Gündem
  • 14.7.2002 14:46

TAYYİP ERDOĞAN, ' ÇAĞDAŞ ÇOĞUNLUK ', 'MAKUL ÇOĞUNLUK ' TARTIŞMALARINA SON NOKTAYI KOYDU : BİZ GERÇEK ÇOĞUNLUĞUN TEMSİLCİSİYİZ

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/Siyasettte tartışma konusu olan, Bayar'ın 'Makul çoğunluk ' İsmail Cem'in 'Çağdaş çoğunluk 'olgularına AKP lideri Tayyip Erdoğan'dan yeni bir yorum geldi.Tayyip Erdoğan,Cem-Özkan-Derviş üçlüsünün yeni oluşumunu eleştirerek,"Görüldüğü gibi yeni oluşumun hiçbir yerinde, halk yoktur.Tepeden inmeci bir anlayışla dizayn edilmek istenen bir sanal oluşum var karşımızda.Bakınız, siyasette merkeze oturmak için, çağdaş çoğunluk ya da makul çoğunluk gibi muğlak kavramlara sığınmak değil, GERÇEK ÇOĞUNLUĞUN desteğini almak gerekir.Buradan bir kere daha ilan ediyorum ki, AK PARTİ, Türkiye’nin “GERÇEK ÇOĞUNLUĞU”nun yegane temsilcisidir " dedi.Erdoğan konuşmasında Mesut Yılmaz'a da yüklenerek,"Tabii, tüm bu olup bitenler içinde, asıl “SİYASİ CAMBAZLIĞI”,bu arada Sayın Mesut Yılmaz yapmaktadır.Türk siyasal tarihinde “bulanık suda balık avlama” konusunda usta, çok siyasetçi gördük. Sayın Yılmaz, suyu önce bulandırıp sonra balık tutmaya çalışmak konusunda, herhalde geçmiştekileri de ustaca geri bırakıyor ve rakipsiz görünüyor" şeklinde konuştu. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, DSP'den istifa eden bakan ve milletvekillerinin başlattığı ''yeni oluşum''u, bir politikası ve programı olmayan sanal bir oluşum olarak değerlendirerek, ''Bir sanal oluşum, belli çevreler tarafından umut gibi sunuluyor halkımıza. Türkiye'nin fakirleşmesinin sorumlusu olanlar bugün değişimin adresi olamazlar'' dedi. Erdoğan, Ak Parti İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, koalisyon hükümetinin doğal ömrünü tamamladığını savunarak, ''Gelişen olaylar sonunda ortaya çıkan bir enkazdır. Bu enkazın ortaya çıkmasında katkısı bulunanlar kaçarak kurtulamaz'' diye konuştu. Türkiye'nin seçim ortamına girdiğini ifade eden Erdoğan, kimi siyasi partilerin ve çevrelerin seçimden kaçma hesapları yaptığını, seçimi uzak bir tarihe ertelemeye çalıştığını kaydetti. ''Topluma müracaat etmeden, toplumun onayını almadan kimsenin kendine acele misyonlar biçmesi''nin doğru olmadığını söyleyen Erdoğan, ''Yeni oluşumun hiçbir yerinde halk yoktur. Tepeden inmeci bir anlayışla dizayn edilmek istenen bir sanal oluşum var karşımızda ve toplumun anlamakta, yorumlamakta zorluk çektiği çağdaş çoğunluk senaryoları dikte edilmekte bugünlerde halkımıza'' dedi. ''Halktan aldığı güçle kurulan tek parti''nin AK Parti olduğunu savunan Erdoğan, bu nedenle ilk seçimde partisinin ilk parti olacağını öne sürdü. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın ''hem hükümette kaldığını hem de hükümetin yıkılması için müteahhitlik yaptığını'' savunarak, ''Yılmaz, Avrupa Birliği konusunda gerçekten samimiyse ya hükümetten derhal istifa etmeli ya da erken seçim için faaliyete geçmelidir'' dedi. Türkiye'nin bir an önce, Ekim ayı başı ya da Eylül ayı sonunda, seçime gitmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ''Bu tarihlerde seçim olmayacaksa, Kasım teklifi AB müzakere tarihi alma noktasına engel teşkil eder ya da seçimin Nisan'a bırakılmasının adresidir'' dedi. İŞTE TAYYİP ERDOĞAN'IH KONUŞMA METNİNİN TAMAMI; Değerli İl Başkanlarımız; Değerli Çalışma Arkadaşlarım; Basınımızın Değerli Temsilcileri; Uzun bir süredir sizlerle, “ Türkiye derhal erken seçime gitmelidir “ görüşünü paylaştığımız, hepinizin malumudur. Seçimin nihayet gündeme oturduğu bir günde, 6. olağan il başkanları toplantımızda sizlerle birlikte olmak hem o kadar önemli, hem o kadar anlamlı. Bu vesileyle hepinize hoş geldiniz der, toplantımızın hayırlara vesile olmasını dilerim. Değerli Arkadaşlar; Hem, Türkiye’mizin geldiği yer açısından, hemde şu anda geçirmekte olduğumuz sıcak günler açısından çok farklı, çok anlamlı bir dönemi yaşamaktayız. Hem de, siz değerli il başkanlarımızın üzerine, düşen görevler açısından, kritik bir zaman diliminde bulunmaktayız. Umarım, hem ülkemiz bu dönemeci, kazasız belasız atlatma imkanı bulur. Hem de sizler, üzerinize düşeni layıkıyla yerine getirir, partimizin ve Türkiye’nin siyaset tarihindeki yerini, onurla alırsınız. 6. Olağan İl Başkanları toplantımız vesilesiyle bir araya gelmişken;özellikle son bir haftada yaşananlar ve olayların gelecekte alabileceği şekiller üzerinde durmakta fayda görüyorum. Türkiye’de son yaşanan siyasi gelişmeler, bir yeni başlangıç değil, bir sonuçtur.Artık, Koalisyon hükümeti doğal ömrünü tamamlamış, bitirmiştir. YAŞANAN SON OLAYLAR, BİR PARTİNİN, HATTA KOALİSYON HÜKÜMETİNİN BİR İÇ MESELESİ OLMAKTAN ÇIKMIŞ, BİR ÜLKE SORUNU HALİNE GELMİŞTİR. Gelişen olayların sonunda ortaya çıkan sonuç ise, bir enkazdır.Bu enkazın oluşmasında katkısı bulunan hiç kimse, kaçarak, bu enkazın altında kalmaktan kurtulamaz. Bildiğiniz gibi biz öteden beri; 57. Ecevit hükümetinin ülkeyi yönetmekten aciz kaldığını; Bu acziyet nedeniyle, ülkemizin, tarihinin en büyük ekonomik krizi yaşamak mecburiyetinde kalışını;DSP, MHP, ANAP koalisyon hükümeti nedeniyle, insanlarımızın açlığa ve sefalete mahkum olduğunu,Problem çözmek için varolması gerekirken, Ecevit Hükümetinin bizahiti kendisinin problem haline geldiğini;Ecevit’in kişisel tavrı ve rahatsızlığının da tabloya eklenmesiyle siyasetin tamamen kilitlendiğini, Siyasi yapının çürüdüğünü, yozlaştığını, lime lime döküldüğünü;Bıkmadan, usanmadan bugüne kadar söyleye geldik. Bu hükümetin, insanımızı perişan etmesi, umudunu yok etmesi bir tarafa;Türkiye Cumhuriyetinin tarihinin en önemli projelerinden birisi olan, AB üyeliği sürecinin gereklerini de, layıkıyla yerine getiremediğini, getirme şansı bulunmadığını da ısrarla vurguladık. Ve ülkemizin bütün bu olumsuzluklardan kurtulmasının da; bir an önce seçime giderek; Seçimde halkın desteğini ve güvenini sağlamış partiler tarafından, yeni bir hükümetin kurulmasından geçtiğini ortaya koyduk. Bu nedenle sık sık “ERKEN SEÇİM BİLE YETMEZ, HEMEN SEÇİM, ACİL SEÇİM GEREKİR” dedik. Şimdi nihayet, Türkiye seçim ortamına girmiş bulunmaktadır. Ancak, kimi siyasi partiler ve kimi çevreler, hala seçimden kaçma hesapları yapmaya gayret etmektedirler. Burada, açıkça söylemek istiyorum. Kim ki; yapılacak seçimi uzak bir tarihe ertelemeye çalışıyor. Onlar seçimden, daha doğrusu halkımızla yüzleşmekten, kaçıyorlar demektir. Halkımızla yüzleştiklerinde, yiyecekleri tokadın sersemliği ile, bir daha ayağa kalkamayacaklarından korkuyorlar demektir. Ama böyle de olsa; kendi bireysel veya parti çıkarları uğruna, halkın talep ve isteklerine karşı çıkanlar, ülkenin ve insanlarımızın geleceğiyle oynayanlar, siyaset ve insanlık tarihinde hiç de iyi anılmamışlar ve bundan sonra da anılmayacaklardır. Bu nedenle bu kişi ve çevrelere tekrar hatırlatmak istiyorum. Ülke ve insanlık tarihine, daha da kalın ve daha da kara harflerle yazılmak istemiyorsanız; Halka direnmekten vazgeçin artık. Ve ülkenin bir an önce seçime gitmesine, katkıda bulunun. Değerli arkadaşlar; Söz buraya gelmişken; bugünlerde, siyasi areneda rol oynayan, kimi siyasi aktörlerin ve siyasi partilerin son bir haftalık performanslarını ve söylediklerini de kısaca gözden geçirmek gerekiyor. Öncelikle DSP’den ayrılarak bir partileşme sürecine giren ve “ yeni oluşum “ diye isimlendiren hareket hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bizim temel düşüncemiz şudur: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve istekli olan herkes aktif siyaset yapma hakkına sahiptir. Biz bu anlamdaki hareketleri ve partileşmeleri “ demokratik bir zenginlik “ olarak görürüz ve hatta teşvik ederiz. Bu nedenle kendilerine hayırlı olsun diyorum. Her düşünce ve fikir, örgütlü olarak toplumda yerini almalıdır. Meclis’e girmeye de talip olsun! Bunu da kabul! Ama hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gereken bir husus var. Türkiye artık “ cankurtaran “ dayatmalarından bıkmıştır. Anlaşılan o ki; bu günlerde yerli ya da uluslar arası toplum mühendisleri yoğun bir çaba içerisine girmişleridir. DSP’den ayrılanların oluşturmaya çalıştıkları yeni partiyi , yeni bir kurtarıcı olarak topluma dayatma planlarıyla meşguller. Oysa, topluma müracaat etmeden, toplumun onayını almadan, kimsenin kendine acele misyonlar biçmesi doğru değildir. Bu bakımdan önemle altı çizilmesi gereken bir husus da, şudur. Görüldüğü gibi yeni oluşumun hiçbir yerinde, halk yoktur. Tepeden inmeci bir anlayışla dizayn edilmek istenen bir sanal oluşum var karşımızda. Ve toplumun anlamakta, yorumlamakta zorluk çektiği burayı da altını çizerek söylemek istiyorum, çağdaş çoğunluk senaryoları dikte edilmekte, bugünlerde halkımıza. Ortada, bir politikası veya programı olmayan bir sanal oluşum, belli çevreler tarafından umut gibi sunuluyor halkımıza. Halbuki, Başbakan Ecevit, kendi partisi içerisinde bir tasfiyeye girişmeseydi, kimsenin de ayrılmaya niyeti yoktu. Yani, ortada gerçek bir siyasi program olsaydı, Ecevit’in tasfiye girişimlerinden çok önce, yeni oluşum denilen faaliyet başlaması gerekirdi. Demek ki, ortada siyasi güç ilişkilerine dayanan bir kavga var sadece.Oysa, bizim öteden beri hassasiyetle üzerinde durduğumuz; AK PARTİ farkını bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Bir kez daha görülmüştür ki; halktan aldığı güçle ve halka dayanarak kurulan tek parti, AK PARTİ’dir. Bu nedenle, yapılacak ilk seçimde de halk, kendi iktidarını sağlamak amacıyla, AK PARTİ’yi tek başına iktidara taşıyacaktır. Bu vesileyle, bir hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bizim kuruluşumuzdan beri vurguladığımız bir konu da şuydu; Biz “ muhafazakar demokrat ” kimliğimizle, Türk siyasetinin yıkılmış, dağılmış merkezini, yeniden inşa edip oraya oturmaya talibiz, demiştik. Gelişen olaylar göstermiştir ki; kısa sürede hedeflediğimiz yere gelmiş ve Türk siyasetinin merkezine oturmuş durumdayız. Artık AK Parti, Türk siyasetinin belirleyicisidir. AK Parti merkezdedir. Peki bunu neye dayanarak mı söylüyorum? Bakınız, siyasette merkeze oturmak için, çağdaş çoğunluk ya da makul çoğunluk gibi muğlak kavramlara sığınmak değil, GERÇEK ÇOĞUNLUĞUN desteğini almak gerekir. Buradan bir kere daha ilan ediyorum ki, AK PARTİ, Türkiye’nin “GERÇEK ÇOĞUNLUĞU”nun yegane temsilcisidir. Yani yüce milletimizin taleplerinin ve beklentilerinin somutlaşmış halidir. Bütün kamuoyu araştırmaları da göstermektedir ki, Türkiye’nin gerçek çoğunluğu, AK Parti’nin yanındadır, arkasındadır… Bu nedenle AK Parti’nin, hiçbir yeni oluşumdan korkusu yoktur. Varolan hiçbir partiyi ya da hiçbir yeni oluşumu kendisinin rakibi olarak görmemektedir. ZATEN, ilginç olan da şudur: Son zamanlarda ki köşe yazarlarını eğer yorumlarında iyi takip ediyorsanız, tv’lardaki yorumları iyi izliyorsanız kendilerini AK PARTİ’NİN ALTERNATİFİ OLARAK SUNMAYA ÇALIŞMASI, VEYA BİRİLERİNİN GECE GÜNDÜZ DURMADAN, HER YAPRAK KIPIRDAMASINDA BİLE AK PARTİ’NİN ÖNÜNÜ KESMEK GİBİ ANLAMSIZ BİR ARAYIŞ İÇİNE GİRMELERİ, PARTİMİZİN GÜCÜNÜ GÖSTERMEKTEDİR. AK Parti, gerçek çoğunluğun partisi olarak, siyasal merkeze oturmuştur. Diğer partiler ve oluşumlar, AK Parti’nin sağında veya solunda hizalanmaktadırlar. BU NEDENLE HALKIMIZ, TÜM ÇAĞDAŞLIK ÖZLEMLERİYLE VE SİYASETTE MAKULÜ ARAMA ÇABASIYLA, AK PARTİ’NİN SAFLARINDA HER GEÇEN GÜN DAHA ÇOK BİRİKMEKTEDİR. Siyaseti belirleyecek olan asıl güç, bu “ GERÇEK ÇOĞUNLUK ” tur. GERÇEK ÇOĞUNLUK da adresini, AK Parti olarak belirlemiştir. Hep söylediğimiz gibi, yapılacak seçimlerde de, bunun ne kadar doğru olduğu, görülecektir. Değerli Arkadaşlar! Bu yeni oluşum hakkındaki sözlerimi, son bir cümleyle tamamlamak istiyorum. Evet her gün yeni bir gündür. Her yeni gün yeni bir şeyler söyleme zamanıdır. Ama kimse sorumluluk hırkasını üzerinden atarak “ dün dündür ” kolaycılığına kaçamaz. Bunun altını çiziyorum. Yani; halkımıza, yeni kurtarıcılar olarak dayatılmaya çalışılan isimlerin, Türkiye’nin son 7 yılına, 5 yılına, ya da son 2 yılına damgasını vuran aktörler olduğunu, gizleyemez hiçbir dayatma. TÜRKİYE’NİN, İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN BU YANA, YAŞADIĞI EN BÜYÜK FAKİRLEŞMENİN SORUMLUSU OLANLAR, BUGÜN DEĞİŞİMİN ADRESİ OLAMAZLAR. HER GÜN BİRAZ DAHA YOKSULLAŞTIRARAK, HALKIMIZA AĞIR BEDELLER ÖDETEN KRİZLERDEN BİREBİR SORUMLU OLANLAR, “BUGÜN YENİ BİR GÜNDÜR ” DİYEREK GERÇEKLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZLER VE SORUMLULUKLARINDAN DA KAÇIP, KURTULAMAZLAR. Bunu açık ve net söylüyorum. Önümüzdeki günler;öyle zannediyorum ki bunun çok daha detay tartışılacağı günler olacaktır. Değerli Dostlar! Değerli kardeşlerim; Bugün ülkemizde; Türkiye’nin devlet geleneğinde, yönetim teamüllerinde, eşi görülmemiş olaylar yaşanmaktadır. Sayın Kemal Derviş, bir yandan hükümetin bakanı olarak görevine devam etmektedir, ama aynı anda da, bu Hükümeti yıkmaya çalışanlarla beraber hareket ettiğini gazetelere söylemektedir. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti, tek bir kişinin şahsına, o kişinin ne yapacağına endekslenmek istenmektedir. Bu kişinin özellikleri ne olursa olsun, durum vahimdir. Ülkemizin bu hale düşmüş olması acıdır. Öte yandan, Başbakan birinci parti olma konumunu kaybetmesine rağmen, hala çekilmemekte ısrar ediyor. Ve MHP, Başbakan’a “ne olursa olsun arkasındayız” mesajı veriyor. Üstelik çok daha vahim bir şey DSP’den ayrılanları, tekrar DSP’ye çağırma görevini, Sayın Bahçeli üstleniyor. Şu tablonun garabatine bakar mısınız? Türkiye’nin içine düşürüldüğü siyasi tablonun ne kadar acı olduğunu, lütfen görünüz . Tabii, tüm bu olup bitenler içinde, asıl “SİYASİ CAMBAZLIĞI”,bu arada Sayın Mesut Yılmaz yapmaktadır. Kendi partisini bitme noktasına getirmiş olan sayın Yılmaz, yine suyu bulandırarak balık tutmaya devam etmektedir. Türk siyasal tarihinde “bulanık suda balık avlama” konusunda usta, çok siyasetçi gördük. Sayın Yılmaz, suyu önce bulandırıp sonra balık tutmaya çalışmak konusunda, herhalde geçmiştekileri de ustaca geri bırakıyor ve RAKİPSİZ görünüyor. Sayın Yılmaz, bir yandan Hükümetin içinde kalmaya devam ediyor, öte yandan ise, içinde bulunduğu hükümete karşı YIKIM MÜTEAHHİTLİĞİ yaparak, yeni Hükümet senaryoları kotarmaya çalışıyor. Üstelik bunu yaparken, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini de istismar ediyor. Sayın Yılmaz’ın, Avrupa Birliği süreci konusunda samimi olmasını Türkiyemizin geleceği adına çok istiyoruz. Sayın Yılmaz, AB sürecini kendisi için yeni hükümet formülleri üretmenin aracı haline getirmeye çalışmıyorsa, bu konuda gerçekten samimi ise, ya Hükümetten derhal istifa etmelidir, ya da bir an önce erken seçim yapılması için derhal faaliyete geçmelidir. Biz AK Parti olarak, bu ayın 9.’da Grup Başkan vekilliğimiz meclis başkanlığına 23 Temmuz’da Meclis’in olağan üstü toplantıya çağrılması ile ilgili teklifini götürmüştür. Meclis Başkanlığının bu konuda yetkisi vardır. Bizim sayımız Olağanüstü toplantıya çağrılması için yeterli olmadığı için Meclis Başkan’ın dan bunu istemiştir. Tabii Meclis başkan’ı bunu yapar veya yapmaz. Fakat biz 22 temmuz olur 23 temmuz olur bu önemli değil. Ama olağanüstü olarak erken seçim kaydıyla meclis’in toplanmasının gereğine inanıyoruz. Ve bu konuyla ilgili olarak dün yapılan MYK toplantımızda da ayrıca, Grup Başkan Vekilimiz Salih Bey’e de gerekli görevi verdik. Ve diğer partilerin Grup Başkan Vekilleriyle de bu konuda alt yapı çalışmalarını başlatmak suretiyle bu konuyu hızlandırmak istiyoruz. Bu bizim için tarihi bir görevdir. Netice alırız veya almayız. Ama biz sadece bu mesuliyetin idrakı içerisinde bu adım atıyoruz. Ve seçim tarihi noktasında da onu söylüyoruz kesinlikle Ekim başı yada Eylül sonu bu seçim olmalıdır. Eğer o tarihlerde seçim olmayacaksa biliniz ki, Kasım teklifi AB’liğine müzakere tarihi alma noktasında, engel teşkil eden bir tarihdir. Ve yahutta, seçimin Nisan’a bırakılmasının adresidir. Burada çok açık net olarak ifade etmek istiyorum. Eğer seçimle tazelenmiş bir siyasi iktidara kavuşmadan Türkiye’nin AB sürecinde başarılı olması şunu biliniz ki, mümkün olmayacaktır. Hükümetten ayrılmayarak, ya da erken seçime karşı çıkarak, AB sürecini destekliyor gözükmek, yine ANAP’a sesleniyorum buda samimi bir hareket değildir. İşte değerli arkadaşlar, bu hükümet, bu derece aciz durumdadır. Nekahat döneminde olduğu söylenen hükümet, bugün aslında bitkisel hayattadır. Demokratik devlet yönetimi geleneğinde, hiç kimse, vazgeçilmez değildir. Bu nedenle, kimsenin millet iradesini yok saymaya hakkı yoktur. Millet iradesini engellemek de mümkün değildir. Çoktandır, toplumsal desteğini yitirmiş, siyasi meşruiyeti kalmamış, kan kaybı durdurulamayan bir hükümetle, Türkiye daha fazla zaman kaybedemez. Türkiye’nin ve insanlarımızın, daha fazla tahribata tahammülü kalmamıştır. İşçilerin, işverenlerin, memurların, işsizlerin, köylülerin, çiftçinin, gençlerin, her gün sayıları geometrik olarak artan yoksulların, artık daha fazla tahammülleri kalmamıştır. Ülke, bir an önce acil seçime gitmelidir. Bırakın, özel mahfillerde ve kapı arkalarında siyasi hesaplar yapmayı. Türkiye, yeni Güneş Motel skandallarıyla, kumpaslarla, ucuz pazarlıklarla yönetilemeyecek kadar büyük bir ülkedir. Bu nedenle, meseleye kesin ve kati bir çözüm getirmek için; Yüreğiniz yetiyorsa, bir an önce, hemen yarın, millete gitme kararı alın. Millete gitme kararı alın. Bu Millet, krizlerden nasıl çıkılacağını biliyor. AK Parti olarak biz de, halkımızın bildiğini, biliyoruz. AK Parti, yapılacak bir seçimden sonra, halkımızın kendisine tek başına iktidar vereceğine yüzde yüz inandığı için, Hemen yarından itibaren, devlet yönetimini devralacak kadar hazırlıklı ve donanımlıdır. Bu nedenle, halkımıza tekrar sesleniyorum. Daha fazla üzülmeyiniz! Seçim gündeme gelmiştir. Bu bitkisel hayattaki hükümet, daha fazla ayakta duramaz. Ve, istemeseler de, sandığı sizin önünüze getirip koyacaklardır. Sandıktan çıkacak sonucu da çok iyi biliyoruz. Sizin düşüncelerinizi, dertlerinizi, istek ve taleplerinizi, özlemlerinizi ve hatta hayallerinizi biliyoruz. Çünkü biz sizin içinizdeyiz. Sizinleyiz. Devletimiz, ülkemiz ve çocuklarımız için istediklerinizi, umutlarımızı ve düşlerinizi sandığa taşıdığımızda, O sandıklardan siz çıkacaksınız,. Sizin kurduğunuz, AK Parti çıkacak. Ve AK Parti tek başına iktidara gelecektir. Değerli Yurttaşlarım! Sizlere her zaman, doğruları söyledik. Ve söylediklerimizin de arkasında durduk. Bu nedenle sizlere belli bir zaman vererek, o güne kadar her şeyi düzelteceğimizi söyleyecek değilim. Kim ki, bu tür vaadlerde bulunuyorsa, Geçmişte örneğini çok gördüğümüz gibi, Şimdi de yalan söylüyordur. Ben sizlere! Sizlerle birlikte; 6 ay içinde uygulamaya koyacağımız, acil eylem planı çerçevesinde, duruma hakim olacağımızı ve her sahada düzelmeyi, iyileşmeyi başlatabileceğimizi söylüyorum. Söylüyorum. Bunu hep söyledik. Bunu, bir daha söylemek istiyoruz. Türkiye, mevcut problemlerini aşabilecek potansiyele sahip bir ülkedir. Türkiye, tüm olumsuzlukları kötü yöneticiler ve yönetimler yüzünden yaşamıştır. Arkasında halk desteği bulunan bir hükümetle, Türkiye problemlerini aşar, krizlerden çıkar. O gün yaklaşmıştır. Değerli vatandaşlarım, Biz bunu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında da ispat ettik. Ve aldığımız belediyenin hali hepinizin malumuydu. İstanbul sadece İstanbul olarak sadece Türkiye’deki tüm vatandaşlarımızın değil, dünya’dan gelip giden insanlarında malumuydu. Ama şimdi farklı bir İstanbul var. Ve bıraktığımız zaman farklı bir kasa var. Şimdi diyorum ki, biraz daha sabredin. Bugün yaklaşmıştır Ve sağlam durun. Ve yeter ki şu na hep birlikte inanalım. Her şey Türkiye için. Bu duygularla hepinizi selamlar, saygı ve sevgilerimi sunarım. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:26

İLGİLİ HABERLER