Gündem
  • 13.6.2008 16:53

MECLİS'TE YÜKSEK GERİLİMİN DÜŞÜRÜLMESİ İÇİN ÇARE ARANIYOR

ZAFER ÇAKMAK
ANKARA - AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, insanların sadece resepsiyonlarda yan yana gelmemesi gerektiğini, resepsiyonların dışında da bir dünya olduğunu belirterek, "İnsanlar birbirini ailece tanımış olsalar, o ailenin çoluğu çocuğu birbiriyle arkadaş olsa önyargılı konuşmadan bu işleri sürdürmek imkanı olur" dedi. Ergün, bunun bir iki defa çay, kahve içmekle olmayacağını, hayat tarzı haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın dün Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleriyle yaptığı toplantıda ailece görüşme önerisi getiren AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, bu teklifinin diğer grup başkanvekilleri tarafından da makul karşılandığını söyledi. TBMM'de gazetecilerin sorularını cevaplayan Ergün, siyasetçilerin bunu denemesi gerektiğini ifade etti. Sadece siyasetçilerin değil devlet gücü kullanan bütün organların bu gücü kullanmanın ötesindeki beşeri ilişkilerini de
kuvvetlendirmeleri gerektiğini dile getiren Ergün, "İnsanlar sadece resepsiyonlarda yan yana gelmemeliler. Resepsiyonların dışında da bir dünya var, bir hayat var. O hayatta da bir canlılık var. O canlılığı da koruyamıyorsak, devlet düzenini böyle soğuk bir düzen olarak devam ettireceksek o zaman ilişkiler de soğuk oluyor. Herkesin birbirini anlaması kolay olmuyor. Gereksiz ağır ithamlarda bulunuluyor. İnsanlar birbirini ailece tanımış olsalar, o ailenin çoluğu çocuğu birbiriyle arkadaş olsa kimin Türkiye
hakkında, dünya hakkında, gelişen siyasi olaylar hakkında ne düşündüğünü, nasıl bir anlayışa sahip olduğunu daha yakından bilmek, önyargılı konuşmadan bu işleri sürdürmek imkanı olur" şeklinde konuştu.
"İlk çay davetini Kemal Kılıçdaroğlu'na mı yaptınız?" sorusu üzerine Ergün, zaman zaman Meclis'te bunu yapmaya çalıştıklarını söyledi. Diğer partilerin grup başkanvekillerinin odalarına bir iki defa gidip çay, kahve içme imkanı bulduklarını anlatan Ergün, "Ama bir iki defayla olacak bir şey değil. Onun bir hayat tarzı haline gelmesi önemli. Bir defalığına birisi birisini telefonla aramış, bir defalığına odasına çay içmeye gitmiş, bunun o gün için bir anlamı olur. Kalıcı etkisi olabilmesi için alışkanlık
haline gelmesi lazım. Bir hayat tarzı haline gelmesi lazım ki siyasette bunun kalıcı etkileri olabilsin" diye konuştu.

"BU KADAR PERVASIZCA SİYASET YAPILIR MI?"
Önerisini bütün grup başkanvekillerinin makul karşıladığını anlatan Ergün, bunun makul karşılanmayacak bir tarafı olmadığını belirtti. Ergün, şunları söyledi:
"Bu eksiğimizi birlikte gidermemiz lazım ki o zaman siyasi değerlendirmelerimiz de bu kadar acımasız olmaz. Şu anda çok acımasız, ayağı yere basmayan, insanlar birbirini tanımadığı için çok kırıcı bir iktidar mücadelesi, bir siyasi mücadele devam ediyor. Bir bakıyorsunuz birisini vatan hainliğiyle itham edebiliyor. Öteki, diğerini kolayca cumhuriyet düşmanı, laikliğin altını oyan adam olmakla itham edebiliyor. Öteki bir başkasını kolayca din düşmanı, milli değerlere düşman ilan edebiliyor. Bu kadar
toplumun ortak değerleri üzerinden bu kadar pervasızca siyaset yapılması doğru mu? Bu herkesi yaralayan bir şeydir. Hiç kimse bu ağır ithamlara karşı kendisini 'ne yapalım söyleyiverdiler' diye kenara çekmez. Herkes bundan alınır. Herkes buna kırılır ve bazen de bunlara karşı daha sert tepkiler gösterilir. Siyaset tarzını, üslubunu da gözden geçirmek, toplumun ortak değerleri hakkında çok itham edici bir siyaset tarzı yürütmek de doğru değil. Bunu da orada konuştuk. Kontrollü bir gerilim siyaseti takip
edildiğini de söyleyenler olabilir, ama gerilim siyaseti izliyorsanız eğer, bunu siyaset tarzı olarak benimsiyorsanız kontrollü bir gerilim siyaseti izlediğinizi söyleyebilirsiniz. Ama gerilim her zaman kontrol edilebilen bir şey değil. Kontrolden çıkabilir. En iyisi gerilim siyaseti izlememektir."

Güncellenme Tarihi : 15.5.2016 08:41

İLGİLİ HABERLER