Gündem
  • 15.11.2002 11:14

ERDOĞAN: BAŞBAKANLIK İÇİMDE UKDE...

KAYNAK : Haber Vitrini '3 Kasım benim üçüncü doğum günüm...' Tayyip Erdoğan Roma dönüşünde, yeni dönemi başlatan seçim tarihini işte bu sözlerle anıyor. 'Üçüncü doğum günü...' Erdoğan'ın gerçek doğum günü 26 Şubat (1954). İkincisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği tarih olan 27 Mart (1994). Ve şimdi 3 Kasım (2002)... Nefes nefese bir trafik Başbakan değil. Hatta milletvekili de. Ama Türkiye adına, yurt dışında temaslarda bulunuyor. Ülke politikalarını hayata geçiriyor. Görünen o ki, Avrupa Birliği (AB) üyeleri de, 'fiili başbakan' olarak Tayyip Erdoğan'ı görüyorlar. Türkiye'de bu durumu yadırgayanlar var. Hatta tepki gösterenler. Ama Erdoğan da, Avrupa Birliği üyesi muhatapları da, 'sıfat' ya da 'yetki' bağlamında bir sıkıntı görmüyorlar. İlk örnek Roma'da yaşandı. Erdoğan, parti genel başkanı sıfatıyla gittiği İtalya'da Başbakan Silvio Berlusconi'nin beklenenden de sıcak ilgi ve desteğiyle karşılandı. İlgi ve destek düzeyi ne boyutta değişir bilinmez ama, bilinen Tayyip Erdoğan'ın Roma'dan başlayan Avrupa turunun 'aşırı hız' ile süreceği. Program ana hatlarıyla belli, randevular kesinleştiriliyor. Listede Batı Avrupa'daki ülkelerden eksik olan neredeyse yok... 'Diyarbakır' inişe geçerken 'Önceki gün' başlayan Roma ziyareti, tarih 'dün'e döndüğünde sonlanıyordu. Saat gece yarısını geçmiş, Tayyip Erdoğan ve beraberindekileri taşıyan THY'nin 'Diyarbakır' uçağı, Esenboğa'ya yaklaşırken alçalmaya başlamıştı. Uçakta çoğunluğu oluşturan gazetecilerden bir bölümü için (temsilci ve yazarlar) Tayyip Erdoğan ile art arda görüşme programı yapılmıştı. Erdoğan'ın yanındaki koltuğa oturan (galiba) son gazeteci olunca, ilk sorumuz şu oldu: Bize soracak soru bıraktılar mı? Şaka bir yana, zaten Erdoğan'a sorulacak soru neredeyse kalmadı. Bazılarını, güncelliği ve önemi nedeniyle biz de tekrarlamak zorunda kaldık ama, sıkışık zamana birkaç değişik soru da sığdırdık. Bu arada, Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ü telefonla aradığını ve Özkök'ün kendilerine gönderdiği kutlama mesajına teşekkür ettiğini öğrendik. Erdoğan, 'Çok sıcak bir görüşme oldu' dedi. Sorular - cevaplar Tayyip Bey, ismini vermiyorsunuz ama, Başbakan adayını netleştirdiniz mi? Hayır, daha tam olarak değil. Arkadaşlardan görüş almaya devam ediyorum. Ama artık, kafanızda belirlemişsinizdir herhalde... Tam değil. 'Büyük oranda tamam' denilebilir o zaman... Az kaldı. Biraz daha... Pekiyi hükümet üyeleri? Şu anda arkadaşlar bakanlıklar ile ilgili düzenlemeleri bitirmek üzereler. Nasıl bir kabine olacak? Yani 'genç' bir hükümet mi kuracaksınız? Öyle bir ısrarımız yok... Burada tüm gayretimiz sadece adil, bilgili, deneyimli, ehliyet ve liyakat sahibi olan bir ekip kurmak. Yoksa illa genç yapalım derken işin asıl amacından kaybına neden olamayız. Biz başarılı olmaya mahkumuz, mecburuz. Tayyip Erdoğan'ın 'iki' özlemini merak ediyorum. Önce, 'bu ülke için en büyük özlemim' dediğiniz ne var? Ben doğrusu... Benim özellikle, hani öyle batılı anlamda... Şehircilik anlayışından tutun da insanlarının özgür düşündüğü, özgürce düşündüklerini ifade edebildiği, inancını yaşayabildiği, teşebbüs ruhunu rahat yaygınlaştırabildiği ve sefil insanların olmadığı bir Türkiye'nin özlemi içerisindeyim. Kendi adına özlemi... Kendi adınıza özleminiz? Ben şahsım için... Şu anda benim tek sıkıntım, hizmette daha aktif olamamak. Ben sadece siyaset kurumunun içerisinde şu anda hizmet ediyorum. Daha aktif olmanın yolu başbakanlık. Öyle mi? E tabii... Bakın ben, belediye başkanlığında bir dönem geçirdim. Bu bir evrim miydi? E tabii... Evrimdi, o benim için bir değişim dönüşümdü. Ve bunu şimdi büyük ölçekte ülkeme vermek istiyorum. Ve, bu konuda da iddialıyım. İyi bir arkadaş grubumuz var, iyi bir ekibimiz var. Millet de bize önemli bir görevi yükledi. Bu başbakanlık konusunda, ilk planda gerginlik yaratıcı zorlamalardan kaçınacağınızı da söylüyorsunuz... Ama diğer yandan başbakan olamamanın sıkıntısını da gizlemiyorsunuz... Beraberce arkadaşlarımızla yine biz bu hizmetlerimizi sürdüreceğiz. Pekiyi, siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Yani, kırgınlık, kızgınlık mı? Durumunuzu nasıl adlandırırsınız? Sanki bu başbakanlık konusu sizin içinizde 'ukde' gibi görülüyor... E doğru. Yani bu 'ukde' dediğimiz, az önce ifade ettiğim konu. Bu hizmet aşkı, bir sevda bu. Bu sevdayı bizzat işin başında olarak götürmek çok önemli bu. Ukde kalan bu... (Murat Çelik/ Star) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:40

İLGİLİ HABERLER