Gündem
  • 10.4.2002 13:43

YILMAZ, İSRAİL'İ SOYKIRIM YAPMAKLA SUÇLAYAN ECEVİT'İ ELEŞTİRDİ

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, "Filistin ile diğer bağlarımızın yanı sıra kendisinden kat be kat güçlü bir ortuya karşı kurtuluş savaşı verme, İsrail ile de sivil halkı yönelik terör eylemlerine karşı mücadele etme gibi müşterek bir takım özelliklerimiz vardır" dedi. ANAP grubu bugün TBMM'de toplandı. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, parti grubunda yaptığı konuşmada, 17 Nisan tarihinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 9. ölüm yıldönümü olduğunu hatırlatarak, gerekli anma töreni için ANAP'lılara çağrıda bulundu. Yılmaz, 28 Mayıs tarihinde koalisyon hükümetinin 3. yılını dolduracağını da hatırlatarak, ANAP'lı Bakanlar, milletvekilleri, MKYK üyeleri, ANAP İl Başkanları ile bir toplantı yapılacağını, bu toplantıda geçmişin değerlendirilmesinin yanı sıra ggelecek için ve seçime dönük stratejiler tartışılacağını belirtti. Yılmaz, konuşmasının önemli bir bölümünü ise İsrail-Filistin gerginliğine ayırdı. Türkiye'nin 'özel' bir coğrafyada yer aldığına işaret eden Yılmaz, "Türkiye olarak dünyanın en sorunlu bölgesinde yaşadığımızı hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız. Ülkemizin içinde yaşadığı coğrafyanın sıkıntılarından Türkiye'nin kendisini kurtarması hiçbir zaman mümkün değildir. Ortadoğu'dan Balkanlar'a, Kafkasya'dan Karadeniz'e kadar çevremizde olup biten her şey öncelikle ve en başta bizi etkilemektedir" dedi. Türkiye'nin terör ve ekonomik sıkıntılarla boğuştuğuu kaydeden Yılmaz, buna rağmen Türkiye'nin çevresindeki çalkantıları da 'maaselef zaman zaman omuzlamak durumunda' olduğuna işaret etti. Filistin-İsrail gerginliğinin Türkiye üzerinde önemli sıkıntılara sebep olduğunu ifade eden Yılmaz, dolayısıyla 'Bu coğrafyanın gerçekleriyle birlikte yaşanması gerekliliğinin' altını çizdi. Bunun için de bazı sorumlulukları baştan kabul etmek gerekliliğini vurgulayan Yılmaz, "Bir yandan Türkiye Cumhuriyeti olarak diğer devletlerle aramızda oluşan ekonomik, askeri siyasi dengeler, diğre yandan da tarihimizin ve coğrafyamızın bize yüklediği sorumuluklar söz konusudur. Aslında bu unsurlar arasında zaman zaman bir çatışma da söz konusu olabilir. Ama bu çatışma halinde dahi mutlaka Türkiye olarak hassas dengeleri sağlamak, uygulamak ve sürdürmek durumuyla karşı karşıyayız" diye konuştu. Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: "Çeçenistan'da yaşanan olaylar bizim için sadece Ruslarla Çeçenler arasındaki bir hadiseden ibaret olamaz. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunlar bizim için sadece iki ülke arasındaki sorunlar değildir. Bosna-Hersek'te, Hırvatistan'da Makedonya'da veya bu ülkelerle Sırbistan arasında yaşanan savaşlar problemler bizim için sadece bir balkan sorunu değildir. İran ile Irak, Irak ile Kuzey Irak'taki gruplar, Yunanistan ile Arnavutlak ve Makedonya arasındaki sorunlarda aynıdır. Nihayet Filistin'de yaşanan olaylar da bizim için bir insanlık dramı olmanın ötesinde başka bir takım anlamlara saiktir. Biz Türkler olarak sayıdğım bütün bu bölgelerdeki askeri ve siyasi varlığımız bundan yüz yıl önce sona ermiş olsa da bu ülkelerle bağımızı hala sürdürmekteyiz. Hem de oldukça planla bir şekilde sürdürmekteyiz". 'FİLİSTİNLİLER KURTULUŞ SAVAŞI VERİYOR' Filistin ile Türk halkının bağları olduğunu vurgulayan Yılmaz, bundan dolayı da Türkiye'nin İsrail-Filistin gerginliğine diğre ülkelerin baktığı gibi bakamayacağının altını çizdi. Yılmaz, "Bizim bir taraftan İsrail ile kurduğumuz askeri, diplomatik ve ticari ilişkilerimiz vardır. Diğer taarfta ise manevi ve tarihi mirası bizim üzerimizde olan Filistin'lilerin uğradıkları haksızlıklar vardır. Ayrıca yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşayan ve ülkemize bağlılıklarını, sevgilerini her vesiyelyle göstermiş olan musevi vatandaşlarımızla Türkiye'de yaşayan oldukça çok sayıda Filistinliler'in durumunu da gözönüne almak durumundayız. Filistin ile diğer bağlarımızın yanı sıra kendisinden kat be kat güçlü bir ortuya karşı kurtuluş savaşı verme, İsrail ile de sivil halkı yönelik terör eylemlerine karşı mücadele etme gibi müşterek bir takım özelliklerimiz vardır. Bütün bu faktörleri gözönüne alarak diyorum ki, bugün geldiğimiz noktada yapılması gereken şey, İsrail'in öncelikle işgal ettiği özerk Filistin topraklarından çekilmesidir. Terörist olduğuna dair elinde kesin kanıt bulunmayan bütün Filistinlileri serbest bırakmaktır. Filistin'e gelen yardımları engellemekten vazgeçmesidir. İsrail'in bu adımı atmasıyla birlikte Filistinlilerin de buna cevpa olarak bir takım karşı adımları vakit geçirmeden mutlaka atması lazımdır. Öncelikle İsrail olmak üzere olumsuz tavrını sürdürdüğü sürece radikalleşme eğilimi, buna bağlı olarak bölgedeki terör olayları artarak devam edecektir. Esasen bölgede son 1 yılda yaşanan olayların başka hiçbir faydası olması bile olamayacak şeyleri herkesi gösteridğine inanıyorum. Bu çerçevede İsrail'in işgal ettiği özerk Filistin topraklarından çekilme kararını takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim. Bu kararın hayata geçmesine paralel olarak Filistin yönetiminin de sivillere yönelik terör eylemleri konusunda daha kararlı bir tutum içine girmesi gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, bölgede uzun yıllar sonra sağlıklı ve kalıcı bir barışa giden yolu açılabileceğini ifade ederek, "Çünkü Arap dünyası 1950'lerden beri sürdürdüğü İsrail olayını yok saymak, İsrail'i görmezden gelmek politikasını bir süre önce değiştirme kararı almıştır. Filistin bu adımı zaten daha öce atmıştı. Yepyeni bir dönemin açılması için hiçbir sebep yoktur" diye konuştu. TÜRKİYE HER TÜRLÜ KATKIYA HAZIR Yılmaz, açıklamalarında Türkiye'nin bölgedeki barışa her türlü katkıya hazır olduğunu da vurgulayarak, "Türkiye bardiçin sadece iki ülke arasındış sürecine her türlü katkı yapmak ve tarafların talebi halinde bu sürece öncülük etme görevini üstlenmekten de büyük mutluluk duyacaktır. Çünkü İsrail'in kurşunlarıyla hayatını kaybeden her filistinlinin de, intihar bombalarıyla ölen her sivil İsraillinin acısını mutlaka biz de hssetmek zorundayız. Bölgede yaşanan olaylar haklı haksız doğru yanlış gibi kriterlerle ölçülemeyecek boyuta ulaşmıştır. Tanklara karşı taşla, sokakta her şeyden habersiz yürüyen sivile karşı bombayla sürdürülen mücadelenenin herhangi bir meşru hedefe ulaşması mümkün değildir. Filistinlilere karşı insafsız ve orantısız güç kullanan İsrail'in de, sivillere karşı bombalama eylemleri yürüten filistinli grupların da dizginleyecek olan sağduyudur. Bölgede ihtiyaç duyulan en önemli şey de sağduyudur. İnşaallah yakında gözlere inan hırs perdeleri kalkacak, anlaşmalara silahla bombayla değil, sağduyu ile çözüm aranacağ ıbir döneme gelecektir" dedi. 'TÜRKİYE ANİ VE ÖLÇÜSÜZ HAREKET ETMEMELİ' Yılmaz açıklamalarında Türkiye'nin ani ve ölçüsüz hareket etmemesi gerekliliğini de vurguladı. Yılmaz şöyle konuştu: "Türkiye eğer her iki ulusla da yani hem filistinle hem israille ilişkilerini sağlıklı bir biçimde devam ettirmek istiyorsa ani ve ölçüsüz tepkilerden mutlaka kaçınmak zorundadır. Her iki tarafla da ilişkilerini zedeleyecek her çıkış aslında Türkiye'nin kendi menfaatlerine zarar verecektir". IRAK'A MESAJ Yılmaz, grup toplantısında Irak'ın petrol ambargosunu da değerlendirdi. Yılmaz, "Bu konu Irak'ın İsrail'in Filistin topraklarından çekilene kadar petrol üretimini durdurma kararını almasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Dünya petrol üretiminde önemli bir payı olan Irak'ın bu kararı huzursuzluğ uyansıtan bir dalgalanmaya sebep olmakla birlikte petrol piyasasında da ciddi tedirginlik meydana getirmiştir. Türkiye'nin ham petrol ihtiyacının karşılanmasında Irak önemli bir role sahip olmadığı içni bu karardan ülkemizin şu anda büyük ölçüde etkilenmesi söz konusu değildir. Ama gerek sınır ticareti gerekse de BM kontrolünde yürütülen gıda karşılığı petrol sevkiyatı ülkemiz açısından önemli bir ekonomik öneme sahiptir. Bu kararı her iki alanda da olumsuz yansımaları olması kaçınılmazdır. Bilhassa ekonomisi sınır ticaretine bağlı olan bölge illerinin ve buralarda yaşayan vatandaşlarımızın sıkıntılı bir döneme girdiği açıktır" dedi. Yılmaz, kısa vadede ambargonun Türkiye'ye çok fazla zararı olmayacağının altını çizdi ve "Ortaya çıkan bu sıkıntının maliyetini henüz şu anda tam olarak bilmiyoruz. Umarız ki, Irak bu kararını İsrail'in işgal ettiği şehirlerden kademeli olarak çekileceğini açıklamasıyla birlikte yeniden gözden geçirilir. Çünkü önce İran avaşı sonra da Kuveyt'i igaliyle ağır darbeler yiyen Irak ekonomisinin bu yükü ne kadar kaldırabileceği belli değildir. Hala devam eden ambargo sebebiyle halkının gıda ve ilaç ihtiyacını dahi petrol karşılığ ıtemin edebilen rak'ın bu kararıyla Filistin'e ne ölçüde yardımcı olabileceğini bilmiyoruz. Ama kendi vatandaşlarının geleceğini belirsizliğe ittiği açıktır" diye konuştu. Yılmaz, açıklamasının son bölümünde ise Ortadoğu barışı için Türkiye'nin elinden geleni yapacağını söyleyerek şu ifadelere yer verdi: "Ortadoğu'da yaşanan son gelişmelerle Türkiye meseleye başkalarının gözüyle bakamaz. Bu coğrafyayı kendi coğrafyasından yarı düşünemez. Bu iki topluma karşı Türkiye kendi menfaatini ön planda tutarak dengeli bir politika izlemeye mecburdur. İki taraf arasında iki tarafında güvenebileceği bir arabulucu konumunu koruyabilmek için söylediği her söze aldığı her tavra mutlaka özen göstermelidir. Türkiye'nin başka ülkelerden çok daha fazla anlayışla karşılayabileceği bir yanda terör belası bir yanda ana yurdundan olma gibi sıkıntıların her iki ülkenin de ortak sıkıntılarını hissetmede Türkiye'ye önemli bir avantaj sağlayacağına inanıyorum. Hükümetimiz bu konuyla ilgili bundan sonra da yakından sürdürecektir. Eğer bu konuda Türkiye'ye bir görev düşecekse Türkiye rol üstlenmektende kaçınmayacaktır". Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:26

İLGİLİ HABERLER