KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA- DSP Grup Başkanvekili Aydın Tümen, bir zamanlar çok yakın olduğu Rahşan Ecevit'le aralarının açılmasına rağmen partisindeki istifa furyasına katılmadı. DSP'de yaşanan depremin ardından olağanüstü kurultayın kaçınılmaz olduğunu dile getiren Tümen, hükümet, yeni oluşum, Başbakan Ecevit'in sağlık durumu, 'kalanların' ne yapması gerektiğini bütün samimiyetiyle AKŞAM'a anlattı:
Rahşan Ecevit'in en yakın çalışma arkadaşıydınız. Nasıl oldu da dışlandınız?
Anlayamadım. Hiçbir zaman da öğrenemedim. Bunun nedenini öğrenmek için gösterdiğim çabalar da boşa çıktı. Bilerek ve isteyerek hiçbir organizasyonun içinde yer almadım. Tüm iyi niyetimle partime ve ülkeme hizmet etmeye çalıştım ve çalışıyorum.
Rahşan Ecevit'in Özkan yanlısı olduğunuz için tavır koyduğu iddia ediliyor. Özkancı mısınız?
Ben öncelikle DSP'liyim. Hükümetten gelen tasarılarla Meclis çalışmalarının uyum içinde götürülebilmesi için tabii ki Hüsamettin Özkan ile görüşüyorduk. Eğer bu görüşmeler özel bir ilişki olarak adlandırılıyorsa yanlıştır.
Rahşan Ecevit'le uzun yıllar birlikte çalıştınız. O sizi uzakta tutuyor. Bu sürece nasıl gelindi?
Ben 1994'te siyasete aktif olarak katılmaya karar verdiğimde Bülent Ecevit'ten randevu aldık, üç arkadaştık, görüştük. Aynı gün Bülent Ecevit, bizi Rahşan Hanım'ın yanına götürdü. 'Rahşan, sana genç arkadaşlar getirdim' diyerek görüşmemizi sağladı. Oradan ayrılırken, 'Ben üye olmak istiyorum' dediğimde, 'Ben de çok arzu etmiştim ama, talebin özellikle sizden gelmesini bekledim' dedi. Hemen form getirtti, üyelik formumun altına da kendisi imza attı. Sonra birlikte çalıştık. Bana, 'Örgütlenme konusunda seni yetiştireceğim' dedi. Onunla yoğun bir çalışma temposuna girdim. Yan yana odalarda çalışıyorduk.
O dönem size 'Rahşan Ecevit'in oğlu' deniyordu.
O dönemde çok yakındık. Partiyi 1995 seçimlerine beraber götürdük. Onun isteğiyle milletvekili adayı oldum. 1996 yılı ikinci yarısına kadar da ilişkimiz iyiydi. Ancak bilmediğim bir nedenle aramıza mesafe girdi. 1999 seçimlerinden önce Devlet Bakanı oldum. Bakanlığın yanı sıra, partide de çalışmamı istedi. Seçim sonrasında yine Rahşan Hanım'ın isteğiyle Grup Başkanvekili oldum, yine hem Genel Merkez'de hem de Meclis'te aktif çalışmamı istedi. Ancak yine bilinmeyen bir nedenle, araya mesafe girdi. Araya neden mesafe girdiğini gerçekten anlayamadım.
Kopmalar, son siyasi gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz. Bunlar neden kaynaklandı?
Bunlar birdenbire olan olaylar değil. 57'nci Hükümet kurulduktan sonraki aşama, hem ekonomik, hem siyasi açıdan çok olumlu gelişmelerin başlangıcı oldu. 2000 yılı sonuna kadar her şey arzulandığı ve hedeflendiği gibiydi. Galiba bu arada unutulan, yıllarca uygulanmakta olan sistemle beraber, ülke kaynaklarından çıkar sağlayan kesimlerin devlet içerisindeki gücü ve organize oluşuydu, bu gözden kaçırıldı. Çünkü yıllarca beslendikleri sistem, ellerinden gidiyordu. O ve o yılın kasım aylarında hükümeti sekteye uğratmak amacıyla oldukça organize bir şekilde kriz yaratıldı.
Yeni bir organizasyon mu vardı?
Evet, içteki ihanetçilerle dış düşmanların organizasyonu. Bu bertaraf edilemedi. En önemlisi, parasal güç ellerindeydi ve ülkeye kötülük etmek isteyen herkes, bir araya geldi ve oyun daha sonra büyük oynanmaya başlandı. Parlamento desteği çok güçlü olan hükümetin yıkılabilmesi, ancak ekonomik açıdan sıkıştırılarak mümkün olabilirdi. Yoksa MGK'da yaşanan hadise, arzulanan oyunu oynamanın, sadece gerekçesi oldu. İsteklerine ulaşmışlardı. 2001 Şubat ayındaki ikinci krizin devlete ve halkımıza bedeli ağır oldu?
Cumhuriyetimiz ulaştığı maddi ve manevi ilerlemenin sonuçlarını yok etmek ve ele geçirmek için, içteki ihanetçilerle dış düşmanlar, işbirliği yapmışlardı. Bunların önündeki en büyük engel, Ecevit ve DSP'ydi. Oyunlarını sahneleyebilmeleri için hem Ecevit'in hem de DSP'nin tasfiye edilmesi gerekiyordu. DSP ve Ecevit'in yok edilmesi için önceden rotası belirlenmiş ve sadece düğmesine basılacak olan, tahrip gücü yüksek bombalarla yüklü uçaklar, uzaktan birileri düğmeye basınca, ikiz kulelere kısa aralıklarla çarptı. Bunlardan birisi hükümet, birisi de
DSP'ydi. İkiz kuleler çöktü ama, ne DSP ne de hükümet çöktü.'
DSP'den ayrılan arkadaşlarınız için neler söyleyeceksiniz?
Kırgınlıklar, küskünlükler, haksızlıklar, her ailede yaşanabilir. Ama onarılacağı yer de yine o ailedir. Bireyler hatalarını anlar, özeleştiri yapar, yine her şey yoluna girer.
Yeni oluşumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk siyasi hayatı incelendiğinde, bu ve buna benzer, ana gövdeden ayrılmış parçaların, hayat şansı bulamadığını görürüz.
Rahşan Ecevit'in, ayrılanlar için 'Mutluyum. Arınıyoruz' dediği öne sürülüyor.
Partiden ayrılan değil milletvekili, bir üye dahi olsa, yüreğimiz sızlar. Her birimiz, diğeri ile yan yana durarak büyük bir yapı inşa ettik. Gericilere tek bir vücut halinde, ortak refleks verdik. Merve Kavakçı olayı, bunun en güzel örneğidir. Giden arkadaşlarımıza nasıl 'Üzülmedim' diyeyim? Elbette üzülüyorum.
Ecevit'in hastalığı siyasi istikrarsızlığın nedeni olarak gösteriliyor. Buna ne diyorsunuz?
Her insan gibi onun da hastalanması doğaldır. Ancak taşıdığı sıfat nedeniyle rahatsızlanması, daha önem kazandı. Tedavi sonucunun alınması dahi beklenmeden acımasızca kampanya yürütüldü. O ise bırakmak istediği halde 'Bırakamadığını' söyledi. Dikkat edin, 'Bırakmıyorum' demedi, 'Bırakamıyorum' dedi. Bu nüansın kimse ayırdında değil.
Olağanüstü kurultay için ne düşünüyorsunuz?
Şu an partimizde kimsenin inkar edemeyeceği hem çalkantı, hem gerilim, hem de değişik arayışlar var. Bu nedenle uygun bir zamanda toplanmalıdır. Sonbaharda olabilir.
(Akşam)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:26