KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA/Milliyet Gazetesi'nden Tuncay Özkan bugünkü yazısında İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan'ı 'Komploculukla' suçlamıştı.İddia'ya göre''Tantan döneminde gözaltına alınan sanığın, polis ifadelerine eklemeler yapıldı. Hedef bazı siyasi bürokrat ve işadamlarını yok edilmek istendi.Bu siyasetçiler arasında Mesut Yılmaz ve kardeşi Turgut Yılmaz'a bulunuyor.İşte bu habere sert tepki gösteren Tantan yazılı bir açıklama yaparak,"Bu haberlerin ardından naylon fatura affı gibi bazı hazırlığın uygulanmaya konulması, ayrıca örümcek ağı operasyonu ve benzeri başkaca operasyonların da engellenmesi pek de şaşırtıcı olmayacaktır" dedi.
İŞTE TANTAN'IN AVUKATLARI ARACILIĞIYLA YAPTIĞI AÇIKLAMA
Müvekkilim İçişleri Eski Bakanı ve Bağımsız milletvekili Sadettin Tantan hakkında daha önce de bazı mesnetsiz iddialar ve karalamalar da bulunan bir gazetenin çalışanı tarafından, şişirme veya balon olarak tanımlanan bir tarzda ''KOMPLO' başlığı ile ''Tantan döneminde gözaltına alınan sanığın, polis ifadelerine eklemeler yapıldı. Hedef bazı siyasi bürokrat ve işadamlarını yok etmek'' spotlarıyla bir yönlendirici medya atağına başlanmış olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz...
Bu başlangıç yazısının içeriği ve sahneleniş tarzı dikkatle incelendiğinde, polis ve savcılık aşamalarında vermiş olduğu ifadelerle aleyhlerine pek çok mahkemede dava açılmış ve yargılanmakta olan bazı kriminal şahısların, gerekçelerini halkımızın gayet iyi takdir ve tahmin edebilecekleri gibi hukuki ve maddi gerekçelerini halkımızın gayet iyi takdir ve tahmin edebilecekleri gibi hukuki ve maddi gerekçelerin çarpıtılması ve bu davalarda sanık sıfatıyla yargılanmakta olan " her kim ise o bazı siyasi ve bürokrat ve işadamları"nın yargılama dışında medya vasıtasıyla aklanmasına hizmet etmeye çalıştığı görülmekteri.
Müvekkil İstanbul Sağımsız Milletvekili Sadettin Tantan 29.05.1999 ile 06.06.2001 tarihleri arasında İçişleriBakanlığı görevini yürütmüştür. Bakanlığa atandığında, bugün herbiri önemli ceza davalarına konu olan, milletin devlete olan inancını ciddi şekilde sarsan, çok büyük boyutlara ulaşmış hırsızlık, yolsuzluk şikaletlerinin üzerine gidilmediği, gerekli soruşturmaların yapılamadığını görmüştür. Bunun üzerine serveti, ünvanı, makamı ve şöhreti ne olursa olsun, "kanunun önünde herekesin eşit olduğu" ilkesinden hareketle, hukukun emirlerinin yerine getirilmesine çalışmıştır. O güne kadar siyasi veya şahsi sebeplerle veya başlarına kötü işler gelebileceği tehditleriyle korkutulan kamu görevlilerininin en büyük destekçisi ve moral kaynağı olmuştur. Bunun sonucunda bir takım çıkar şebekelerinin hedefi olmuş ve halende bu tür şebekelerin "beyaz yakalı çıkar gruplarının saldırılarına maruz kalmaktadır". Ülkenin kayanaklarının nasıl ve kimler tarafından soyulduğu, kamu düzeninin yurttaşların menfaatleri aleyhine nasıl tahrip edildiği, terör başta olmak üzere siyaset, ticaret ve medya dünyasının bu vurgun düzenine hizmet ettirilmeye çalışıldığı ancak, müvekkil Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanı olmasından sonra bu kadar açık ve anlaşılır hale gelmiştir.
sonuç olarak; bu ülkede doğmuş ve yaşamakta olduklarına pişman ettirilmeye çalışılan büyük bir yurttaş kitlesinin, ülkenin soyulmasından rahatsız olmayan fakat soygunculara yönelik operasyonlardan rahatsız olan kişilerin; soruşturmaların selametini engellemek ve soruuşturmalarda yasa ve hukuk kuralları çerçevesinde görevlerini yerine getirmeye çalışan polis ve yargı mensuplarına gözdağı verme sonucunu doğuracak haberleri gayet iyi takdir ve tahlil edeceğinden kuuşkumuz yoktur.
Hiçbir hukuk devletinde gazeteciler de dahil olmak üzere kimsenin savcıdan önce iddianame, hakimden önce hüküm verme ayrıcalığı bulunmamaktadır.Kolluk kuvetleri kendisine intigal eden bilgi ve belgeler ışığında, kendilerine düşen soruşturma görevini yerine getirmek ve yargı makamları da suçlanan kişilerle ilgili maddi ve hukuki gerçekleri, iddia ve savunma makamlarının katkılarıyla aydınlığa kavuşturmak zorundadırlar.
Yurtaşlarımız bu davaları büyük bir ilgiyle takip etmektedirler.İfadelerinden müvekkil Tantan aleyhinde, zorlama yorumlar ve varzsayımlarla bir takım gerçek dışı sonuçlar elde edilmeye çalışılan sanığın sorgusu İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı tarafından yapılmış idi. Bu soruşturmayı yürüten o dönemin Başsavcısı Cevdet Ulu, soruşturmanın hukuka uygun olarak yürütelmesindoe yetkili ve sorumlu kişi olup, bu konu hakkında gerekli açıklamayı herhalde yapacaktır.
Bu tür soruşturma haberleri verilirken, aslında soruşturma kapsamında hiçbir zaman isimleri yer almayan ve dava kapsamıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi ve ilişkisi olmayan bazı kişilerin "hedef alınanlar" başlığı altında oluşturulan isim listesine eklenmek suretiyle, kamuoyu bulandırılmak istenmektedir. Ayrıca, İzmir polisi ve adliyesi tarafından ifadeleri alınan bir şahsın, neden İstanbul Emniyeti'nin belli bir biriminde yeniden ifadesine başvurulduğu üzerinde önemle durulması gereken bir husustur.
Müvekkill Sadettin Tantan'nın ismi ve resmine defalarca atıfta bulunularak bir "komplo" düzenlendiği şeklindeki suçlamalar hakkında gerekli yargı yollarına başvuracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Bu haberlerin ardından naylon fatura affı gibi bazı hazırlığın uygulanmaya konulması, ayrıca örümcek ağı operasyonu ve benzeri başkaca operasyonların da engellenmesi pek de şaşırtıcı olmayacaktır. Kamuoyuna saygılarımızla arzolunur..
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:51