Aleviler, Cumhurbaşkanı Gül'den ne istedi?..
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Alevi Bektaşi Federasyonları ve Derneklerinin iftar programına katıldı. Polat Rönesans Otel'de verilen iftara Cumhurbaşkanı Gül'ün yanı sıra Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, CHP Milletvekili Faik Öztürk, işadamı Ümit Boyner, sanatçılardan Ajda Pekkan ile davetliler katıldı. Gül ve Arınç'ın katıldığı Alevi-Bektaşi derneklerinin iftarında Yavuz Sultan Selim adı verilen köprü gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da katıldığı Alevi-Bektaşi derneklerinin Polat Otel Residance'ta düzenlediği iftar yemeğinde lokma duası yaptıran Alevi Dedesi Derviş Tur, Cumhurbaşkanı Gül'den Cemevleri'nin ibadethane olmasını ve 3. köprüye verilen Yavuz Sultan Selim adının değiştirilerek Yunus Emre'nin adının verilmesini istedi. Davetli olan bazı Alevi derneklerinin katılmadığı ve tartışmalara neden olan Polat Otel'deki yemeğe, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yanı sıra, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, eski Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, sanatçı Ajda Pekkan, eski milli futbolcu Arif Erdem ile çok sayıda davetli katıldı.
Beyazıt Camisi İmam Hatibi Suat Gözütok'un okuduğu Kur'an-ı Kerim ve ezan ile başlayan iftar programında Alevi Dedesi Derviş Tur da lokma duası yaptırdı. Duadan sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve yetkililerden iki konuda ricada bulunacağını söyleyen Alevi Dedesi Tur, "Artık beklemenin bir anlamı yok. Cemevleri'nin ibadethane olarak kabul edilmesini rica ediyorum. Resmi olarak ibadethane kabul edilmediği için dernek adı altında cemevi açıyoruz. Buralara her türlü siyaset ve siyasi düşünce giriyor. Ancak cami gibi ibadethane olarak kabil edilmesi ve desteklenmesi bunun önüne geçecektir. Bir de 3. Köprü'ye verilen Yavuz Sultan Selim adı, Alevilerde tepki gördü. Sayın Cumhurbaşkanından büyük bir erdemlilik göstereceğini bekliyorum ve köprünün adını hem sünni hem de Alevileri kucaklayacak olan Yunus Emre olarak değiştirilmesini rica ediyorum" dedi.
Gül: Hepimiz de eşit vatandaşlarız, hiç kimsenin üstünlüğü yoktur
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Birbirimizi ne kadar çok anlarsak, kendimizi başkasının yerine ne kadar çok koyarsak, ne kadar çok empati yaparsak, o kadar çok bu ülke içinde dayanışmayı gerçekleştiririz" dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Polat Renaissance Otel'de düzenlenen "Alevi-Sünni Kardeşliği İftarı"nda yaptığı konuşmada, etkinliğin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Geçen yıl da aynı etkinliğin düzenlendiğini ve bu iftarın artık gelenekselleştiğini dile getiren Gül, iftarı düzenleyen iş adamları İbrahim Polat ve Zeynel Abidin Erdem'e ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinden bu etkinliğe katılmak için gelenlere teşekkür etti.
Ramazan ayının insanlara huzurlu olmayı, saygıyı, sevgiyi, hürmeti, güzel konuşmayı hatırlatan, herkesin birbirini daha iyi anlamasını teşvik eden bir iklimi olduğunu aktaran Gül, burada yapılan konuşmaların da bu çerçevede gerçekleştiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Özellikle çevremize baktığımızda, bütün İslam dünyasında olup bitenler hepimizi derinden üzüyor. İslam dünyasının çok büyük bunalımlar içinde olduğu, çok büyük ayrışmalar içinde olduğu, sıkıntılı bir dönemden geçtiği, kendi birikimini ve enerjisini adeta kendi içinde harcadığı böyle bir dönemden geçerken, Türkiye olarak bizlerin, daha büyük bir dayanışma içinde, daha büyük bir birlik içinde olmamız, hepimizin fark ettiği bir husus. Onun için burada yapılan bütün konuşmalarda hep altını çizip, dikkati çektiğimiz konu bu. Ben de doğrusu Cumhurbaşkanınız olarak yaptığım konuşmalarda özellikle bunun altını çiziyorum. Birbirimizi ne kadar çok anlarsak, kendimizi başkasının yerine ne kadar çok koyarsak, ne kadar çok empati yaparsak, o kadar çok bu ülke içinde dayanışmayı gerçekleştiririz. Nihayette, sözün nereye gittiğini bazen bilmiyoruz. Söz, laf o kadar güçlü ki. Bununla ilgili çok güzel sözler var. Bu sözleri, dayanışmayı, birliği, beraberliği, birbirimize saygı yönünde kullanırsak, o zaman ülkemizdeki huzuru da pekiştirmiş oluruz."
Türkiye gibi büyük bir ülkede farklılıkların ve çeşitliliklerin olmasının tabii olduğunu dile getiren Gül, "Tarihi, sosyolojik gerçekler, hepimize farklı özellikler yüklemiştir. Dolayısıyla bütün bunları iyi anlayabilmemiz ve bütün bunlara saygı göstermemiz huzurun da birinci şartıdır" diye konuştu.
Gelişmiş demokrasilerin en önemli fonksiyonlarından birisinin, temel hak ve hürriyetleri garanti altına almak olduğunu ifade eden Gül, "Ülkemiz içinde de bütün inançlara, bütün farklılıklara, bunlar İslam dairesi içinde olduğu gibi, ülkemizde çok az da olsa Müslüman olmayan vatandaşlarımız da var. Onlara da aynı şekilde yaklaşmak ve onları ve herkesi kucaklamak hepimizin en önemli vazifelerinden birisidir. Ayrıca, büyük İslam caddesi içinde farklı farklı mezheplerin, yorumların, anlayışların ve farklı farklı inançların olduğu da bir gerçektir. Bu çerçeve içinde baktığımızda, ülkemizdeki Alevi, Bektaşi vatandaşlarımızın beklentilerini, onların arzularını, gayet dikkate almak da devletin görevidir" dedi.
- "Çalışmaların neticeye ulaştırılması hepimizin arzusu"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Hükümetin bu konularla ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdiğini hatırlatan Gül, "Ben de zaman zaman yapılan birçok değerli paneller, konferanslarla ilgili bilgi alıyorum. Gerçekten çok değerli çalışmaların yapıldığını görüyorum. Memleketimizde aslında büyük bir olgunluk var. Bunların bir neticeye ulaştırılması da şüphesiz ki hepimizin arzusudur ve aynı zamanda da görevidir" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:
"Şunu unutmayalım ki, bu ülke hepimizindir. Hepimiz de eşit vatandaşlarız, hiç kimsenin üstünlüğü yoktur. Memlekete sahip çıkmanın, ülkeye sahip çıkmanın ve ülkede huzurlu bir ortamın sağlanmasında da hepimizin eşit sorumluluğu vardır. Daha yapacak çok iş var bu ülkede. Her ne kadar son yıllarda Türkiye hızlı bir kalkınma süreci içine girse de, büyüme süreci içinde olsa da gelişmiş ülkelerle, Avrupa ülkeleriyle mukayese ettiğimizde hala ne kadar mesafe almamız gerektiğinin herkes farkındadır. Bu açıkların kapatılması için ülkede huzurun, istikrarın olması da şarttır. Bunun için de birbirimize saygı ve sevgi yine birinci şarttır. Onun için bu buluşmaları çok önemsiyorum."
Ramazan ayında çok nadir dışarı çıktığını belirten Gül, "Toplu olarak katıldığım tek iftar bu diyebilirim. Önem veriyorum. Türkiye'nin çok önemli bir fotoğrafı ve gerçeği var bu salonun içinde. Bunu ne kadar görür ve anlarsak ve ne kadar ona göre hareket edersek, hepimiz birbirimizin işini de, Türkiye'nin işini de kolaylaştırırız. Onun için bu toplantıyı tertipleyenleri tebrik ediyorum" diye konuştu.
Toplantıya çok önemli yazarlar, fikir adamları, iş dünyası temsilcileri, siyasi parti temsilcilerinin katıldığını aktaran Gül, "Böyle bir topluluk, böyle bir beraberlik görüldüğünde bütün Türkiye'ye moral verir. Bu resim bile bütün Türkiye'ye moral verir. Bu bakımdan birbirimizin kıymetini bilelim ve daha büyük bir dayanışma içinde olalım. Hepimiz kendi yurdumuzda, memleketimizde mutlu olalım, müreffeh olalım ve Türkiye'yi çok daha güçlü yapalım" ifadelerini kullandı.
Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 13:13