MECLİS BAŞKANI ARINÇ’TAN İLGİNÇ AÇIKLAMALAR:BAŞBAKAN'LA BİZ DELİKANLIYIZ…
TBMM Başkam Bülent Arınç'la röportajımızın türban ve milliyetçilik konusunun ağırlıklı olduğu ilk bölümü dün yayınlandı. Arınç'ın gündeme ilişkin pek çok konuyla ilgili görüşlerine yer verdiğimiz "Pazartesi Röportajları"nın ikinci bölümü ise şöyle:
* Başbakan'a rahat ulaşabiliyor musunuz yoksa danışmanları aşmak konusunda siz de zorluk çekiyor musunuz?
İhtiyaç duyduğumuzda en azından telefonla görüşürüz. Bu iddialar ne kadar doğru bilmiyorum. Bazen gerçek de olabilirler. Ama mesela bir AK Partili'nin şuna dikkat etmesi lazım: Nerede bu Başbakan? Yani bomboş oturuyor da sırf zulüm olsun diye mi beni kabul etmiyor? Veya sırf küçültmek için mi benimle görüşmüyor? Bunu düşündüğü zaman bir insanın yüreği sızlar. Yani dün (31 Mart) Fas'ta yaptığı basın toplantısına baktım, o kadar yorgun ki 5 bin kilometreden görünüyor...
Başbakan çok yorgun, üzülüyorum
* Siz Başbakan için üzülüyorsunuz galiba?
Üzülürüm tabii, üzülmem mi? Bu Başbakan dünyayı dolaşıyor. Niçin yapıyor bunu? Türkiye'yi tanıtmak, ihracatını artırmak için... Şimdi böyle bir insana ben ulaşamadım deniyor. Nasıl ulaşacaksınız, adam Fas'ta. Ama Başbakanların, genel başkanların da partilerini ve Meclis'i ihmal etmemeleri lazım. Bunu ihmal ederseniz, bir yerden sıkıntılar olur.
* Başbakan mı daha sinirli, siz mi?
Bizim huylarımız birbirine benzer. İkimiz de haksızlığa tahammül edemeyiz. Bizim bir delikanlılık tarafımız var. Şimdi siz bana en ağır soruları sorun. Vallahi ben bunlardan yüksünmem, bildiğimi söylerim. Ama böyle küçültücü, aşağılayıcı, alay edici bir tavır olursa biz bunu hiçbir zaman hazmedemeyiz. Şimdi siz bana bir şey sordunuz, ben cevabını verdim. Bir daha sorarsanız, bir daha sorarsanız, kapıdan tam çıkıyorken bir daha sorarsanız, ben patlarım.
Valdo bu yıl da gelmeyecek!
* Siz patlayınca da olay oluyor?..
Ama bu bize haksızlık. Biz çocuk değiliz. Yaptığımız iş ortada, çalışmalarımız ortada. Bu işleri Türkiye'nin hayrına olsun diye yapıyoruz. Yani eşimizle, çoluğumuzla, çocuğumuzla hiç kimse bizi yargılamaya kalkmasın. Onlar bizim gerçeklerimiz. Aile hayatımız var, çocuklarımız var, bir şüphesiz dünya görüşümüz var, inancımız var. Bunları herkesin kendine ait özellikleri olarak kabul etmek lazım. Ayrıca Sayın Başbakan'ı da kendimden daha sabırlı görüyorum.
* O zaman çok perdeleyerek sorayım: Valdo resepsiyona gelecek mi?
Valdo gelemeyecek, (Üzgün bir ifadeyle) Valdo gelemeyecek...
Not: Arınç iki yıl önceki 23 Nisan resepsiyonunda kameralara bakarak türbanı nedeniyle yanında bulunamayan eşine atfen İsmet Özel'in "Valdo Sen Niye Burada Değilsin" kitabının adını söylemişti.
'Sözde Vatandaşlık' lafını yorumlamam
* 2005'i neden "Milli Egemenlik Yılı" olarak ilan ettiniz?
Egemenlik milletindir: Bu sözü hepimiz biliyoruz. Ama bu egemenlik ne, kim kullanıyor, nasıl kullanıyor, kapsamı nedir, Anayasa'nın 6'ıncı, 7'inci maddelerinin Meclis'e verdiği bu hakların kullanımı nedir, önündeki engeller nedir, milli egemenliğin gerçekten kayıtsız şartsız olması için neler gereklidir..? Bunu bir bilinç olarak güçlendirmeyi arzu ettik. Sokaktaki insandan bürokrasinin başındaki insana kadar bu konuyu bütün bir yıla ve Türkiye'ye yaymayı arzu ettik.
* Sizce Türkiye'de egemenlik kayıtsız şartsız milletin mi? Gerçekten bu hedefe ulaşılabildi mi?
Millet egemenliğinin tam anlamıyla kullanıldığı konusunda yüzde 100'lük bir oranı tutturduğumuzu söyleyemeyiz. Şüphesiz bu bir bilinç işidir. Çünkü egemenliğe sahip çıkmak gerekir. Geçtiğimiz süreç içinde ise bu konu kısıntıya uğradı. Bir küskünlük, bir bedbinlik, bir yılgınlık, millet iradesinin temsil yeri olan Meclis'in zaman zaman ablukaya alınması, Meclis'in kapatılması... Tabii temsilde adaletin eksikliklerini de koymak lazım. Dolayısıyla millet egemenliği konusunda ideal bir noktada değiliz.
* Milli Egemenlik Yılı şemsiyesi altında soruyorum. "Sözde vatandaşlık" sözü size ne ifade ediyor?
Nereden çıktı o laf?
* Bayrak olayından sonra Genelkurmay'ın basın açıklamasında geçiyordu. Bu tanım çeşitli çevrelerce biraz incitici bulundu. Siz ne düşündünüz?
Anayasa'da vatandaş mefhumu tarif edilmiş. Bunun dışında bir tarif yapılıyorsa, bence bu tabiri kullanan kişiye, bunun ne anlama geldiğini, niçin kullanıldığını sormakta fayda var. Ben bunu kullanan kişinin sözünü yorumlayacak noktada değilim. Yorumlarsam da saygısızlık yapmış olurum.
Tarihçilere bırakalım dönemi bitti
* Sözde Ermeni sorunu, sözde Kürt sorunu, sözde şu, sözde bu... Türkiye, sorunlarını "sözde" diyerek çözebiliyor mu?
Çözülmüyor efendim. Bence başımızı kuma sokmak doğru değil. Çünkü bir gün yüzleşeceksiniz. "Kıbrıs sorunu bitmiştir!" Yıllardan beri bunu söylüyorduk, şimdi de "Kıbrıs sorunu çözülmelidir" diyoruz. Bence bunlarla yüzleşmeniz ve mutlaka bir planınızın olması gerekiyor.
* Mesela Ermeni soykırımı iddialannı sadece tarihçilere havale etmek yerine siyasetçilerin de daha cesur bir şekilde ele alması bir yüzleşme olur mu?
Tarihçiler çözsün dönemi artık geçti. Siyasi manevralarla çözmek bu hükümetin işidir, parlamentoların işidir. Ermenistan'la ise bugün bir diplomatik ilişkimiz yok. Onlar Türkiye ile şu veya bu şekilde ilişki kurmak istiyorlar. Ama sanıyorum ki, Ermenistan kendilerini besleyen diasporaya karşı böyle bir adımı atmak için henüz cesaret edemiyor. Sözde, sözde, sözde ama ortada da bir gerçek var ki, Ermenistan ayrı bir devlet olarak bir tarafta, maddeten ve siyaseten çok güçlü olan bir Ermeni diasporası da bir tarafta. Şimdi bunu mektuplar yazarak, ricalar ederek, aramızdaki ilişkiler zedelenir diyerek, kınayarak engellemek mümkün olsaydı bu yıllardan beri yapılıyordu. Demek ki mümkün olmamış. Bir sorun var ortada. Bu soruna bir doktor gibi yaklaşmamız lazım. Planlı hareket etmeliyiz. Türk Tarih Kurumu, Meclis, Başbakanlık, sivil toplum örgütleri koordinasyon altında bir araya gelmeliyiz.
1 Mart kararının arkasındayım
* Ermeni sorununu Meclis çözsün deniyor ama iki yıldır giderek kötüleşen Türkiye-ABD ilişkilerinin baş müsebbibi olarak da yine Meclis görülüyor?..
Beni mi görüyorlar?
* Meclis'i diyeyim ama, sizin de ne kadar etkili olduğunuz biliniyor. ABD'yle gelinen şu noktaya bakınca şimdi ne düşünüyorsunuz: Meclis iyi mi yaptı, kötü mü?
Ben o kararın her zaman arkasındayım. O kararın çok doğru ve saygın bir karar olduğuna inanıyorum. Millet iradesinin tecelli etmesine kimsenin itirazı olmaması lazım. Bakınız, Rumsfeld (ABD Savunma Bakanı) bile "Meclisinizin kararına saygı duyuyorum" dedi. Ben Rumsfeld'lerden, onlardan, bunlardan değil de bizdeki Amerikan üniforması giymiş bazı Türklerden korkuyorum. Yani onlar bizi 1 Mart dolayısıyla öylesine eleştirdiler, öylesine haksız yıprattılar ki, biz bunu Amerikalılardan bile duymadık. O, bazı köşelerine sinmiş, ellerinde kalem olan insanlar neler yazmadılar. Ama ben Meclisimi bu kararından dolayı kutluyorum. Japonya'sından Hindistan'ına, Avrupa'nın bütün ülkelerine kadar çok yer gezdim. Hepsinin söylediği şu: "Türkiye'ye gıpta ediyoruz. Bizim yapamadığımızı siz yaptınız."
* "AB, ABD ne isterse yapmak zorundayız" diyerek milliyetçiliği besleyen, marjinal liberaller görüyor musunuz?
Türkiye her isteneni yapmayacak, doğru olanı yapacak. Bence liberal olmak, özgürlüklerden yana olmaktır. Liberalleri seviyorum.
* 1 Mart tezkeresinde Meclis'in kararını en çok eleştirenler liberallerdi ama..
Cüneyt Ülsever'i (Hürriyet Gazetesi Yazarı) biliyorum. Onların yazdıklarına bakmayın. Onların da kalbi "bu iş doğrudur" diyor.
TSK'nın birinci olması normal
* Son yapılan anketlere göre halkın Meclis'e olan itibarı 9'uncu sıradan 4'üncü sıraya yükselmiş. Peki birinci sırada kim var?
Türk Silahlı Kuvvetleri.
* Düşündürücü değil mi?
Çok düşündürücü. Ben bunları söylüyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri siyasi bir kurum değil. Siyasi olmayan kurumlar bu tür anketlerin dışında kalmalı. O zaman biz birinci oluruz. Yoksa Türk Silahlı Kuvvetleri'ni böyle bir ankete koyarsanız, silahlı kuvvetlerine güvenmeyen bir millet evladı olmaz. O zaman da birinci olur.
* Yani haksız rekabet mi var?
Hayır, böyle düşünülüyorsa ben de Silahlı Kuvvetler'in güvenilirlik noktasında birinci olmasını hiç yadırgamam. Bundan sevinç duyarım. Ama dışarıda bırakılarak siyasi kurumlar arasında bir anket yapılabilse, bizim iddiamız birinci olmaktır.
* Erken seçim var mı?
Meclis'teki hareketliliğe bakıp, erken seçim olacak mı diye sormuyorum çünkü , "asla" diyorsunuz. Belki bugün "var" derim. (Gülüyor)
* Var mı gerçekten ?
Şaka yapıyorum, yok. Var dersem herkes endişe edecek zaten.
* Yani kimse endişelenmesin diye mi "yok" diyorsunuz?
Hayır, o yüzden yok demiyorum. Erken seçimi kaç defa yaşadım ben. Erken seçimler bir realiteydi. Bugün erken seçimi gerektirecek bir siyasi tablo yok.
* Düğmeye basıldı deniyor da...
Düğme müğme! Hiçbir siyasi tablo bugün erken seçimi haklı kılmaz. <ı>
<ı>(ı>Devrim SEVİMAY-VATAN)
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:25