Gündem
  • 11.10.2008 01:28

DÜNDAR: 'BU FİLM ATATÜRK'E ZARAR VERMEZ AMA!..'

NTV’de Çiğdem Anad, Müjde Ar, Pınar Kür ve Aysun Kayacı’nın sundukları ’Haydi Gel Bizimle Ol’ programının konuğu gazeteci-yazar Can Dündar idi.
Dündar, 29 Ekim’de vizyona girmesi beklenen ve Atatürk’ü anlatan ’Mustafa’ filmiyle ilgili bilgiler verdi. Film için yaptığı araştırmalar sırasında Atatürk’ün günlüklerine ve mektuplarına ulaştığını söyleyen Can Dündar "Mesela sürekli cebinde taşıdığı defterleri var. Sürekli not tutuyor. Bu önemlidir. İnsanın sürekli tuttuğu bir günlüğünün olması ve bugüne kadar bilinmiyor olması ilginçtir. Bunlar yıllardır Genelkurmay Başkanlığı’nda saklanıyordu... Bir kısmını burada ilk kez göreceksiniz. Hepimiz gibi duygularını, geçim sıkıntılarını, ıstıraplarını yazmış. Bir kıza aşık olmuş karşılık bulamamış. Mektup yazmış cevap alamamış onu yazmış... Bütün bunlar çok önemli veriler aslında" diye konuştu. Dündar, filmde doğallığı yakalamak adına hiç bir oyuncuya makyaj yapılmadığını da belirtti.
Film tadında bir belgesel yaptıklarını anlatan Can Dündar, Atatürk’ün çocukluk, delikanlılık ve yetişkinlik yılları için 3 farklı kişiyle çalıştıklarını anlattı. 1930’ları anlatan bölümlerde Atatürk’ü oynayacak kişinin bir opera sanatçısı olduğu bilgisini veren Can Dündar, Atatürk’ü kim oynayacak, benzeyecek mi benzemeyecek mi beklentileriyle vakit kaybedildiğini söyleyerek "Yıllarca bu filmi çekemedik. Bunun üstesinden gelelim istedik. Daha çok ne dediğine dikkat çekiyoruz" diye konuştu.
Bu film Atatürk’e zarar vermez ama...
Can Dündar, Çiğdem Anad’ın "Ciddi bir eleştiri olacak. Ne yapacaksın?" sorusuna
"Ciddiye aldığım insanların eleştirisini ciddiye alıyorum ve değer verdiğim insanlara cevap veriyorum. Değer vermediklerimi çok kale almıyorum. Dolayısıyla mutlaka bunun içinde değer verdiğim insanların eleştirileri olacaktır. Şimdiden tahmin edebildiğim şeyler. Onlara cevap yetiştirmeye çalışacağım çünkü epeydir Atatürk üzerine çalışıyorum" yanıtını verdi.
Tabular yıkılacak mı?
Bu film ile birlikte Atatürk’le ilgili bir takım sırların açığa çıkıp çıkmayacağı sorusuna ise Can Dündar’ın yanıtı şöyle oldu:
"Ne bildiğinizi bilmiyorum ama kendi adıma şunu söyleyebilirim ki ciddi bir örtü olduğunu düşünüyorum Atatürk adına. Herkes kendi işine geldiği kadarını almış ve bir şekilde perdelemiş... Bütün kavram kargaşası içinde aslında özünde gerçek birisi var ve o adamı biz yıllar içinde çok törpülemişiz. Yani herkese beğendireceğiz diye bence asıl devrimciliğini çok törpülemişiz. Bu adam aslında insanlık tarihinin en devrimci önderlerinden biri. Ama ben gelinen noktada rendeleye rendeleye herkese sevdirilebilecek bir büst, bir rozet, bir arma haline getirdiğimiz inancındayım. O biraz zedelenebilir şu anlamda; Atatürkçüyüm diyenlerin bir kaç adım ötesinde sözediyoruz. Bugün Atatürkçülüğünü bir daha sorgulaması gerekecektir belki bazı şeyleri gördükleri zaman insanların. Bu anlamda ben yararlı olacağına inanıyorum. Yani Atatürk’e zarar vermez belki Atatürkçüyüm diyenlerin bazılarına zarar verebilir diye düşünüyorum."
Çok yalnız bir insan Atatürk
Atatürk’ün özel hayatı ile ilgili olarak Can Dündar şunları söyledi.
-Aslında çok yalnız bir insan. Baba yok. Anne tekrar evlenince anneye küsüyor ve evi terk ediyor. Kardeşler üvey. Bir kısmını kaybetmiş. Kendi doğmadan önce ölenler. Arkadaşlarının neredeyse hepsini zamanla kaybediyor. Sürekli yolda ve ölene kadar yalnız bir insan.
-Kadınlarla ilişkisinde çok başarılı olmadığını düşünüyorum.
Dünyaca ünlü aktristen Atatürk yorumu
Programda Atatürk üzerine yapılan konuşmalar sırasında dikkat çeken bir başka nokta ise Pınar Kür’ün Lily Palmer isimli bir oyuncunun otobiyografisinde geçen bir hikayeydi.
Kür, o hikayeyi şöyle aktardı: "Onlar Windsor Duk’ü ile çok ahbaplar. Mrs Simpson ile beraber otururlarken bir gün demiş ki ’Hayatınızda tanıdığınız en etkileyici erkek kim?’ demiş. Kadın hiç düşünmeden ’Kemal Atatürk’ demiş. Bunun üzerine Duk de ’He is a dangers man’ demiş."
Can Dündar, bu konuşmanın ardından Atatürk ile ilgili dünyaca ünlü aktris Zsa Zsa Gabor ile yaptığı bir röportajındaki çarpıcı bir anıyı şöyle anlattı:
"Ben Zsa Zsa Gabor ile bir röportaj yapmıştım bu konu üzerine. ’Nasıl tanımlarsınız?’ dediğimde ’3 kelimeyle tanımlarım: Maço maço maço" dedi."
Atatürk’ten çok az iz kalmış
Can Dündar, film için yaptığı araştırmalar sonucunda şu ilginç değerlendirmelerde bulundu:
"Bütün uğrak noktalarına gitmeye çalıştım. Bütün Türkiye’de ayak izlerini takip etmeye çalıştık. Ama çok az iz kaldığını söylemem lazım. o da ilginç noktalardan birisi. Aslında çok Atatürk lafı etmekle birlikte çok az şey yaptığımızı öğrendiğimizi söyleyebilirim bu süreçte. Doğru dürüst bir envanteri yoktu. Bir Atatürk müzesi yok. Bütün kitapları dağılmış durumda. Biyografilerini yabancılar yazdı. Hala filmini belgeselini yapamadık. Çok adı geçiyor ama 70 yıl geçmiş ölümünün üzerinden günlüklerini bile daha yeni yeni yayınlıyorlar.
Hala toplumun Atatürk’ün o dönemde söyleyip yazdırdığı bazı şeyleri sindiremeyeceği gibi bir kaygı da hakim. Bu çok trajik birşey. Bunu söylemek bile çok acı ama o kadar gerilemiş durumdayız."
Televizyon Gazetesi / Engin Medya

İLGİLİ HABERLER