Gündem
  • 15.12.2005 00:08

ERDOĞAN : "BENİM TÜRKLÜĞÜM İLE OYNAMAYA HİÇBİRİNİZİN HAKKI YOK, AĞZINIZA ALAMAZSINIZ"

ZAFER ÇAKMAK - ALİ ULURASBA - DEVLET ARIK
ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, alt kimlik-üst kimlik tartışmaları kapsamında kendisine yönelik eleştirilere tepki göstererek, "Kimse benim Türklüğümden bahsetme hakkına sahip değildir. Bunu ağzına alamaz" dedi.


TBMM Genel Kurulu'nda devam eden 2006 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinde bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Genel Kurul'da klasik bir bütçe konuşması yapma niyetinde olmadığını ve bazı beklentilerinin bulunduğunu ancak bu beklentileri bulamamanın hüznü içinde olduğunu söyledi. "İsterdim ki benden önce konuşan siyasiler bütçeyi tahlil etsinler, ülkenin geleceğine de ufuk katsınlar" diyen Erdoğan, olayın böyle gelişmediğini ifade etti. Çok farklı bir yaklaşımla beklentilerin dışında bir zemine kaydırıldığını kaydeden Erdoğan, özellikle önceki hükümetin programını uygulama iddiasıyla ortaya çıkan anlayışın bunu bir defa kendisinin tahlil etmesi gerektiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, "Bu doğruysa daha sonra artık 'bu programda sorunlar vardı' deme noktasına gelemezsiniz. Bu bir çelişkidir. O program başarılı bir programsa başarılı olan yerlerini alırız, yanlış yerlerini bir tarafa koyarız. Şu ana kadar da yaptığımız budur. Biz Türkiye'yi dört önemli ayak üzerinde inşa ediyoruz. Ne yapıldı diye soruluyor. Demek ki yapılanları takip etmiyorsunuz" şeklinde konuştu.

"ORTA ÖĞRETİMDE DE KİTAPLARI ÜCRETSİZ DAĞITACAĞIZ"
Başbakan Erdoğan, ülkeyi dört ayak üzerinde kalkındırdıklarını söyleyerek, bunların sağlık, eğitim, adalet ve eğitim olduğunu belirtti. Gerek ulaşım, tarım, hayvancılık ve gerekse toplu konutta Türkiye'de bir değişim yaşandığına işaret eden Erdoğan şunları söyledi:


"Bunları göremiyorsanız gözünüz var, görmekte sıkıntı çekiyorsunuz. Geldiğimizden bu yana 70 bin dersliği gerçekleştirdik. Cumhuriyet tarihinde bu rakam yok. Bu eğitim alanında atılan adımdır. Bu yükselen okulları Anadolu'nun dört bir yanında göremiyor musunuz? Bunu nasıl görmezlikten gelirsiniz. Bu okullar yarınlarımızın teminatı adına yapılmıyor mu? Bunu görmemek insaf dışı bir tutumdur. Sizin mensubu olduğunuz zihniyetler bugüne kadar Anadolu'nun Yüksekova'sına Şemdinli'sine internet ağını götürebildi mi? Biz götürdük. Şemdinli'de bilişim teknolojisi sınıfını dolaştım. Yavrularımızın zevkle kullandığını gördüğümüzde bizde heyecanlandık. Türkiye'nin dört bir yanında. Ülkedeki dengesizlikler yeniden düzene sokuluyor. Sadece bilişim teknolojisi sınıfları için önümüzdeki yılın ilk çeyreğinin sonunda 320 bin bilgisayar yerleştirilecek. Burada devlet millet el ele bunu gerçekleştiriyoruz. Yoktu bunlar. Şimdi var. Dünyada vardı da ülke bunları göremiyor ve bugüne kadarki yönetimler bu adımı atamıyor. Dert başkaydı, ama bizim dert daha başka. Yoksullar noktasında ne yapılıyor. Biz oralardan geldik. Oralara inemeyenler bunu bilmez. Biz oraların derdiyle dertlenerek geldik. Biz onun edebiyatını yapmadık, bizzat yaşadık. Burada da haydi kızlar okula kampanyası ile bir adım attık. İlköğretimde erkek öğrencilere 18 milyon, kız öğrencilere 22 milyon lira, orta öğretimde erkek öğrencilere 28, kızlara 37 milyon destek veriyoruz. Teşvik edilsin ki çocuklar okula gönderilsin. 700 bindi bu sayı. 170 binini okula başlatabildik. Ankara'ya mahkum olmuş bir hükümetin yaptığı bir iş değil. Biz halkımızın vücut dilini iyi biliriz. Kahvelerin dilini iyi biliriz merak etmeyin. Bizim siyasette işe başlama tarihimiz gençlik kollarından başlar. O dili bilemeyenlerin biraz ders alması gerekiyor ama yaş da çok geçti. Eğitimdeki bu performans imrendiriyor. Artık rekabet başladı. Buna bile kulp takma gayreti içinde olanlar var. Şu anda biz ilköğretimde bütün kitapları ücretsiz veriyoruz. Daha önce yoktu, bizimle başladı. Bunu bile hazmedemediniz, eleştirmeye kalktınız. Öğrencinin zengini fakiri olmaz, hepsine gidersin kitabı dağıtırsın. Önümüzdeki yıl ortaöğretimde de vereceğiz. Çünkü kitabı alan var alamayan var. Biz öyle bir dönemden geliyoruz ki bir zamanlar üst sınıflarda olanların notlarını alarak okulumuzu devam etmeye çalışırdık. Bu acıyı tattığımız için bunları yapıyoruz. Yeni nesiller bu acıyı tatmasın. Eğitimdeki bu adım Türkiye'nin dört bir yanına yayılarak devam edecektir. İlk defa Türkiye Cumhuriyeti'nde bütçede birinci sıraya Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi giriyor. Bu neye önem verdiğimizi gösteriyor. Kadro dağıtımında da milli eğitime öncelik veriyoruz. Burada da bir şeyler yakıştırıyorsunuz. Hemen kadrolaşma diye kulp takılıyor. Ne derseniz deyin biz bu öğretmenlerimizi Anadolu'nun her tarafına gönderiyoruz, göndermeye devam edeceğiz. Bunu da milli bir görev olarak telakki ediyoruz."

HASTANEDE REHİN POLEMİĞİ
Eğitimdeki bu adımların yanında sağlıkta önemli adımlar attıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, SSK'ya bağlı hastanelerde doluluk oranları yüzde 130-140 civarındayken, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ise bu oranın daha önce yüzde 60 olduğunu hatırlattı. Bunun bir adaletsizlik olduğunu söylediklerine işaret eden Erdoğan, ilk etapta bu hastaneleri birleştirdiklerini ifade etti.

Bunu engellemeye çalışanlar bulunduğunu ancak kararlı olduklarını ve bunu yaptıklarını anlatan Erdoğan, daha sonra özel hastaneleri de devreye soktuklarını ve özel hastanelerden de hastaların istifade eder hale geldiğini kaydetti. Erdoğan, güçlendikçe bunu daha da yaygınlaştıracaklarını söyledi. Bir hastane açılışında Tokat'tan gelen ve by-pas ameliyatı olan bir hastanın kendilerine dua ettiğini belirten Erdoğan, bu hastanın bir çiftçi olduğunu hatırlattı. Erdoğan, "Bu imkanlar daha önce farklı yerlere gidiyordu, şimdi bu imkanlar benim çiftçimin, memurumun, emeklimin cebine gidiyor. Farkımız bu. Şimdi yeni yapılan hastanelerde koğuş sistemi yok. Bir yatak, çift yatak. Hepsinin banyosu, tuvaleti içinde. İnsanını yücelt ki devlet yücelsin mantığı budur. Hastanelerde rehin alma dönemi bitti" diye konuştu.


Bu arada CHP Antalya Milletvekili Atilla Emek, Antalya Devlet Hastanesi'nde bir hastanın rehin tutulduğunu öne sürdü. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, "İspat edemezsiniz, iftira etmeyin. Varsa öyle bir şey hemen anında müdahale ederiz" dedi ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a konuyu araştırması talimatını verdi. Erdoğan'ın konuşmasının son bölümünde Akdağ'dan cevap geldi ve Erdoğan Antalya'daki hastanın yeni doğan bir bebek olduğunu, isminin Ahmet Atay olduğunu, 4 gün Antalya Özel Hastanesi'nde yattığını, bugün Antalya Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini ve tedavisine devam edildiğini kaydederek, tedavisi devam eden bir hastanın rehin olamayacağını vurguladı.


Daha önceki uygulamalarda eczanelerin paralarını alamadıklarını ve 6 ay beklediklerini hatırlatan Erdoğan, hala bazı suistimallerin olduğunu, onun da üzerinde olduklarını ve çözeceklerini ifade etti. Yeşil kartlıların ilaç alamadıklarına dikkat çeken Erdoğan, onlara da ilaç vermeye başladıklarını söyledi.


Adalette göreve geldiklerinden bu yana önemli çalışmalar yaptıklarını bildiren Erdoğan, Türkiye genelinde yargı sistemindeki uygulamalarda fiziki şartların ne kadar kötü olduğunu herkesin bildiğine işaret ederek adalet saraylarını yenilediklerini kaydetti. AK Parti iktidarının yaptıklarının 15 yılda yapılamadığını anlatan Erdoğan, 15 yılda yapılamayanı 3 yılda gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

"HİZMET AŞKIMIZ DEVAM EDİYOR"
Göreve geldiklerinde bölünmüş yolları nasıl yapacaklarının sorulduğunu hatırlatan Erdoğan, şu anda 6 bin kilometreye yakın bölünmüş yolun hizmette olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Bu hizmet aşkımız devam ediyor. Şimdi alternatif kaynaklar üretme gayreti içindeyiz. Bu kaynaklarla beraber yol yapma süreci kısalacak ve trafik kazalarında ciddi bir düşüşü ortaya koyacak. 2006 programı içinde yol yapımı hız kazanacaktır. Köye hizmet birlikleri kurduk. Bu yıl asgari yatırımımız 2 katrilyon olacak. Birinci derecede yolları yapacağız, ikinci derecede de köylerde su sorununu halledeceğiz" şeklinde konuştu. CHP Genel Başkanı Baykal'ın Antalya'ya bir kuruş yatırım yapılmadığını söylediğine dikkat çeken Erdoğan, Baykal'a "Dürüstlüğünüze bunu yakıştıramadım" karşılığını verdi.

200 trilyonluk katılım payından 45 trilyonluk yatırımın şu ana kadar yapıldığını anlatan Erdoğan, Alanya-Antalya yolunun 19 yıldır sürdüğünü ve bunu tamamladıklarını kaydetti. Erdoğan, arıtma tesisinin öngörülenin iki katı yapıldığını belirterek ayrıca 5 köprülü kavşak yapıldığını, Antalya-Kundu yolunun 20 trilyonluk bir yatırım olduğunu ve bunu da genel bütçeden yaptırdıklarını ifade etti. Antalya'da bütün otellerde doluluk oranının yüzde 80-90 olduğunu vurgulayan Erdoğan, Antalya'da aynı şekilde 3 katlı falez köprü kavşağının bitirileceğini ve bunu 3 ay sonra açacaklarını kaydetti. Erdoğan, "Antalya'nın tarihinde köprülü kavşak yok, literatüre girmemiş, ilk defa bizimle giriyor. Sadece 1 yılda yapılan kanalizasyon şebekesi 300 kilometre. Yağmur suyu kanalı, tarihinde düzenli 6 km yapılmış, 1.5 senede 60 km yapılmıştır. Bunlar hala devam ediyor. Biz göreve geldik, Antalya havaalanında bir terminal, bir pist vardı. İkinci pisti ve terminali yaptık. 11 ayda yapıldı. Bu turizm için değil mi?" diye konuştu.


Muhalefet sıralarından gelen akaryakıt zamlarıyla ilgili eleştirilere de cevap veren Erdoğan, muhalefetin sadece akaryakıt üzerinden hareket ettiğini belirtti. Erdoğan, "Akaryakıta zammı biz mi yapıyoruz? Göreve geldiğimizde varili 20-21 Dolar olan akaryakıt 70 dolara yükseldi. Hangi devlet yönetimi böyle bir şeyi sinesine çekebilir. Bizim petrol kuyularımız falan yok. Millet olarak bunu karşılayacağız ki fakir fukaraya bir bedel çıkmasın. Bizim şartlarımız içinde fiyat gayet iyidir. Şu anda akaryakıt fiyatlarını kendi borsası belirliyor. Mazot fiyatı artıyor, ilaç fiyatı artıyor, gübre fiyatı artıyor, vatandaşın cebine giren azalıyor. Bunlar tamamen dış bağlantılı olan ürünler. Niye beyaz eşyayı, televizyonları söylemiyorsunuz. Niye ekmekten, peynirden, sütten, etten bahsetmiyorsunuz. Elektrik fiyatını düşürdük. Uçak fiyatlarındaki düşüşün neler getirdiğini biliyor musunuz? THY'deki ücretlerin nasıl düştüğünü görmemezlikten gelemezsiniz. Bu karayolu taşımacılığında da fiyatları hem balanse etti, hem de kaliteyi artırdı. Bütün bunlar piyasa yönetimidir. Bütün bunlar Türkiye'de özellikle suistimallerin nasıl engellendiğinin ifadesidir. Ulaşımda bir patlama var. Toplu konutta ciddi bir patlama oldu. Bu yaklaşık 350 kalemi etkiliyor. Türkiye'nin 74 vilayetinde inşaatı başlayan konut sayısı 150 bine bulaştı" dedi. Erdoğan, ANAVATAN sıralarından yükselen sesler üzerine, "İktisadın matematik olmadığını anlayan zihniyetin ürünüdür bunlar. Aynı zihniyetten bunlar, anlamaz" diye konuştu.

"BİZ MİLLETİN İKTİDARIYIZ, 3-5 KİŞİNİN İKTİDARI DEĞİLİZ"
İktidarın attığı her adıma bir fatura veya bir yakıştırma yapıldığına işaret eden Erdoğan, bunların çok çirkin olduğunu ifade etti. İktidarın 3 Y konusunda aynı hassasiyeti koruduğunu vurgulayan Erdoğan, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar konusunda hassas olduklarını belirtti. Erdoğan şunları söyledi:


"Bu konuda en önemli adım şu. Yolsuzluklar noktasında ayyuka çıkan isimler, firmaların hepsinin damarından girdik ve birilerinin de damarından giriyoruz zaten hiç endişe etmesinler. Sandık geldiği zaman onlar gayet iyi görecekler. O zaman da tarihe kavuşacaklar diğerleri gibi. Bizim acelemiz yok. Bize millet 5 yıllığına görev verdi 3 yıllığına değil. Biz milletin iktidarıyız, 3-5 kişinin iktidarı değiliz. Milletin bize verdiği bu yetkiyi de en ideal şekliyle kullanıyoruz, kullanacağız. Öyle bir telaşın içine girmeyin. İşin onuru bu. Bugüne kadar gelenlerin takati yetmedi, onları bize örnek göstermeyin. Bu iktidarın gücü var, takati var ve sonuna kadar da götürecek."
Özelleştirmelerle ilgili konuların durmadan konuşulduğunu ifade eden Erdoğan, Galataport ihalesi, Haydarpaşa ihalesi ile ilgili iddiaların ortaya atıldığını anlattı. Eserler ortaya çıktıktan sonra daha iyi anlaşılacağını belirten Erdoğan şöyle konuştu:


"Sizin bu ülkede çakılı çiviniz yok ki anlayasınız. Sıkıntı burada. Bizler değişik kaynaklar üretmenin peşindeyiz. Bir Başbakan ülkesinde yatırım yapacak her insanla görüşür. Siz Ofer ailesinin kaç kişiden teşekkül ettiğini, ülkeye gelip gidenlerin kimler olduğunu bilmiyorsunuz. Öyle bir ortam düşünün ki bu ortamın kendine ait hususiyetleri var. Orada sır denilen bir olay var. Orası Bakanlar Kuruludur. Bakanlar Kurulu'nda 2.5 sene bulunacaksın, bütün kararların altına imzanı koyacaksın, ondan sonra muhalefet ettim diyeceksin. Eğer muhalefet ediyorsan niye çıkıp gitmedin, 3 sene niye bekledin. Sen bu partinin tüzüğünü de okudun, programını da okudun. Ulaştırma Bakanı'nın açıklaması ortada. Açıklama sırasında burada olmadığın için eline tutuşturulan pusula ile konuşursun. Bu ülke hızlı tramvay görmemiş, görsün istiyoruz. Ankara-Konya arasına da yapacağız. Bu ülkede özelleştirme konusunda göğsümüzü gere gere adımlarımızı atıyoruz. İnsan istihdamında daha ileri gideceğiz. Çok daha farklı bir teknoloji transferini gerçekleştireceğiz. Teknoloji yoğun bir gelişim verimi artırıyor ama istihdam noktasında beklediğimiz patlamayı yapamıyoruz. Bunu daha iyi noktaya getireceğiz."

KKTC'DEKİ DÜZENLEME RUMLAR'I RAHATSIZ ETTİ
Özellikle AB noktasında 17 Aralık sürecine kadar başta CHP ile dayanışma içinde olduklarını ve beklenen neticeyi aldıklarını kaydeden Erdoğan, daha sonra farklı gelişmeler olduğunu ve her atılan adıma bir muhalefet oluşturulmaya başlandığını dile getirdi. Türkiye'nin milli çıkarlarını hiçbir zaman kimseye AB noktasında peşkeş çekemeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, bugüne kadar gelen hiçbir iktidarın da böyle bir şeye fırsat vermeyeceğini ifade etti. Müzakere süreci içinde 7 taramayı bu yıl sonuna kadar bitireceklerini söyleyen Erdoğan, en genç Mart'ta müzakerelerin başlayacağını duyurdu. Erdoğan, "Dersimizi iyi çalışıyoruz. AB'deki bütün devlet başkanları, başbakanlar hepsi bu konudaki süreci takdirle izliyor. Kıbrıs meselesi ile ilgili Baykal'ın ifade ettiği konuda, mal mülk konusunda Talat'ın attığı, parlamentonun attığı adımları bir kenara koymak yanlış olur. Çıkacak olan bir kanunla Rumlar KKTC'deki malları konusunda, ancak oradaki mahkemelerden çıkarılacak neticeyle bir sonuca ulaşabilecek. Rum Hükümeti hemen bir kanun çıkartarak bu kanundan faydalanmak isteyen Rumlara hapis cezası getirdiler. Demek ki burada bu işler sıkı bir şekilde takip ediliyor" şeklinde konuştu.


Türkiye'de göreve geldikleri ana kadar çiftçinin Ziraat Bankası'ndan aldığı kredide faiz uygulamasının yüzde 59 olduğunu, şu anda ise yüzde 8 ile yüzde 15 arasında olduğunu belirten Erdoğan, verilen kredi miktarının 2 katrilyonu aştığını söyledi. Erdoğan, "Esnaf kredileri ise biz göreve geldiğimizde yüzde 52 idi şu anda yüzde 15. Bu noktada esnaf ne yapıyor ne ediyor hepsi ortada. Piyasalardaki hareket ortada" dedi.


Erdoğan, CHP lideri Baykal'ın Avustralya gezisi ile ilgili eleştirilerine ise şöyle cevap verdi:


"Avustralya'ya senin milletvekillerinle beraber gittim. Ben bir resmi ziyarete gidiyorum ve 37 yıldır bir tane Başbakan gitmemiş. Hani milliyetçiydiniz. Nerede milliliğiniz. 150 bin Türk'ün derdiyle dertlendiniz mi? Orada bulunanlar bunun açlığını duyuyor. Ayıptır. Biz devlet yönetiyoruz. Biz büyük bir devletiz. Biz bu gidişimizle oradaki tüm vatandaşlarımızın bir motivasyonunu gördük. Her ülkenin Başbakanı gidiyor da sen niye gitmiyorsun. Nerde Türk varsa oraya gideceğiz ve şu ana kadar gittik. Şu anda ülkemde gitmediğim vilayet yoktur. Her vilayete en az 2 kere 3 kere gitmiş bir Başbakanım ben. Bu hafta da İzmir'e gelin. 26 tane sulama tesisinin açılışını yapacağız. Ama sizin bunları takibe ihtiyacınız yok. Bu bir aşk meselesi, bu farklı bir şey. Tarımda bu kurduğumuz sulama tesisleri şimdi devreye giriyor. Bunlar yıllarca niye yapılmadı. İş bilenenin kılıç kuşananındır, ne derseniz deyin."
Türkiye'de tarım üretiminde azalma olduğu iddialarının doğru olmadığını vurgulayan Erdoğan şöyle konuştu:


"Türkiye'de buğday üretimi 2002'de 19 milyon 500 bin ton. 9 milyon 300 bin hektarlık bir alan. 2005'te aynı alan, üretim 21 milyon ton. Biz şu anda buğday ithal etmiyoruz. Yılda 1 milyon ton kaliteli buğday ithal ediyorduk, bunu da ithal etmiyoruz. 2001'de 2 milyon 100 bin ton mısır üretimi vardı. 2005'te 3.5 milyon ton. Gayet iyi. Vatandaşımız halinden memnun, çiftçimiz halinden memnun. 1.5 ton mısır ithal ediyorduk, bugün etmiyoruz. Bu iş öldü deniyorsa bu artış nasıl oluyor. 3 yılda mazot desteği olarak ödenen 1 katrilyon 50 trilyon liradır. Fiyat farkı 1 katrilyon 74 trilyon olmuş. Biz bu fiyat farkını verdiğimiz destekle sübvanse etti. 16 Aralık'ta 150 trilyonluk bir ödemeyi yapıyoruz. Biz 14 katrilyonluk ödenmeyen nemaları biz ödüyoruz. Kotalardan bahsediliyor. Şekerde 2003'te 14 milyon 290 bin ton pancar almışız. 2005'te 15 milyon 176 bin ton pancar almışız. Neresi düşüyor bunun. Biz şeker pancarının karşısına alternatif ürünler olmak üzere mısır gibi, kanola gibi, soya fasulyesi gibi bunların da teşviğini getirdik. Çiftçimiz mağdur olmasın diye. Ülkemizin her yerinde bu alanları en iyi şekilde değerlendirelim istiyoruz."

ALT KİMLİK-ÜST KİMLİK
Erdoğan, konuşmasının son bölümünde alt kimlik-üst kimlik tartışmaları konusundaki eleştirilere cevap verdi. CHP lideri Baykal'ın bazı ifadelerinden çok rahatsızlık duyduğuna işaret eden Erdoğan, bunu sürekli gündemde tuttuğunu belirtti. Erdoğan, "Ülkenin başbakanına adam dersiniz, akla hayale gelmeyen ifadelerle saldırırsınız bunlar yakışır. Başbakan söyleyince bu yakışmaz. Benim Türklüğüm ile oynamaya hiçbirinizin hakkı yok. Ağzınıza alamazsınız. Önce gidin aynaya bakın. Siz Şemdinli'de başka Ankara'da başka konuşuyorsunuz. Siz busunuz. Siz daha önce konuştuklarınızı bugün inkar ediyorsunuz" dedi. Baykal'ın 1999'da hazırladığı Demokratikleşme ve İnsan Hakları raporundan bölümler okuyan Erdoğan, Baykal'ın bu raporda Kürt sorunu diyerek ifadeye girdiğini ve 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının taşımaları gereken tek ortak kimlik resmi siyasal kimliktir. Yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Türklük, Kürtlük bu üst kimlikle çatışmamalıdır' dediğini belirtti. Bu ifadelere aynen katıldığını söyleyen Erdoğan, bu tür değerlendirmelerin Baykal'ın Doğu ve Güneydoğu Komisyonu'nda da yaptığını belirtti. Erdoğan, konuşmasında AK Parti Grup konuşmalarında geçen Türk Milleti ifadesiyle ilgili örnekler de verdi ve Türk Milleti ifadesini kullanmadığı iddialarını yalanladı. Erdoğan, Baykal'ın hazırladığı raporlarda ise bir yerde bile Türk milleti ifadesinin geçmediğini kaydetti. Erdoğan, "Onun için tereciye tere satmayın. Biz bu işleri iyi biliriz. Türkiye demokratik laik hukuk devletidir. Sosyal bir cumhuriyettir" diye konuştu. Meselenin bir daha tekerrür etmemesi için bir iki noktayı arz etmek istediğini belirten Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1 Mart 1920'de Meclis'te yaptığı konuşmadan bir bölüm okudu. Atatürk'ün "Meclis'i alinizi teşkil eden zevad yalnız Türk değildir, yalnız Çerkez değildir, yalnız Kürt değildir, yalnız Laz değildir. Her mürekkep anasırı İslamiyedir" ifadelerini kullandığını bildiren Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı Türk milleti değil mi? Siz vatandaşlığın içinin boş olduğunu söylüyorsunuz. Bu bizim üst kimliğimiz olarak hepimizi bir araya getiriyor. Ben dinin birleştirici unsur olduğunu söylüyorum, bundan bile rahatsız oluyorsunuz. El ele verelim. Ülkede yapmamız gereken çok şey var" değerlendirmesini yaptı.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:27

İLGİLİ HABERLER