Gündem
  • 5.4.2005 11:47

ANAP''LA AK PARTİ ARASINDAKİ GERGİNLİĞE MESUT YILMAZ YORUMU...

RUHAT MENGİ-VATAN Mesut Yılmaz''la ''''düello'''' hakkında! Dün ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz''la bir telefon görüşmesi yaparak ona milletvekili transferleri, bu şekilde Meclis''e giren partiler ve ANAP-AKP arasındaki söz düellosunu sordum. Bence bu konuda onun düşünceleri önemliydi, çünkü Erkan Mumcu; Mesut Yılmaz''lı ANAP''tan da aynen AKP''den ayrıldığı gibi ayrılmış ve yeni partisine geçtiği anda eskisinden memnuniyetsizliğini de benzer şekilde dile getirmişti. Milletvekillerinin bir futbolcu rahatlığıyla, (hatta gerekli süreyi beklemedikleri için onlardan da büyük bir rahatlıkla) ''''transfer'''' yapabilmeleri giderek siyasi alışkanlığa dönüşüyor. Böylelikle bir bakıyorsunuz seçimde barajı aşamamış bir parti 10 milletvekiliyle Meclis''in 3. partisi oluvermiş. Bugünkü konjonktürde ''''Aman alternatif olsun'''' diyerek üzerinde durmadığımız olay, aslında üzerinde fazlasıyla durulması gereken bir ilkesizlik sorunu... Dokunulmazlık! Sanıyorum kendisini Yüce Divan''a gönderenlerin dokunulmazlık kalkanı arkasına saklanarak ''''kendi dosyalarını'''' yargıdan kaçırmalarına haklı olarak içerlediği için ''''dokunulmazlıkların kaldırılması'''' konusuyla başladı Mesut Yılmaz. Ve ''Sizce de bu parti değiştirmeler önemli bir siyasi etik eksikliği değil midir'' soruma şu cevabı verdi: ''''Siyasi etikle ilgili çok acil bir düzenlemeye ihtiyaç var ama bu düzenlemenin AKP döneminde yapılabileceğine inanmıyorum. Zira bu hükümet zaten baştan işe sakat başladı. Bunun en bariz örneği milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili durum. Seçim öncesi taahhütte bulunuldu ama sonra Meclis çoğunluğu olmasına rağmen ve muhalefet sıkıştırdığı halde yan çizdiler. Bu kadar önemli bir konuda, söz verdiği halde etiksizlik ortaya koyan iktidarın siyasi etikle ilgili düzenleme yapmasını beklemek fazla iyimserlik olur. Bunun acilen yapılması lâzım ama ancak bir sonraki yasama döneminde gerçekleşebileceğini sanıyorum.'''' Partilere yapılan yardımların denetlenmesinin de çok önemli olduğunu, bu işin Anayasa Mahkemesi''ne bırakıldığını ama onun da zorlandığını söyleyen Yılmaz etikle ilgili bu üç ana konunun çok önemli olduğunu ama düzenleme yapılmasına ihtimal vermediğini söyledi. AKP''nin itiraza hakkı yok! - Peki eski ANAP Genel Başkanı olarak ANAP''ın Meclis''e bu şekilde girmesini onaylıyor musunuz? ''''Meseleye belli kişi ve partiler açısından bakmamak lâzım. Prensipler önemli. Tayyip Erdoğan''ın ise bu konuda itiraza hakkı yok zira kendi partisinin de ilk kuruluşu diğer partilerden devşirmelerle olmuştu, aynı akibete uğraması kaçınılmazdı. Bugünkü durumda iktidar partisinden ayrılan milletvekillerinin Meclis dışında kalmış bir partiye geçişi söz konusu. Asıl incelenmesi gereken ise muhalefet partisinden iktidar partisine geçenlerin durumudur.'''' - Peki üç yıla yakın bir zaman susan siyasetçinin sonradan, ayrıldığı partiye rüşvet suçlaması yapmasını doğru buluyor musunuz? ''''Bu tür olaylarla, son dakikada parti değiştirmelerle seçmenden oy alabiliyorlarsa etiksizlik sürüp gider. Ama konu sadece ANAP''la sınırlı değildir, şu anda Meclis''teki partiler ancak seçmenin yarısını temsil ediyor. Önce secim sisteminin değişmesi lâzım.'''' - Siz ANAP''ın durumundan memnun musunuz? ''''ANAP''sız siyaset kısır bir siyasettir. ANAP''ın temsil ediliyor olmasından memnunum. Erkan Mumcu ANAP''ın felsefesini siyasete taşıyabildiği takdirde önemli bir hizmet yapmış olur.'''' - Bundan sonra ANAP''ta görev alır, destekler misiniz? ''''Ben o defteri kapattım biliyorsunuz. Bu soru sık sık soruluyor, kimse inanmıyor ama kapattım. Ancak, bana ihtiyaç olduğu takdirde kaçmayacak kadar Türkiye''ye bağlıyım.'''' - İstikrarsızlık nedeniyle AB sürecinde sorun yaşanabilir mi? ''''AKP iktidara hazırlıklı şekilde, vizyonuyla gelmedi. Hazır arabaya bindi ve benzin de bitti. Gerekli vizyon olmadığı için tıkandı. Asıl bundan sonra ne yapacakları önemli. Siyasi istikrarsızlığın AB yolunu tıkayabileceği endişelerini maalesef ben de taşıyorum.'''' Bakanlık telefonları ödetmeli! Tokat''ta Mehmet Akif Ersoy Lisesi''ndeki olayı da duyunca Türkiye''de ''''olmaz'''' diye bir şeyin olmadığına iyice inandım. Okulun idarecileriyle öğretmenleri oturup karar alıyorlar ve kopya çekmemeleri için öğrencilerin cep telefonlarını toplayarak içi su dolu kovaların içine atıyorlar. Doğal olarak çocukların telefonları, tamiri imkânsız şekilde bozuluyor. ''Çocuk'' diyorum ama karşımdakiler çocuk da değil, lise 2-lise 3 öğrencisi 17-18 yaşında gençler. Düşünebiliyor musunuz; lise 3 öğrencisi bir genç telefonunun bozulduğunu öğrenince ağlayarak eve gitmiş... Ağlayarak. Babası da Valiliğe şikâyet etmiş. Umarım hepsi tek tek şikâyetçi olurlar. Umarım Milli Eğitim Bakanlığı bu öğretmenlerden derhal telefon paralarını öğrencilere iade etmelerini ister. ''''İmtihana girerken cep telefonlarınızı masanın üzerine bırakın'''' demek gibi medeni bir çözüm varken gençlere böylesine abuk davranışları reva görenlerin pişman olmaları gerekiyor doğrusu! Etik...sizlik! Herkesin bir cini vardır ya zaman zaman tepesine sıçrayacak, işte benim cin genellikle siyasetçi konuşmalarını duyunca sıçrıyor. Meselâ şu ''''gazeteci gibi randevu alıp aracılık yapan var'''' sözü... Arkadan gelen ''''Tabiî bu kapıları hemen kapatıyoruz'''' sözü... Bak yine sıçradı tepeme... Sakin ol, in aşağı! Bildiğime göre bir başbakana ancak yeterince yakın olan birileri bu tür teklifler yapabilir. Ancak uygun bir ortam yaratılmışsa yapabilir. Herhangi bir gazeteci, ne cesaretle başbakan karşısına ''''gazeteci gibi randevu alıp çıktıktan sonra'''' başka teklif ileri sürebilir ki? Ayrıca... Bin kez yazdık; bu sözleri sarfettikten sonra, o gazetecilerin adını açıklamak yerine bütün basını şüphe altında bırakmak ''''bu kadar açık konuşuyor görünen'''' bir siyasetçinin dürüstlüğüne yakışır mı? Aynı olay ''''Sana mamaya geliyorlar, cesaretin varsa açıkla neler teklif ettiğini'''' veya ''''Kabahatini biliyorum ama ihbar etmeyeceğim'''' sözlerini sarfeden yeni lider için de geçerli. Suçladığı partiye kendisinin de daha önce bir başka partiden transfer olmuş olması bir yana (bu kadar yıl bekledikten ve) bu kadar konuştuktan sonra ''''mama''''yı ve ''''kabahat''''} açıklamaması çok mu dürüst bir davranış? Sanatçıların birbirlerini basamak yaparak, polemik yaratarak yükselmesi gibi aynen... Tutturdular bir yol gidiyorlar. Ve gerçekten, toplum kendine düşeni yaparak bu sorumsuzluktan önlemedikçe sonsuza kadar da özgürce aynı yolda ''''gidecek'''' gibi görünüyorlar! Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:25

İLGİLİ HABERLER