KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA- Hürriyet'in sorularını yanıtlayan CHP Lideri Baykal, Derviş'i ikna etmenin çok zor olduğunu belirterek, ‘‘Kemal'i yanıma alacağım diye göbeğim çatladı benim’’ dedi. Baykal, tek hedeflerinin Türkiye'nin başarısını sağlamak olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kemal Derviş'in CHP'ye katılma süreci ve girdikleri işbirliğinin geleceğine ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Baykal'a yönelttiğimiz sorular ve kendisinin yanıtları şöyle:
Karşımızda Deniz Baykal ve Kemal Derviş'in birlikte olduğu bir ikili fotoğraf var. Türk siyaseti bu tür ikili fotoğraflara alışık değil. Bunun yürümeyeceği, sizin bir şekilde Derviş'i saf dışı edeceğinizi öne sürenler var. Bu ikili fotoğraf yürüyecek mi?
Türkiye'de beraberlikleri oluşturmak ve sürdürmek güç. Bu yalnızca beraberliği sözkonusu olan kişilerden değil, çevreden, toplumdan da kaynaklanabilir. Maalesef beraberlikler yadırganıyor. Beraberlikler olumsuz bekleyişlerle birlikte değerlendiriliyor. Türkiye'nin tablosu ortada. İkimiz de büyük bir sorumluluk duygusu içinde hareket ediyoruz. Bizi harekete geçiren, davranışlarımıza yol veren tek hedef var, o da ortak başarıyı yakalamaktır. Çoğu kez biz siyasetçilere potansiyel olarak çekişen güreşçiler, boksörler ya da satranç oyuncuları gibi bakıyorlar. Aynı parti içindeki insanlara bile böyle bakıyorlar. Bu çok doğru değil. Toplumun siyasi kültürü de biraz böyle. Siyaset işbirliği ve ekip olmayı gerektiren bir şey. Ancak beraberce bir şey yapabilirsiniz. Herkesin birbirinin katkısına ihtiyacı vardır. Birbirimizin değerini çok iyi biliyoruz.
CHP BENDEN DE KEMAL'DEN DE BÜYÜK
Ama yine de bu spekülasyonlar yapılıyor...
Bu aşamada bu soruyu haklı gösterecek hiçbir unsur yoktur. Bu noktaya kadar geldik, hiç bir sorun, sıkıntı yok. Bu, tam bir mutluluk ve güzellik tablosu olarak görülüyor. Bunun devam etmemesi için bir neden yok. Bu telaş ve kaygı tamamen anlamsızdır. Bir kere şu bilinmelidir; Hepimiz CHP'liyiz, Kemal de, ben de. Hepimiz bu partinin birer parçasıyız. CHP hepimizden büyüktür. Bugün biz varız, yarın yokuz. Yarın başka CHP'liler olacak. Tek bir hedefimiz var, Türkiye'nin başarısını sağlamak. Türkiye'yi borçlarını ödemiş, ayakları üzerinde duran, başı dik ve AB'ye girmiş, IMF'ye muhtaç olmaktan çıkmış, kalkınma sürecini harekete geçirmiş, sosyal duyarlılığını yaşama geçirmiş bir ülke haline getirmek istiyoruz. Bu kriz döneminde bu katkıyı yapmak, bu katkının onurunu paylaşmak istiyoruz. Bu katkıyı en geniş ölçüde yapma imkanı bende vardır, Sayın Derviş'de vardır, bunun siyasi koşullarını hazırlamakta vardır. Bakın bu noktaya getirdik. Bundan çok mutluyum. Neden, Türkiye'de yeni bir kombinezon kuruyoruz, yeni bir seçenek oluşturuyoruz. Bu kolay olmadı. Binbir emekle oldu, inançla oldu. Başından beri bunu öngördük, ikna etmeye çalıştık, engelleri aşmaya çalıştık ve bunu başardık. Bu en büyük haz. Bir olumsuz havaya girmenin hiçbir psikolojik, siyasal, haklı reel temeli yoktur. Böyle düşünenler yanılacaklardır. Hepimizin görevi onları yanıltmaktır. Başarılı olmak durumundayız. Herkesin şunu görmesi lazım. Bizim temel amacımız nedir? Bilek bükmek mi? Bizim derdimiz iş yapmak. İş yapmak için de birbirimize ihtiyacımız var. Bunu görüyoruz ve bunu sağlıyoruz. Zaten ben bu anlayışla yola çıkmışım. Bunun için çırpınıyorum. Kemal'i yanıma alacağım diye göbeğim çatladı benim.
Göbeğim çatladı diyorsunuz, o zaman kendisini ikna etmek biraz zor oldu...
Öyle tabii. Görmüyor musunuz?
‘Aman nazar değmesin’ telefonları geliyor...
Biz büyük bir mücadele ile bir beraberlik oluşturduk. Bu beraberliğin Türkiye için iyi olacağına inanıyorduk. Böyle olduğu görülmeye başlandı. Şimdi tabii bir miktar da insanlar belki, ‘Bu güzel de acaba bu bir rüya mı, bitiverir mi’ kaygısı içinde bunu söylüyorlar. Bitecek mi diye korkuyorlar. Hiç merak etmesinler. Bunu bitirmeyiz, sorumluluğumuzun farkındayız, gerekeni yaparız. Daha uzun bir süre ülkemize birlikte hizmet ederiz. Biz öyle birbirimizi itmeye kakmaya değil, tam tersine zenginleşmeye, gelişmeye, güçlenmeye çalışıyoruz. Bir paylaşma kültürü ortaya koyuyoruz. Telefonlar geliyor, ‘aman nazar değmesin’ diyorlar. Hep bu sözleri alıyoruz. Bu ne demek biliyor musunuz? Herşey o kadar iyi gidiyor ki, hiçbir temennimiz yok, aman bozulmasın böyle.
Peki siz bu beraberliğe nazar değmeyecek diyor musunuz?
Evet evet, (gülerek) nazar değmeyecek... Böyle söyleyenler nazar değdirecekler, bıraksın şom ağızlı olmayı (gülerek)... Bıraksınlar böyle konuşmayı. Biz birbirimizi tanıyoruz, seviyoruz, çok mutluyuz bu beraberlikten. Bunu daha çok ileri taşımak istiyoruz.
Şeamet senaryoları tutmayacak
Bizim ortaya koyduğumuz işbirliğinin yürümeyeceğini söylemenin hiçbir haklı temeli yok. Bunu yapanlar da herhangi bir temeli olmadan afaki şekilde yapıyorlar. Bu toplumumuzun bir kültürel zaafiyetidir. Tam tersine bu beraberliği sahiplenmek, bunun ivmesini artırmak, buna destek vermek varken, şimdi bilgiçler köşeye yatmış ‘‘bunlar yakında düşerler birbirlerine’’ diye şeamet tellallığı yapmaya, kara senaryolar yazmaya başladılar. Bunun anlamı yok. Bu doğru, sağlıklı bir kültür değil. İşimizi yapıyoruz. Dürüstlükle, iyi niyetle yapıyoruz. Hiçbir peşin fikir, öngörü, tuzak, bir olumsuzluk kesinlikle kimse için söz konusu değildir. Siyaset en şaffaf iştir, herşey hemen gözükür.
Kemal böyle olacak dedim
Sayın Derviş YTP'ye yöneldiğinde, üçlü fotoğrafı çektirdiğinde bir tedirginlik duydunuz herhalde...
Hayır duymadım. Mantığıma çok güveniyordum, çok inanıyordum. Bakın böyle olacağına söyledim. Bu tabloyu söyledim. Onu tarif ettim, bak böyle olacak dedim. Böyle olacağı açık. Bir başka yerde bu olmaz.
Kendisi size ilk kez 2000 Kasım ayında telefon açıp, CHP'de görev almaya hazır olduğunu söylemişti. Sonra kriz çıkınca Hazine Bakanı oldu ve siyasete geçiş aşamasında YTP kulvarına girdi...
Ben o zaman bu işbirliğinin Türkiye'de ipleri elinden kaçıran, ekonomik programı sıkıntıya sokmaya başlayan hükümete yönelik bir arayış olduğu kanısındaydım. Bunu ayrı kalıcı bir siyasi parti kurma girişimi olarak değil, bunu hükümetin istikrar programının çıkmaza girme tehlikesi karşısında bir yeni hükümet arayışı ile ilgisi olduğu kanısındaydım. Ve CHP'yi dışlayan bir modelin hiçbir zaman ciddi hiçbir kimsenin aklından geçemeyeceğini biliyordum.
YTP Kemal’in israfı olurdu
Sayın Derviş, 10 Temmuz'da YTP fotoğrafının içine girdi. 17 Temmuz'da da sizi ziyarete geldi. Bu mesajları o zaman kendisine verdiniz mi?
O, her aşamada mutlaka CHP'nin önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek olan oluşumların merkezinde yer alması gerektiğini düşünüyordu. Bundan bir kuşkusu yok. Onu belki başkalarıyla birleştirmeyi düşünüyordu. Onlara sizinle beraberiz derken, yani gelin hep beraber CHP'de beraber olalım düşüncesindeydi.
O zaman siz bir tedirginlik içinde değildiniz.
Hayır. Ben CHP kendi başına bu ortamda çok doğru bir mücadele verdiği için, yüzde 16-18 bandına yerleşmiş bir parti, Türkiye'nin iktidara aday iki partisinden biri olduğunu bu elverişsiz koşullarda kanıtlamış olan bir parti yok sayılarak, bir ciddi oluşum ortaya konulamazdı. Üstelik bu oluşumu Türkiye'yi ifalasa sürükleyen kadrolardan yola çıkarak yapacaksınız. Bu olacak iş değil. Bunu hiçbir zaman ciddiye almadım. Ve bu bir israf olacaktı. Onun (Derviş) israfı olacaktı.
O görüşmenizde Derviş'e bu görüşleri aynen söylediniz mi?
Yani... Şu andaki düşüncemi söylüyorum.
Onun aklına güveniyorum
Derviş YTP'ye yöneldiğinde mantığınıza güvenerek bunun yürümeyeceğini düşündüğünüzü söylüyorsunuz. Ama bir taraftan da Derviş'i CHP'ye çekebilmek için göbeğinizin çatladığını da belirtiyorsunuz. Demek ki zor bir süreç oldu...
Tabii yani... Mantıklı davranmak kolay değil Türkiye'de.
Zorlayan neydi? Göbeğinizi çatladan neydi?
(Gülüyor) Türkiye'de herkes çok mantıklı davranmaya açık değil. Herkesin özel senaryoları var. Siyaset yapmak herkesin hakkı. Bu sadece görüş söyleme, oy verme halinden çıkıyor, bazen siyaset dizayn etmeye yöneliyor. Siyaset mühendisliği gayretleri oluyor, onların etkisinden çıkmak kolay iş değil tabii. Ama Kemal çok sağduyulu, çok akıllı, çok sorumlu davrandı. Güdülmeyi reddetti. Yönlendirilmeyi reddetti. Akıl ve mantığı ile sağduyusu ile kararı aldı. Ben Kemal'in aklına ve mantığına güveniyordum. Kendi aklıma ve mantığıma da güveniyordum.
Rozeti takarken çok duygulandım
Dün (önceki gün) kendisine CHP Genel Merkezi'nde gümüş altıok rozetini takarken neler hissettiniz?
Benim için de duygusal bir andı. Bütün bu haklı ve doğru olduğuna inandığım çalışmaların bir anlamda taçlanması noktasıydı. Gerçekten çok özel bir heyecan içindeydim. Kemal'e de o mutluluk ve heyecanımı rozeti takarken söyledim.
O an kendisine ne dediniz?
Şu an tam olarak hatırlayamıyorum ama, galiba şöyle dedim; Bunca güçlüğü aştıktan sonra bu beraberliği birlikte gerçekleştirdiğimiz için çok mutluyum, seni de kutluyorum, bunun başarılmasına büyük katkı yaptın. Bu mealde şeyler söyledim.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:55