Gündem
  • 21.8.2002 00:57

ANAP PARAMPARÇA...LÜTFULLAH KAYALAR VE ERSİN TARANOĞLU'DA İSTİFA EDİYOR

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/Mesut Yılmaz'ın en yakını olan Yaşar Okuyan'ın ayrılmasından sonra,ANAP'ta ipler koptu.Okuyan'dan sonra Yılmaz'ın yakın çevresinden Ersin Taranoğlu'da istifa kararı aldı.Olağanüstü Kongre isteyen Erkan Mumcu, bu isteği kabul görmeyince istifa edeceğini bildirdi.Son kongrede Mesut Yılmaz'a rakip çıkan ancak başarılı olamayan Lütfullah Kayalar'da, istifanın eşiğine geldi.ANAP'ın son durumunu yazan Star'dan Fatih Çekirge, "Dün, konuştuğum bir ANAP’lı bakan, ısrarla bir günün altını çizdi...O gün, 26 Ağustos’tur...Yani ANAP’ın Merkez Karar Yönetim Kurulu’nun toplanacağı gün...Evet, ANAP 26 Ağustos günü keskin bir yol ayrımının başlangıcını yaşayacaktır..." diye yazdı. İŞTE FATİH ÇEKİRGE'NİN YAZISI; ANAP'ta yol ayrımı Sabah 08.30... Meclis lojmanlarının önünden, Oran sitesine doğru yürüyorlar... Solda yürüyen ANAP’ın şu andaki en yetkili yöneticilerinden... Sağdaki ise eski önemli yöneticilerinden, yine eski bir bakan... Şöyle diyor şimdiki yönetici: - Şu hale bak, bir zamanlar yüzde 44’le iktidar olan parti, şimdi yüzde 4’lerle iktidar arayacak hale geldi. Diğeri cevap veriyor: - Üstelik elimiz kolumuz bağlı, bir şey yapamıyoruz. Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Mesut Yılmaz’ın ‘emir eri’ diye konuşulan Yaşar Okuyan partiden istifa ediyor... Aynı saatlerde bir bakan, bana açıkça şöyle diyor: - Sayın Çekirge, 10 küsur yıldır bu partiyi siz de izliyorsunuz. Görüyorsunuz ki zor durumdayız. Ve adını verebileceğim çok önemli bir isim bakın ne diyor: - Ben son kongreden sonra çekildim. Ve şimdi görüyorum ki o kongreden sonra bir şeyler olmuş. Mesut Bey, artık o Mesut Bey değil... ‘Peki ne yapacaksınız?’ diye soruyorum... İşte cevabı: - 2-3 gün içerisinde ben de ANAP’tan ayrılacağım. Başka çaresi yok. Kararımı verdim. Bu sözleri söyleyen kişinin adı Ersin Taranoğlu’dur. Taranoğlu, son dönem Anavatan Partisi’nin en kritik görevi olan teşkilat başkanlığını yapmıştır... Ve görüyorum ki bugün o da, umudunu kesip birkaç günlük bir kararı içine sindirme dönemi yaşamaktadır... Aslında aynı süreç Anavatan Partisi’ndeki birçok kişi için geçerlidir... Kimle konuşsam, bugünkü ANAP yönetiminden umutlu değildir... Örneğin Lütfullah Kayalar... O da istifanın eşiğinde, bir parçası olduğuna inandığı ANAP’tan ayrılmanın sancısını yaşamaktadır... Dün, konuştuğum bir ANAP’lı bakan ise, ısrarla bir günün altını çizdi... O gün, 26 Ağustos’tur... Yani ANAP’ın Merkez Karar Yönetim Kurulu’nun toplanacağı gün... Bugün anladığım kadarıyla ANAP için de bir ‘yol ayrımı’ günüdür... ANAP’lı bakan bugünü şöyle özetliyor: - 26’sında ANAP’ın geldiği durum, teşkilatların tepkisi ve istifalar konusunda çok önemli tartışmalar olabilir. Örneğin; bir kongre istenebilir. Ya da Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı bu durumundan kurtarma modeli olup olmadığı sorulabilir. Bu sohbetin hemen ardından konuştuğum bir ANAP Grup Başkan Vekili ise aynen şöyle diyor: - Ayın 26’sında Yılmaz’ın çekilmesine yönelik bir kongre talebi MKYK’de konuşulabilir. Herkes bunu bekliyor. Evet, bir dönem Türkiye’nin ufuklarını açan, Türkiye’yi dünyaya bağlayan Özal’lı ANAP’ın bugün geldiği nokta işte budur... Kremlin Sarayı’nda Yeltsin’e özelleştirme konusunda akıl veren Özal’ın, Bulgaristan’a elektrik sattığı ANAP döneminden, şimdi ‘ittifak yoluyla baraj altında boğulmaktan’ kurtulmaya çalışan bir ANAP dönemine gelinmiştir... Bu yalnızca ANAP’ın meselesi değildir... Çünkü bu vizyonun kaybı, aynı zamanda Türk siyasetinde bir dağılmanın ve parçalanmanın başlangıcını oluşturmuştur... Daha açık bir deyişle yaşanan gerçek şudur: - Türkiye’yi ‘IMF’den kurtarmış olan’ ANAP, bugün ‘IMF’yi kurtuluş olarak gösteren’ bir ANAP’a dönüşmüştür... İşte bu durum, Türkiye’nin bugün geldiği çözümsüzlüğün nedenidir. Demek ki olay yalnızca ANAP’ın vizyonunu kaybetmesi değildir. Türk siyasetinin topyekün şahsiyetini, iradesini ve vizyonunu kaybetmesi meselesidir. Mesut Yılmaz ANAP açısından işte bu noktada sorumludur... Evet, ANAP 26 Ağustos günü keskin bir yol ayrımının başlangıcını yaşayacaktır... Belki de ANAP ruhu o gün, hastalanmış bir parti anlayışının ‘bedenini’ terk etme noktasına gelebilir. Ama siyasetin ‘lokal gerçeği’ne bakınca, yine ‘gündelik çıkarlar’ ve ‘bireysel beklentiler’le gizliden gizliye gelişen bu isyanın bastırılabileceğini söyleyebilirim. Daha da açığı şudur: - Yılmaz 26 Ağustos’taki toplantıda kongre taleplerini geri çevirecektir. Bunun yerine seçimleri erteleyip ANAP’ın içinde bulunacağı yeni bir hükümet formülü için çalışmaya devam edecektir. Çünkü önemli olan ne ANAP ne de Türkiye’dir. Önemli Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:50

İLGİLİ HABERLER