YAŞAR OKUYAN'IN " AKILLI KART"ININ ARDINDA DA VURGUN ÇIKTI
KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA/Star yazarı Saygı Öztürk, yeni bir vurgun planını son anda ortaya çıkardı.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın her fırsatta devreye sokulacağını açıkladı akıllı kart projesi'nden pis kokular geliyor.Konuyla ilgili bir yazı yazan Öztürk,"Devletin hiçbir biriminde yaşanmayan olaylar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yaşanıyor.Okuyan’ın sık sık eline alıp salladığı ve adına ‘akıllı’ dediği kartın bir ‘aldatmaca’ olduğu DPT yetkilileri tarafından belirtiliyor " dedi.
SAYGI ÖZTÜRK BU KONUDA ŞUNLARI YAZDI;
Okuyan’ın ‘akıllı kartı’ ve baskıcılara karşı bürokrat direnişi
Devletin hiçbir biriminde yaşanmayan olaylar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yaşanıyor. Ya Bakan Okuyan’da, ya da diğer bakanlarda bir gariplik var. Okuyan, kendi getirdiği genel müdürleri, genel müdür yardımcılarını, SSK Başkanı’nı 6 ayda bir değiştirmeyi alışkanlık haline getirdi. Bürokrasi tarihinde yaşanmayanlar, Okuyan sayesinde uygulamaya konuluyor.
Okuyan’ın, büyük umutlarla sigorta hastanelerinde kuyrukları kaldırması için görev verdiği Sağlık İşleri Genel Müdürü de ayrıldı. Daha önce coğrafya öğretmenini sadece hemşehrisi olduğu için Sağlık İşleri Genel Müdür Vekili olarak atayan Okuyan’ın bırakın kuyrukları kaldırmayı, hastaları perişan ettiğini yaşayanlar biliyor.
Okuyan, kuyrukları kaldırmak istiyorsa, hastaların devlet hastanelerine gidişlerine izin vermelidir. Dahası, hastaneleri iki başlılıktan kurtarmak için, Sağlık Bakanlığı’na devretmesi de ülke yararına olur.
Okuyan, ‘telefonla randevu’ sistemi adı altında insanları perişan ediyor. Eğer böyle bir sistem kuruyorsanız, bunun alt yapısını da oluşturmanız gerekir. Hastane önlerine gelen vatandaşlar, ‘Sıra alınır, sıra alınır’ diye yeni bir ‘değnekçi’ tipiyle karşılaşıyor. Gözlükçüler, tüm randevuları kapatıyorlar. Onlara gitmeyenin sıra alması ne mümkün?
SSK’lılara hizmet veren İzmir’deki özel hastane, SSK’yı yaklaşık 10 trilyon lira zarara uğrattı. Bu olayın üzerine gidilmesi hepimizin görevi. Okuyan ile İzmir Valisi arasında geçen bu yolsuzlukla ilgili telefon konuşması, nasıl oluyor da 10 dakika sonra hastane sahibine ulaştırılıyor.
Okuyan da, İzmir Valisi Alaaddin Yüksel de bu konuda hiç konuşmuyorlar. Özellikle Yüksel’in tutumu garip. Olayı kamuoyu gündemine getirdikten sonra, bu konunun kim tarafından basına verildiğini araştırıyor. Gerçeklerin ortaya çıkmasından niçin bu kadar korkuluyor?
Devlette ‘küçülme’ kararı alınırken, Okuyan’ın ‘büyüme’ çabaları da dikkat çekici. Yeni genel müdürlüklerle birlikte masraf büyüdü. Birkaç aylık genel müdürler, genel müdür yardımcıları dönemine girildi. Müfettişlerin verdiği raporlar işleme sokulmaz, bilirkişiler ‘üst düzey yetkililerin’ emirleriyle değiştirilirse bu kurumdan ne hayır gelir. Hergün ‘hırsızlıkla’ itham edilen personelden ne verim bekleyebilirsiniz?
Bu kartın neresi akıllı?
Okuyan’ın sık sık eline alıp salladığı ve adına ‘akıllı’ dediği kartın bir ‘aldatmaca’ olduğu DPT yetkilileri tarafından belirtiliyor. ‘Elektronik Devlet Projesi’ yürütülürken, yani doğumdan ölüme kadar sahip olacağınız bir kartta tüm bilgileriniz yer alacakken, Okuyan’ın ‘kuyrukların kalkması için’ mutlaka ‘akıllı kart’ını devreye sokmak istemesi yadırganıyor.
Okuyan, tam 680 milyon dolarlık bu dev projesine DPT’den onay alamıyor. Konuştuğum yetkililerin anlattıklarını dinleyince, verilmemesi meğer ne kadar doğru bir yaklaşımmış. SSK’dan çıkmayan bir bilgisayar firmasının sahibinin, DPT’ye baskı grupları gönderdiği yolunda da duyumlar geliyor. Konuştuğum yetkili, ‘Bu işin arkasında o kadar güçlü isimler var ki inanamazsınız’ diyor.
O grupların kim olduğu, kimlerin bu işler için geldiği de bazı yetkililer tarafından gün gün, saat saat, dakika dakika not ediliyor. Teybe bile kaydediliyor. Benden bu işin peşinde olanlara uyarı.
Okuyan’a yeni sorular
DYP Bursa Milletvekili Oğuz Tezmen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki gelişmeleri yakından izliyor, bu konuda soru önergeleri veriyor. Ancak Okuyan’dan gelen cevaplar ‘yasak savma’dan öte geçmiyor.
Oğuz Tezmen, bu olayın perde arkasını biliyor. Okuyan tarafından yazılı olarak cevaplandırması istemiyle şu soruları yöneltiyor:
SSK, ‘otomatik röntgen film banyo cihazı’ alımı için çıktığı ihaleyi niçin iptal etmiştir?
Aynı ürünün alımı için açılan ihale öncesinde hazırlanan şartnamede sadece bir firmanın ürünlerinin tanımlandığına ilişkin inandırıcı söylentiler var. Bu konuyu araştırdınız mı?
Bu konuda size ve SSK yöneticilerine gelen uyarı dilekçeleri oldu mu?
112 sayılı ihale komisyonu kararında ‘... Teknik şartnamelere bire bir uyan tek firma kalması neticesinde rekabetin oluşmamasına rağmen ...’ ifadesi yer almakta mıdır? Rekabet koşulları oluşmayan bir ihaleyi hangi gerekçeyle sonuçlandırdınız?
Daha önce iptal edilen ihaleye, 12.125 DM fiyat veren firma, daha sonra kazandığı ihalede, aynı cihaz için 17.687 DM fiyat vermiş midir? Bir Bakan olarak bu gariplik dikkatinizi çekti mi?
İhaleyi kazanan firmanın ürünlerinin, daha önce Türkiye’ye çok daha düşük bedellerle ithal edildiğini biliyor musunuz?
Bu konu ile ilgili usulen bir soruşturma açılmasına karşın, acaba niçin soruşturma sonucu beklenmeksizin ödemeler süratle yapıldı?
Bu ihale sonuçlanmadan önce, Ankara 40. Noterliği’nde ihaleyi kimin kazanacağının tespit ettirildiğinden haberiniz var mı?
SSK’nın fazladan ödediği yaklaşık iki milyon marklık bir tutarı nasıl geri almayı düşünüyorsunuz?
Okuyan’ın cevabını biz de merakla bekliyoruz.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:52