarak da, Meclis olarak da, hükümet olarak da, parti grubu olarak da zor bir sınavdayız. Bu zor sınava biz kendi irademizle, isteyerek girdik. Çünkü Türkiye'nin ve Türk milletinin kaderini değiştirmek istiyoruz. İnsanımızı daha zengin daha mutlu yapmak istiyoruz. Ülkemizi daha gelişmiş daha huzurlu yapmak istiyoruz. 40 yıldır ilk defa yakaladığımız bir fırsatı değerlendirmek istiyoruz. AB'ye tam üye olmak istiyoruz. Hiç kimse bu mücaele kolay diye kandırmamalıdır. Bu mücadele zorlu bir mücadeledir. Ağır bir mücadeledir". Bu mücadelenin, İstiklal Savaşı'ndan sonra devletin ve milletin girdiği en zor mücadele olduğunu kaydeden Yılmaz, "Biz İstiklal Savaşı'nı 4 senede verdik. Cumhuriyeti de 15 yılda tahkim ettik. Ama AB'ye ilk defa girebilmek için bundan 40 sene önce müracaat ettik. 40 senedir mücadele ediyoruz. Üstelik önümüzde çok zorlu ve uzun bir süre var" diye konuştu. AB sürecini bir maratona benzeten, ancak maratonun ilk etabında bazılarının döküldüğünü kaydeden Yılmaz, "Bugün içinde bulunduğumuz AB'ye uyum sürecini bir maraton yarışına benzetmek mümkündür. Ama maraton yarışının daha ilk etabında maalesef bazılarında yorgunluklar sızlanmalar, yarışı bırakma ve yarıştan kopma belirtileri ortaya çıkmaya başladı. Bu şekilde dökülmeye, bu yarıştan kopmaya hiç kimsenin hiçbir partinin hakkı yoktur. Çünkü bu yarıştan kopan her kişi ve kurum veya parti Türkiye'nin bu yarışta güç kaybına neden olacaktır. Hele hele ANAP'ta hiçbir arkadaşımın böyle bir şeye hiçbir hakkı yoktur. Eğer biz bunu yaparsak ayak sürüyenlerin, gizli gizli direnenlere, açık engelleyicilere karşı hiçbir sözümüz kalmaz" diye konuştu. ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, AB sürecinin iyi irdelenmesi gerekliliğini vurguladı. "İster Meclis grubumuzun üyesi olsun, ister partimizin üyesi olsun bütün arkadaşlarımdan bu süreci baştan sona çok iyi çok yakın izlemelerini rica ediyorum" diyen Yılmaz, "Bu süreçle ilgili takvim ortadadır. Bu takivimin hangi diliminde, hangi konuların Türkiye'nin gündemine geleceği de baştan beri bellidir. Zahmet edip katılım ortaklığ ıbelgesini ve ulusal programımızı ayrıntılarıyla inceleyin. Türkiye'nin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin neler olduğuna bakın. Bunların haengi tarihlerde yerine getirilmesinin Türk devleti tarafından dünyaya taahhüt edilmiş olduğunu bir tarafa not edin. Çünkü bütün bu söylediklerim bu belgelerde hiçbir açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıkça yazılmıştır. Bu belgeleri okuyan arkadaşlarım göreceklerdir ki herşey aslında bu takvim içinde cereyan etmektedir ve herkes kendisini bu takvime göre hazırlamak zorundadır" dedi. Yılmaz, Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler'in geçen hafta yaptığı konuşmasına da isim vermeden değinerek, "Bu konular kendiliğinden gündeme gelmiş değildir. ANAP istiyor diye de gündeme gelmiş değildir. Siyasete malzeme olsun diye veya bütün oylar keseye dolsun diye gündeme getirilmiş de değildir. Bütün bunlar Türkiye'nin milli politikalarıyla ilgili konulardır. Hepsi de AB uyum çalışmalarıyla ve bu konukda kabul ettiğimiz takvimle ilgilidir. Devletin ve hükümetin platformlarında her kademede ele alınmakta ve tartışılmakta olan bütün bu oknulada Parti olarak bizim daha fazal ilgili olmamızın, daha fazla öne çıkmış olmamızın açık bir sebebi vardır. Çünkü biz hükümet içerisinde Türkiye'yi AB'ye hazırlayacak uyum çalışmalarını sorumluluğunu üstlenen partiyiz. Bu görevimiz nedeniyle elbetteki bazı konuları gaündeme gteirmek bize düşüyor. Uyum çalışmalarını yürütmek başlatmak bize düşüyor. Elbetteki biz bu haliyle gündemin ortasında olmaya mecburuz. tabiiki bunun yükünü de çekeceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin AB'ye uyum çalışmalarını içeren maratonunda Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesinin sadece ilk etap olduğuna işaret eden Yılmaz, bu kriterlerle ilgili çalışmalar nedeniyle halkın gözünde bölücülükle ilgili sayılan bazı konuların öne çıkmasının doğal olduğunu vurguladı. "Türkiye'nin bu alanda yapması gereken bazı şeyler bazı vatandaşlarımıı özellikle ilgilendirdiği için bu çalışmalarımızın farklı değerlendirilmesi söz konusu olabilecektir" diyen Yılmaz şu ifadelere yer verdi: "Nitekim olmuştur. Kafalarda çeşitli sorular oluşacaktır. Oluşmayanlar ise bu konuyu engellemek isteyen bazıları tarafından suni oluşturalacaktır. konuyu filan grubun hakları olarak görenler veya göstermeye çalışanlar çıkacaktır. İstismarlar yapılacaktır. provakasyonlar olacaktır. Bu konuda hassas olan bütün kesimlerin hassasiyetleriyle sonuna kadar oynanacaktır. Ama bize düşen görev devlet ciddiyeti içinde bu oyunlara gelmemektir". Bu konuda en büyük sorumluluğun kendilerine düştüğüne işaret eden Yılmaz, "ANAP'taki her sorumluluk sahibi arkadaşımın bu konuda attığı adıma, yaptığı her konuşmaya dikkat etmesi lazım. Bir takım şüpheleri davet edecek konuşmaların veya anında cevpa veilmeyen aslı olmayan yakıytırmaların ne ANAP'a ne de AB hedefimize hiçbir faydası olmaz. Olsa olsa zararı olur. Hele hele Türkiye'nin 40 sene süren AB hedefini iç siyasete, üç günlük siyasi malzeme yaparak yıpratmak hiç kimseye bir yarar sağlamadığ ıgibi millet olarak da büyük kayıplara uğramamıza yol açar. Onun için bütün arkadaşlarımdan ricam bu konuda, yani AB ilişkilerimizi ilgilendirdiği konularda üzerinde fazla düşündemen, rantsgele knuşmalardan kaçınmalarıdır. Ayrıca bu konuda hiçbir asılsız iddianın, hiçbir suçlamanın da karşılıksız bırakılmaması lazımdır. Sizlerden istediğim bu hassasiyetin tabi önce hükümet ortaklarımız ve devlet kuruluşlarımız olmak üzere herkesten bekleme hakkımız olduğunu da beklemek olduğunu ifade etmek istiyorum. Bizim istediğimiz bir takım oldu-bittileri devlet zihniyeti içerisinde yaklaşılmasından ibarettir" dedi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:38

İLGİLİ HABERLER