CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la önceki gün CHP Genel Merkezi’ndeki makamında sohbet ettik. Sohbetimizde, kendisine karşı muhalefet eden CHP’li Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’le ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Baykal, hazırladıkları komisyon raporu ile ulaştıkları ‘rüşvet belgeleri’nin Şişli Cumhuriyet Savcılığı tarafından kendilerinden istendiğini söyledi.
Savcılığa göndermek üzere belgelerin ve raporun CHP yönetimi tarafından hazırlandığını belirten Baykal, “Sarıgül hakkında bazı belgeler açıkladınız. Bununla ilgili olarak yargı bir adım attı mı?” sorusuna şu karşılığı verdi:
CHP, üzerine düşeni yaptı
“Ortada ciddi bir rapor var. Bu raporda hem şu ana kadar mülkiye, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin yaptığı ve ortaya konulan belgeler değerlendiriliyor, hem yeni tespitler ve belgeler geliyor. Ayrıntıları kapsamlı, ciddi ve çok önemli rapor ortada. Bu rapor kamuoyuna kısmen yansıdı. Şişli Cumhuriyet Savcılığı bu raporu ve belgeleri görmek istediğini bir yazıyla bize bildirdi, o yazıya cevap veriyoruz ve komisyon raporunu hazırlayan arkadaşlar, belgeleri Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na önümüzdeki günlerde teslim edeceklerdir.”
* Bütün belgeleri mi istediler? Bir de belgelerin aslını mı yolluyorsunuz?
Bütün belgeleri ve raporu görmek istiyorlar. Biz asıllarını değil, suretlerini yolluyoruz. Hepsini, bütün belgeleri göndereceğiz. Bu konu başlangıçta bir magazin konusuydu biliyorsunuz. Şimdi yeni girdiğimiz aşamada adliye ve polis konusuna dönüşmüştür. Bizim artık bu konuda parti olarak üzerimize düşeni yaptığımız açıktır. Biz yolsuzluklar konusunda hiçbir ayrım gözetmeyiz. Rüşvetçinin, yolsuzluk yapan kim olursa onun üzerine yürümek gerekir. Bizim anlayışımız budur. Bu anlayışımızı daima uyguladık, bundan sonra da uygularız CHP, bu konuda tutarlı ve bir tavır sergilemiştir ve gereken de görev olarak yapılmıştır.
Tereddüde bile gerek yok
*Yani, Sarıgül’ü yargıya ve polise mi havale ettiniz?
Hayır, kendi incelememizi yaptık, tespitlerimizi yaptık, kanaatimiz oluştu ve onun gereğini yapıyoruz parti olarak. Bizim yaptığımız çalışmalara adliye ve polisin ilgi duyması halinde bu noktada intikal ettiririz. Tabii orası nasıl işler, ne olur, onu yaşar ve görürüz. Orasıyla ilgili bir bekleyiş içinde değiliz, bekler ve görürüz. Biz kendi kararımızı kendimiz verdik, incelememizi yaptık. Durum bizim açımızdan netleşmiştir. Tereddüde yer bırakacak bir durum yoktur, çok açıktır. Ama bu bizim tespit ettiğimiz tabloyu adliye ve emniyet aynı şekilde tespit edebilir mi, edemez mi, yaşayıp göreceğiz. Türkiye’de bu konularda çok önemli farklılaşmaların yaşandığını hepimiz biliyoruz. Şu ana kadar da var olan tablolarda emniyetin ortaya koyduğu, müfettişlerin ortaya koyduğu manzara arasında çok büyük bir mesafe bulunduğu açıktır. O açıklığın bir kısmını bizim arkadaşlarımız kapatmaya hazır olduklarını ortaya koydular.
Muhsin Divan’ın söyledikleri önemli
* AKP’nin Şişli Belediye Başkan adayı Muhsin Divan, bu konunun AKP yöneticileri tarafından bilindiğini açıkladı. AKP’liler de, ‘Bu, CHP’nin iç meselesidir’ diyerek yaklaşınca, bürokrasi de bu konuda biraz daha dikkatli davranıyor olabilir mi?
Durum çok açık... Biz de Muhsin Divan’ın bu son açıklamasını büyük ilgiyle ve hayretle okuduk. Sayın Divan’ın açıklamaları, CHP’nin raporunun ortaya koyduğu tespitleri paylaşıyor. Doğru olduğunu, hatta gerçeğin bunun ötesinde olduğunu söylüyor. Ama orada önemli bir şey söylüyor Sayın Divan...
Diyor ki, ‘Ben bu belgeleri seçimden önce aldım. Dosya halinde İçişleri Bakanlığı’na sundum’ diyor. İşte bu, çok önemli bir açıklamaydı. Yâni, öyle anlaşılıyor ki, bizim bilmediğimiz ancak İçişleri Bakanlığı’nın çalışmaları Nokta dergisine yansıdıktan sonra öğrendiğimiz bir tabloyu Sayın İçişleri Bakanı ve Sayın Başbakan seçimden önce biliyorlardı. Bu değerlendirilmesi gereken bir ayrıntı. Düşünün, birbiriyle yarışan iki parti var. Bu partilerden birisinin genel başkanı, kendi partisinden aday olan bir belediye başkanının durumuyla ilgili hiçbir bilgiye sahip değil. Ancak, rakip partinin Başbakanı, Genel Başkanı, İçişleri Bakanı bizim adayımız hakkında her türlü suçlamayı ortaya koyabilecek. Bizim ancak şimdi gördüğümüz ve gördüğümüz zaman hayret ettiğimiz bulgulara, verilere sahip ve nasıl suçlanabilir olduğunu, nasıl zafiyetler içinde olduğunu seçimden önce biliyorlar. Bu çok önemli bir olay. Bir defa bizim bu Belediye Başkanı hakkında kamuoyuna yansıyan bilgileri önemseyerek, takip edip böyle bir sonuca bağlamış olmamızın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu bir anlamda bize kurulmuş bir tuzak haline de dönüşebilir.
Belgelerle tuzağın dışına çıktık
Yâni, iktidar partisinin Genel Başkanı ve Başbakanı, İçişleri Bakanı CHP’nin bir belediye başkanıyla ilgili yığınla dosyaya sahip olacak. Biz parti olarak, dürüstlük ve yolsuzluklara karşı mücadele anlayışını en ön planda tutacağız ve kendi içimizde bizim bilmediğimiz ama onların bildiği yolsuzluklara en ileri derecede bulaşmış bir başkanımız var olmaya devam edecek. Bu, bizi ileride çok ciddi açmazlara sürükleyebilir bir tablo oluşturuyor. Ve biz sadece aldığımız bilgileri önemseyerek ve onlar karşısında kimse bizi zorlamadığı halde gereğini yaparak, öyle bir tuzağın dışına çıktığımızı düşünüyorum.
Sayın Muhsin Divan’ın söylediklerinden de çok büyük bir tehlike ve tehdit altına girmiş olduğumuzu ve bu hazırladığımız raporla ve takındığımız tavırla, kendi irademizle çıkmış olduğumuzu düşünüyorum. AKP yöneticileri, bu konu hakkında bize bir bilgi vermedi, dosya vermediler, herkes kendi çalışmasını ölçüsü içinde götürdü.
Müfettiş bunu nasıl bilmez?
Öyle bir çalışma götürülmüş ki, ‘İskân ruhsatı bulunamadığından suç teşkil etmemiştir’ diye İçişleri Bakanlığı müfettişi mütalâa veriyor. ‘Ruhsat bulunamadı’ diyor. Yâni, bir İçişleri Bakanlığı müfettişinin o ruhsatın, devletin çeşitli dairelerinde bulunmak zorunda olduğunu bilmemesi ne ölçüde normaldir, anlayamıyorum... Yâni inşat ruhsatı, bir aile hatırası olarak albüme konulmak veya duvara asılmak için alınmaz, kullanılmak için alınır. Nerede kullanılır? Tapu dairesinde kullanılmayacaksa ruhsat alınmaz. Rüşvet hiç verilmez, rüşvet verip ruhsat alınırsa o bir işe yarayacak demektir. Yarayacağı yerde, tapu dairesinde gereğini yaparlar. Bunu bir müfettişin bilmesi gerekir. Belediye dosyasında yok diye onu yok saymak, bu soruşturmanın gereken ciddiyetle götürülmediğini kanıtlıyor.
Sonuçta, bizim arkadaşlar gidiyorlar, o bulunmayan ve bulunmadığı için de suç tanımı yapılamadığı, suç tanımı, kapsamı yapılamadığı, belirlenemediği söylenen o ruhsatı ortaya koyuyorlar. Bu olayın olması gereken ciddiyetle ele alınmış olduğu konusunda güven vermiyor. Düşünün, dosyalar, bilgiler orada. O dosyaların bilgilerin gereği tam yapılmıyor. Bizim bilgimiz haberimiz yok. İlgili Belediye Başkanı’nın bilgisi var. Kendisi hakkında böyle bir soruşturmanın yürütüldüğünü biliyor. Partiye girmeden önce biliyor, biz bilmiyoruz. Partiye girmeden önce başlamış, dinlemeler yapılmış, ifadeler alınmış, yakın arkadaşlarının ifadeleri alınmış. Belediye Başkan Yardımcısı hakkında dava açılmış. Şu anda Belediye Başkan Yardımcısı olmaya devam ediyor. O insan, ilgili kişi, parti içine girerken bütün bunları biliyor ve saklıyor. Biz bilmiyoruz. Başbakan biliyor, İçişleri Bakanı biliyor ve sonra biz kamuoyuna yansıyınca öğreniyoruz.
* Sizin bu açıklamalar sonrasında bir temasınız oldu mu kendisiyle?
Hayır. Benim temasım olmadı. Böyle bir dosya var, bu dosyayı Başbakan’a vermiş. Benim şimdi öğrenip hayret ettiğimi bilgileri Başbakan seçimden önce biliyor, İçişleri Bakanı seçimden önce biliyor. Hiçbir şey yapmıyorlar ya da işte ‘gereğini yapın’ diye gönderiliyor ve gereği yapılmıyor. O arada öğrenmek istiyorum özel bir temas oldu mu, olmadı mı, düşünün bir de o özel bir temas olduysa bu manzara karşısında siz ne düşünürsünüz?
* Bu konuyu Meclis’in gündemine getirecek misiniz?
Türkiye’nin gündemine geldi, bundan sonra daha da gelir.
Erdoğan ile görüştü mü?
İYİ Kİ, öğrenir öğrenmez duyarlılıkla gerekeni yapmışız ve kendimizi bu tuzağın içinden çıkarabilmişiz. Tabii, bu ortamda insanın aklına daha ileri şeyler de geliyor. Yâni ben, meselâ bu dönemde o Belediye Başkanı’nın Başbakan’la özel bir görüşme yapıp yapmadığını öğrenmek istiyorum. Hakkında bizim hiçbir bilgimiz olmayan, bir yolsuzluk dosyası bulunan, bizim partimizin belediye başkanı adayıyla seçim döneminde seçimlerden önce o bizim adayımızken, benim bilgim dışında o belediye başkanı kendisi hakkında yolsuzluk dosyasına sahip olduğunu bildiği Başbakan’la bir görüşme yapmış mıdır? Onu öğrenmek istiyorum.
CHP, ahlâkını korudu
BÖYLE bir görüşme yapılmışsa, bir varsayım olarak söyledim. Bu anlattığım tablo karşısında CHP ne durumdadır ve bu manzara karşısında bunların hiçbirini bilmeden, bu dosyayı hazırlayıp sadece kamuoyuna, bir rüşvet iddiası ciddi kanıtlarla yansır yansımaz, bizim ‘neymiş bu mesele, bizim belediye başkanımız hakkında öyle bir şey nasıl oluyor?’ diye konuya el atmış olmamızın ne kadar önemli olduğu böylece ortaya çıkıyor.
Bunun siyasi çekişmelerle, siyasi yarışmalarla ilişkilendirilmesi ne kadar yetersiz kaldığı, ne kadar gülünç olduğu ortaya çıkıyor. Bu, CHP’nin kendi ahlâkını, kişiliğini, kimliğini ve tutarlılığını koruma duyarlılığıdır. o bakımdan Sayın Muhsin Divan’ın açıklamaları çok önemlidir.
H.O.Tercuman
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:24